
Oktay Ekşi''ye göre Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Güroymak''a “Norşin” diyerek devletçe benimsenmiş isimlere sahip çıkmamış oluyor. Yazısının başlığını “İsim fetişizmi” olarak koymuş Ekşi..
Peki devletçe benimsenen lakin halk tarafından sahiplenilmemiş isimler birer tabu mudur?
Devlet adamları “devlet tabuları”na karşı çıkamazlar mı?
Zaten tartışma, değiştirilmiş ancak halk tarafından benimsenmiş isimlerle de ilgili değil.
Sorun, bölgenin öteden beri en etkin dini merkezlerinden biri olarak bilinen Norşin''in adının, yöre ile hiçbir ilgisi bulunmayan Güroymak diye bir kalemde değiştirilmesi..
Yöre halkı bu ismi medreseler ve dergahlardan nice alimler yetişmesinden ötürü “Nurşin” diye benimsemişler.
Yani, Norşin daha çok nurlu bir yerleşim merkezi olarak kabul görmüş.
Norşin adının devletçe hangi gerekçelerle değiştirildiğini de bilmiyoruz.
İlk olarak Norşin''in medreseleri ve dergahlarından kaynaklanan ününü baltalamak amacıyla isim değişikliğinin yapıldığı ihtimali geliyor akla.
Yöre isimlerinde herhangi bir değişiklik olacaksa, bu değişikliğin yöre halkının rızasıyla gerçekleşmesi gerekir.
Norşin-Güroymak örneğinde böyle bir rıza görünmüyor.
Sevgili dostum Müfit Yüksel bana eski nüfuz cüzdanını gösterdi.
Doğum yeri “Norşin” yazıyordu.
En fazla otuz senelik bir nüfus cüzdanıydı bu.
Babası Sadreddin Yüksel Hoca''nın ailesi Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rus ordularının Ermeni çeteleriyle birlikte Adilcevaz ve çevresine tasallutu yüzünden Konya''nın Sarayönü kazasına yerleşmiş.
Sadreddin Hoca da Sarayönü''nde doğmuş 1920''de.
Sonra da ailesiyle memlekete dönerek Norşin medreselerinde okumuş.
Hocası Şeyh Masum''un kızı “Sarete Hanım” ile evlenmiş.
Norşin medreselerinde ders veren Sadreddin Hoca uzun yıllar İstanbul''da yaşadı ve burada vefat etti.
Her ne kadar Norşin''de yetişip büyümüş olsa da İstanbullu bir din alimiydi.
Onu Kürt bir molla olarak değil Anadolu halkının birlik ve beraberliğini savunan bir alim olarak tanıdık hep.
Bölgedeki alimlerin de öyle hissettikleri kanısındayım.
Terör örtüsü çekildiğinde bu duyguların daha yüksek sesle ifade edileceğinden de eminim.
Bu yüzden “Norşin''e illa Güroymak diyelim” türünden bölge halkını rahatsız edici bir isim fetişizminden sıyrılmak lazım.
Halk “Norşin” diyorsa devlet de “Norşin” demekten yüksünmemeli..
Zaten Cumhurbaşkanı “Norşin” dedi, Başbakan da arkasında durdu.
Yani, devletin zirvesi “Norşin” diyor ama bizim gedikli devletçiler Güroymak diye tutturuyorlar.
Demek ki tabu, devlete değil, kendisini devlet yerine koyan sivillere ait.
Belki de sorun bu.
Bir süredir İlhan Selçuk''u dikkatle izliyorum. ''Sol'' bir gelenekten geldiği halde memleket meselelerinde Batılı anlamıyla ''sağ'' bir tutum izlediğini gözlemliyorum.
Devleti ve toplumu ilerleten bir solculuktan ziyade gerileten bir yaklaşım sergiliyor öteden beri.
Zaten “Vatan” yazarı Zülfi Livaneli de sağ ve sol kavramlarının Türkiye''deki karşılıklarını irdelediği yazısında solun sağ, sağın sol olduğuna dikkat çekmiş.
CHP''nin sağ, AK Parti''nin sol çizgiye uyan yaklaşımlar sergilediğini ima etmiş.
Livaneli''nin partiler bazında irdelediği bu kavramları kişilere teşmil ederek sınıyorum ben de.
Çıkan sonuç, Livaneli''nin tespitleriyle birebir örtüşüyor.
Elbette bu bir çelişki.
İlhan Selçuk, sıradan bağnaz bir milliyetçinin tarih, efsane ve kutsal devlet algısıyla uyum içinde bir süredir.
Tabii ki insanlar kırkında neyse sekseninde de aynısı olacak diye bir şey yok.
Ama hem sağ, hem sol olmak yeterince ağır bir baskı..
İşte İlhan Selçuk rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış.
Doktorların açıklamasına göre, vücudunun ''sol'' tarafında bir kuvvetsizlik, beyninin ''sağ'' tarafında ise beslenme bozukluğu gözlenmiş.
Yaşının ilerlemiş bulunmasının, yanısıra Ergenekon Soruşturması kapsamında sanık olarak yargılanmasından kaynaklanan stresin de rahatsızlığı tetiklemesi muhtemel.
Yukarıda sözünü ettiğim düşünsel çelişkileri de yabana atmamak lazım tabii..
Dedim ya ben de bir süredir İlhan Bey''in ''sol'' tarafının ziyadesiyle kuvvetten düştüğü kanısındayım.
Lakin yeterli ideolojik beslenme geleneğine sahip olmadığı için beyninin sağ tarafı da zor durumda görünüyor.
Düşüncelerin netliği, kavramların berraklığı, siyasal değerlerin kendi içinde tutarlılığı ve bu siyasi değerlere duyulan inancın kuvvetli olması insanı zinde kılıyor.
Düşünce, yaşamı ve yaşam enerjisini biçimlendiriyor.
Herhalde bu hekimlerin de kabulüdür.
Bir vücutta iki hükümdar olmaz, olur ise buna vücut dayanmaz.
Bu vesileyle İlhan Selçuk''un hem kafa hem beden sağlığına kavuşmasını diliyorum.
İçtenlikle..
Roj Tv, Ertuğrul Özkök''ü programa davet etmiş, o da bu daveti çok önemsemiş. Özkök''ün hükümetin “birlik ve beraberlik projesi” dediği Kürt açılımına ilişkin yaklaşımından hoşnut kalmış görünüyor Roj Tv.
“Gideyim mi, gitmeyeyim mi” diye yazıişleri''nde gündeme getirmiş bu daveti Özkök.
Hürriyet yazıişleri “davete icabet etsin mi etmesin mi” meselesinde ikiye bölünmüş.
Bir kısmı içten bir şekilde “mutlaka katılmalısın” havasındaymış.
Bir kısmı ise ihtiyatlı bir havadaymış.
Lakin “kesinlikle katılmamalısın” havasında değilmiş hiçbiri de.
Anlayacağınız, hava ılımlı, orta şekerli..
İlk başta davete katılacak kanaati oluşturan Özkök''ün yazısından anladım ki bu davete icabet et-me-ye-cek.
Ne şiş yansın ne kebap havasında çünkü.
Öte yandan Roj tv, devletçe benimsenmiş bir televizyon kanalı değil.
Gerçi Ertuğrul Özkök de devlet görevlisi değil.
Yine de Roj tv''nin davetine icabet ederek görüşlerini açıklaması mümkün gözükmüyor.
Hiç kimse de Ertuğrul Özkök''ten deli cesareti göstermesini beklemesin.
Özkök ne delidir, ne de cesur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.