
Adıyaman''da, Gaziantep ve İzmir''de de Alevi kardeşlerimizi irkiltmeye yönelik girişimlerin provokasyon olduğu belliydi.
Erzincan''ın Üzümlü ilçesine bağlı “Avcılar Köyü”ndeki okul duvarına Alevileri hedef alan sloganların yazılması da bu serinin bir devamı.
Anlaşılan o ki, failleri belli olmayan bu iş bir paket halinde sürdürülüyor..
Akla gelen ilk amaç, Alevi kardeşlerimizi sürekli diken üstünde tutmak.
“Maraş”, “Sivas” ve “Çorum” gibi derin travmalara yol açmış olaylar hafızalara getirilmek isteniyor.
Ateşin küllenmemesi için yapılan şeytani üflemeler bunlar.
Çok şükür Türkiye o eski Türkiye değil ve bu tür üflemeler sonuçsuz kalıyor.
Milleti bileşenlerine ayırarak bölmeyi ve biribiriyle vuruşturmayı amaçlayan provokasyonların bu ülkede bir şansı kalmamıştır.
Kimse artık bu bayatlamış numaraları yutmuyor.
Alevilerimiz de, Sünnilerimiz de ne yapılmak istendiğini gayet iyi anlıyorlar çünkü.
Erzincan''da okul duvarına yazılan sloganlarla ilgili olarak ortaya konulan tepkiler sevindirici bu yüzden.
“Cihan Haber Ajansı”na konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Selahattin Özer bakın ne demiş:
“Bu zihniyet sağ-sol çatışması, Alevi-Sünni çatışması, Türk-Kürt çatışması çıkartarak besleniyor. Biz kardeş olarak omuz omuza, yan yana gelerek bu tür olaylara karşı duracağız.”
Alevilerin önde gelen dedelerinden Mehmet Ocak ise şöyle konuşmuş:
“Provokatörlere fırsat verilmesin. Geçmişteki tatsız olayları, dönmemek üzere geriye bıraktık. Birkaç ilde konuyla ilgili toplantılar yapıp birlik ve beraberlik mesajları verdik. Şu an herhangi bir zarar ve ziyan yoktur. Güzel memleketimizde kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bu provokasyondur.”
Alevi Kültür Dernekleri Gaziantep Şube Başkanı Hüseyin Karakuş''un tepkisi de çok farklı değil:
“Biz, Sünniler, Aleviler kardeşçe aynı bayrak altında, aynı gemide yaşıyoruz. Ancak ortalığı karıştırmak isteyenlere fırsat verilmemeli ve vermeyeceğiz. Birkaç art niyetli kişi provokasyon yapıyor. Ortamı germeye çalışıyor.”
“Avcılar Köyü” muhtarı İsmet Demir ise ülkemizin her yanında yaşanan gerçekliğe dikkatimizi çekmiş:
“Şüphelendiğimiz kişiler yok, yan köyümüzde bize yakın Sünni arkadaşlarımız var, onlarla beraber yaşıyoruz ve onlardan böyle bir şey beklemiyoruz. Bunların provokasyon amaçlı yapıldığı belli ve iki grubu karşı karşıya getirmek için yapıldı. Ben 50 yaşındayım, senelerdir böyle bir şey görmedim. Biz Alevi ve Sünniler olarak senelerdir iç içe yaşıyoruz. Onların böyle bir şey yapacağını beklemiyoruz.”
Hükümet kanadından bu yönde gelecek güçlü sesler hepimizi ziyadesiyle sevindirecek.
Alevi camia nezdinde böyle bir beklenti olduğunu zannediyorum.
Başbakan Erdoğan''ın 23 Mart''ta İstanbul''da “Harp Akademileri Komutanlığı”nda verdiği konferansın içeriği genel hatlarıyla belli oldu.
Askerlere hitaben yaptığı konuşmada Başbakan, “demokrasi” vurgusunu öne çıkarmış, darbelerin ülkeye verdiği zararlara dikkat çekmiş.
