Neşet Ertaş'ın, çileyle yoğrulu öyküsü, Bayram Bilge Tokel'in hazırladığı "Neşet Ertaş Kitabı"nda... Kitap, Neşet Ertaş'ı "kendisi" yapan kültür dokusunun tarihsel ve sosyal temeline tuttuğu ışıkla da ayrıca önemli...
Çocukluk yıllarımızda "Seher vakti çaldım yarin kapısın" dediğinde Neşet Ertaş, yeni bir günün ya da üzerimize abanmış olan uykumuzun da kapısını çalmış olurdu aynı zamanda. Neşet Ertaş için TRT'nin, "Kırşehirli Mahalli Sanatçı" anonsuna âşina kulaklarımız, tabii ki o zamanlar, " Kırşehirli" mahalli sanatçı mı yoksa "Dünyalı" mahalli sanatçı mı ayırdına, tumturaklı analizler eşliğinde varmış değildi henüz. Gerçi Neşet Ertaş orijininin, Türkiye'nin kültür şuurunda tespit ve teslim edildiği zamanı göz önüne aldığımızda, bizim çocukluğumuzdan böyle bir cevvaliyet beklemek haksızlık olurdu.
Türkiye bir keşifler ve dolayısıyla da kaşifler ülkesi. Birileri çıkıp da bak senin elin var, burnun var demeden sahip olduğumuz şey(ler)in farkına varamıyoruz. Hatta, kaba bakışla göremediğimiz küçük dilimiz ya da böbreğimizin varlığından bizi haberdar eden insanlara harika insanlar (kaşifler) gözüyle bakıyoruz. Değerlerimize duyarsız kalışın marazi kolaylığına sığınan aymazlığımız, ancak işinin delisi biri tarafından modullandığında şöyle bir silkinip kendine gelmekte biraz biraz. Neşet Ertaş gerçeği bunun en tipik örneklerinden biridir: Aklı başında, işinin ehli bir sanat eri çıkıp da Neşet Ertaş budur edasıyla derli toplu bir çalışmayı gözümüze sokmasa, biz hâlâ böylesi bir ihtiyacın dahası görevin farkına varamayacaktık. Çünkü biz daha şunun da farkında değiliz: Medeniyet, kayıt altına almaktır.
Bayram Bilge Tokel Beyefendi'ye bu bağlamda şükranlarımızı arz etmek bir vefa borcu olsa gerektir. Çünkü, çok önemli bir hususu yani bu toprağın sesini bize ulaştıran, bu toprağı daha kolay ve doğru anlayıp yorumlama imkanlarını bize bahşeden kıymetlerin hayatlarının, bir bütün olarak kayda alınması gerekliliğini bize hatırlattı.
"Neşet Ertaş Kitabı", Neşet Ertaş'ın, çileyle yoğrulu hayat ve sanat öyküsünü, zengin ve akıcı bir anlatımla okuyucuya ulaştırmasının yanı sıra, Neşet Ertaş'ı "kendisi" yapan; aynı zamanda Neşet Ertaş'la da kendisini en görkemli biçimde ifade etme imkanı bulan kültür dokusunun, tarihsel ve sosyal temeline tuttuğu ışıkla da ayrı bir önem kazanıyor. Neşet Ertaş'ın esin kaynağı olan kişilerin hayatlarına ilişkin derli toplu bilgileri içeren bölümler, Neşet Ertaş için hazırlanmış bir kitapta fazlaca yer işgal ettiğine dair oluşacak kanaatlere kapı aralayacak olsa da, Yazar'ın, Neşet Ertaş nosyonunu bir bütün olarak verme hassasiyeti dikkate alındığında, sözkonusu bölümlerin kitap için bir zorunluluk olduğu görülecektir. Ayrıca sözü edilen bölümler, bize, bir M. Ertaş, H. Taşan, Mahsuni Şerif, Çekiç Ali, Bayram Aracı vb. kişiler üzerine yapılacak monografi çalışmalarının ne kadar önemli olduğu gerçeğini de derinden duyurmaktadır. Bilimadamı, müzikolog, müzisyen ve ozanlarla yapılmış konuşmalar kitaba ayrı bir renk katmaktadır.







