Haftanın filmi / Dondurmam Gaymak / Komplekssiz, sımsıcak ve şairâne...

Ali Murat Güven
00:0024/11/2006, Cuma
G: 23/11/2006, Perşembe
Yeni Şafak
Haftanın filmi / Dondurmam Gaymak / Komplekssiz, s
Haftanın filmi / Dondurmam Gaymak / Komplekssiz, s

Televizyon dizilerinden yetişme Egeli genç yönetmen Yüksel Aksu, memleketinin insanları ve geleneklerine dair kişisel gözlem ve deneyimlerinden beslenen ilk filmi “Dondurmam Gaymak” ile Türk sinemasında yeşeren “yeni gerçekçi akım”ın son dönemlerdeki en başarılı örneğini ortaya koyuyor.

Dondurmam Gaymak

(Ice Cream-I Scream)

2006, Türkiye yapımı

- 79. Oscar Ödülleri "En İyi Yabancı Film" dalında Türkiye'nin aday adayı

- 25. Uluslararası İstanbul Film Festivali Jüri Özel Ödülü

- 13. Altın Koza Film Festivali "Jüri Özel Ödülü", "Halk Jürisi Ödülü" ve "En İyi Erkek Oyuncu Ödülü" (Turan Özdemir)

- New York Queens Uluslararası Film Festivali / "En İyi Komedi Filmi" ve "En İyi Yönetmen" Ödülleri

Senarist-Yönetmen
: Yüksel Aksu

Yönetmen Yardımcısı
: Tankut Kılınç

Yapım Firması
: Makara Film ve Hermes Film

Yapımcılar
: Yüksel Aksu, Tankut Kılınç, Eyüp Boz

Ortak Yapımcılar
: Elif Dağdeviren Güven, Bülent Helvacı

Süpervizör
: Üstün Barışta

Oyuncular
: Turan Özdemir ve Muğla halkı

Oyuncu Eğitmeni
: Mehmet Ali Alabora

Görüntü Yönetmeni
: Eyüp Boz

Müzik
: BaBaZuLa

Genel Koordinatör
: Ahmet Aksu

Yardımcı Yönetmen
: Güliz Sağlam

Sanat Yönetmenleri
: Yıldız Uysal, Figen Erdöş

Yapım Tasarımı
: Tan Berk Kurtcebe, Bora Batur, Burçin Batu

Kurgu
: Sedat Karadeniz

Işık Şefi
: Abdullah Yazıcı

Ses Kayıt
: Suat Alhan

Ses Tasarımı
: Onan Karagözoğlu, Jan Peridar







1990'lı yılların ortaları… Muğla'da seyyar dondurmacılık yapan Ali Usta (Turan Özdemir), piyasayı kaplayan büyük dondurma markalarına karşı inatla var olma mücadelesi vermekte, banka kredisi kullanarak aldığı yeni dondurma motoruyla köy köy dolaşmaktadır. Günün birinde, kasabanın haylaz çocukları motoru çalarlar. Ali Usta öfkeden deliye döner ve motorunu kendisini yok etmek isteyen büyük dondurma markalarından birinin çaldığını düşünerek, bayilerden tek tek kayıp aracının hesabını sormaya başlar.


"Dondurmam Gaymak"ın adı, bu yılın başlarında câmiada adım adım duyulmaya başladığında, herkes "köylü yönetmen" nâmlı Ahmet Uluçay'ın yerel öğelerle bezeli sinemasına öykünen ikinci bir "köylü"nün daha çıktığını düşünüyor ve hiç kimse bu çalışmaya prestijli yarışmalarda bir dirhem şans tanımıyordu. Çünkü Yeşilçam, Uluçay'a gösterilen tarzda yüksek bir hoşgörü için kapılarını ancak çeyrek yüzyılda bir kez açardı. Ben ise filmi uzunca bir süre görme fırsatı bulamadığım için, aşağılamalar havalarda uçuşurken alabildiğine tarafsız kalmayı yeğledim.