Teröre karşı mücadelede güvenlik tedbirlerinin yanı sıra kalkınma ve demokratikleşme adımlarının sürdürülmesi gerektiğini ifade eden Başbakan, TSK''yı barışa hizmet eden, caydırıcı bir güç olarak tanımlayarak gereken desteğin verileceğini de belirtmiş.
Türkiye''nin dış politika seçeneklerinin zenginleştiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, ”Yüzümüzün Avrupa''ya dönük olması, Doğu''ya, Güney''e, Kuzey''e sırtımızı dönmemiz anlamına gelmiyor” diye konuşmuş.
Şimdiye kadar siyasetçiler askere başka, halka başka türlü konuşuyorlardı.
Bildiğim kadarıyla bir Başbakan askerlerin karşısına çıkarak ilk defa bu kadar açık ve net konuşuyor.
Başbakan Erdoğan halka ne söylediyse, askerlere de aynı şeyleri söyledi.
Anayasal sistemin gerektirdiği biçimde, kurumlararası uyumun sürdürülmesi bakımından son derece olumlu bir karşılaşma.
Bu yüzden konferansın askerler nezdinde pozitif etkiler meydana getirdiğini düşünüyorum.
Siviller de, askerler de asli görevlerini yaptıkları sürece Türkiye dünyada hak ettiği yeri alacaktır.
İran''ın dini lideri Ayetullah Hameney, Başbakan Erdoğan''a “Dinimiz kitle imha silahlarına izin vermez” demişti.
“Suriye''nin Dostları” toplantısına katılan ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton gazetecilere yaptığı açıklamada Ayetullah Hameney''in bu sözlerine atıfda bulunarak şöyle demiş:
“Hamaney, kitle imha silahlarını geliştirmeyi dini olarak yasak diye nitelendirmiş ve bu sözlerinin Türk liderler tarafından ciddiye alınmasını istemiş. Biz bu açıklamaları memnuniyetle karşılarız. Ancak önemli olan bu açıklamaların P5+1 görüşmeleri zemininde operasyonel hale getirilmesidir. Bana geceleri uykularımı neyin kaçırdığı soruluyor. Uykularımı kaçıran İran''ın kitle imha silahlarıdır.”
En yüksek siyasi ve dini mercii olarak Ayetullah Hameney''in sözü İran''ı bağlayan bir senettir.
Bu sözün üstüne daha fazla ne söylenebilir ki?
İran''ın nükleer silah üretmeye çalıştığı kanıtlanmış değil ama İsrail''in elinde bu silahlardan bolca bulunduğunu cümle alem biliyor.
Asıl endişe kaynağı bu silahların aşırı siyonist bir grup tarafından ateşlenmesi ihtimalidir.
Öte yandan nükleer silahları, uluslararası bir güç ve tehdit aracı olarak devreye sokanlar Müslüman ülkeler değil.
Kimyasal ve biyolojik silahlar gibi nükleer silahlar da Batı mantalitesinin bir ürünü.
Nükleer silahların yapımında kullanılan malzemeler de Batı laboratuvarlarında üretiliyor.
İlk atom bombası, 1945''de ABD tarafından Japonya''nın “Hiroşima” ve “Nagasaki” kentlerine atılmıştı.
ABD''nin müttefiki İngilizler de, dünya sosyalizminin kalesi Sovyetler Birliği de Japonya''ya atom bombası atılmasına razı olmuşlardı.
Pakistan asıllı solcu yazar Tarık Ali''nin dediği gibi Stalin atom bombasının kullanılmasına itiraz etmemişti.
Bildiğim kadarıyla Amerika atom bombası kullandığı için özür bile dilemedi.
Peki Batı uygarlık değerleri nükleer silahların üretilmesine nasıl oluyor da izin vermişti?
Hilary Clinton''un uykularını kaçıran asıl gerçek bu olmalıydı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.