"Dondurmam Gaymak"ın "eline kamera geçirmiş bir grup amatörün boş zaman eğlencesi" olmanın ötesinde sanatsal bir değeri olmadığına ilişkin acımasız yargılar, geçen ilkbaharda İstanbul Film Festivali'nden gelen "jüri özel ödülü"yle de değişmedi. Aynı şekilde, Altın Koza'dan alınan üç ayrı ödülü, söz konusu yarışmanın yerelliğe fazlaca prim veren naif yapısına bağladı kimileri… Hele de filmin 79. Oscar Ödülleri'nde Türkiye'yi temsil etmesine karar verildiği duyulunca tam anlamıyla kıyametler koptu. Daha bu kararın tantanası sürerken de Queens Film Festivali'nden o sürpriz haber geldi. Aylardır hakir görüle görüle bihal olan "Dondurmam Gaymak", bu prestijli yarışmadan da çok önemli iki ödülle dönüyordu.

Sözün özü, yönetmen Yüksel Aksu, doğru bildiği yolda sabırla ve kendinden emin adımlarla ilerleyerek, sinemadan müthiş anladığını düşünen kimilerinin ağzının payını bir güzel verdi. Sanıyorum, ilerleyen günlerde gerek Türkiye'de elde edeceği gişe başarısı, gerekse boy göstereceği yeni uluslararası yarışmalarla da vermeyi sürdürecek.


Filmin -kendisi de Ulalı- olan yönetmeni Aksu'yu "Büyük Yalan", "Yılan Hikayesi", "Bir Dilim Aşk" ve "Yarım Elma" gibi, yönetmenlik/yönetmen yardımcılığı görevlerini üstlendiği bazı popüler televizyon dizilerinden tanıyoruz. Öğrenebildiğimiz kadarıyla, bir dönem memleketinde "müezzinlik" gibi ilginç işler de yapmış olan sanatçı şimdilerde ise sosyalist çizgide bir hayat sürüyormuş. Eh, bu da çok doğal bir durum; çünkü İslâm dini sosyalizmden önce de vardı ve sosyal adaletçi yönüyle onun da fikir babası. Biz özenle yetiştiririz, solcular hazır alırlar! (Çıkan gürültüyü duyar gibi oluyorum)

Bilmelisin ki ben bu linç girişimlerinde tamamen masumum Yüksel kardeşim, başından beri eserini aşağılama yarışına giren o “şer çetesi”nin içinde yoktum çünkü. Hakkında onca laf edildiğini duyduğum filmini izleyeli çok az zaman oldu ve perdede gördüğüm içtenlik karşısında gerçekten de afalladım.

Neşeli bir filme getirdiğimiz bu muzipçe yorumlar bir yana, oyunculuklarıyla, görüntüleriyle, müzikleriyle ve yönetimiyle "ışıl ışıl" bir Türk filmiyle karşı karşı karşıya olduğumuzu özenle vurgulamak gerekiyor. Hele de yönetmenin, üçü dışında tamamı amatörlerden oluşan kalabalık bir oyuncu kadrosunu (oyuncu eğitmenliğini üstlenen Mehmet Ali Alabora'nın da katkılarıyla) olayın havasına bu denli başarıyla sokmuş olması, tek kelimeyle hayranlık uyandırıcı…

"Dondurmam Gaymak"ı mutlaka izleyin. Ama yalnız başınıza değil, arkadaşlarınızı, akrabalarınızı, eşinizi ve çocuklarınızı da götürün salonlara. Böylesine komplekssizce, tutkuyla, her türlü ahlâkî kirden-pastan uzak ve de bu denli başarıyla sinema yapan bütün insanlar sonuna kadar desteklenmelidir çünkü…




* * *

İngilizce çeviride yapılan söz cambazlığı


Türkiye'nin önümüzdeki ilkbaharda düzenlenecek olan 79. Oscar (Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi) Ödülleri Yarışması'nda "Yabancı Dilde Film" kategorisinde aday adayı gösterdiği "Dondurmam Kaymak", bu yarışmanın lobi faaliyetleri için hazırlanan İngilizce afişinde de parlak bir zekâ gösterisi sergiliyor. Filmin -sapına kadar Türkçe olan- özgün adının İngilizce'ye asla lâyıkıyla çevrilemeyeceğinin bilincinde olan yapımcılar, bu nedenle onu "Ice Cream-I Scream" gibi gayet muzipçe bir çeviriyle sunmaktalar Akademi jürisine. Malûmunuz, "Ice Cream" İngilizcede "dondurma" demek, hemen hemen aynı fonetikle okunan "I Scream" ise "Çığlık Atıyorum" anlamına geliyor. Böylelikle filmin İngilizce adı, öyküsünü çok güzel yansıttığı gibi, en az Türkçesi kadar da sevimli olmuş.