Adil Öksüz ajan mı? Kılıçdaroğlu Yenikapı ruhuna neden ihanet etti

04:003/10/2016, Pazartesi
G: 16/09/2019, Pazartesi
Bülent Orakoğlu

Ülke olarak '' İkinci Kurtuluş savaşı'' verdiğimiz kritik iç ve dış konjonktürde, kamuoyu gündemi FETÖ'nün Hava Kuvvetleri imamı Adil Öksüz ve ikinci darbenin olup olmayacağına yönelik analiz ve haberlere kilitlenmiş görünüyor. Son olarak bu iki konuya eklemlenen OHAL Yasası'nın uzatılması da, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun milli güvenliğimize yönelebilecek tehditleri görmezden gelip, 2017'de yapılması muhtemel erken genel seçimlerde oyunu arttırmaya yönelik siyasi hesaplara kurban edilmek isteniyor. Oysa 15 Temmuz Kalkışması ile ilgili olarak Türkiye genelinde cumhuriyet savcılarının hazırlık tahkikatları ve iddianamelerin hazırlanması, FETÖ operasyonlarıyla birlikte devam ediyor. Ara sıra bazı darbeci önemli aktörlerin medyaya yansıtılan ifadelerinden devleti ahtapot misali kuşatmış FETÖ'nün megaloman yapısını gözler önüne sererken ne kadar tehlikeli olabileceklerinin ipuçlarını da gözler önüne seriyor.



Adil Öksüz tarafından yönetilen, Türkiye'yi işgal ve iç savaşa zemin hazırlamaya yönelik isyan hareketi başarısız olunca, FETÖ imamı 16 Temmuz sabahı Akıncılar Üssü'nden kaçarken yakalanmıştı. Yakalanması sonrasında kendisine, gözaltına alındığı Kazan Jandarması'nda ve yargıda korunup kollandığına dair bir dizi özel muamele yapılarak, adli görev kötüye kullanılarak suistimal edildiği, bizzat HSYK müfettişleri tarafından tespit edilmişti. İsyan hareketini planlayan ve yöneten bu önemli ismin üç gün içinde serbest bırakılması ''Kalkışmanın'' arka planını aydınlatabilecek en önemli delil olan GPS cihazının da bu alçağa teslim edilmesi, şüphesiz isyan hareketinin merkezi Akıncılar Üssü veya Kazan'daki FETÖ'nün kripto elemanlarının devreye girdiğinin önemli bir işaretiydi. Bu durum, yazılı ve görsel medya da Öksüz'ün günümüze değin neden yakalanamadığı, bu kişinin devletin elinde itirafçı mı, yoksa MİT ajanı mı olduğu iddialarından başlayarak bir dizi senaryo dile getirildi. Neredeyse FETÖ kalkışması ve yapılan soruşturmalar ikinci plana itilmişti.



Medyada daha sonra, bizzat Kılıçdaroğlu tarafından FETÖ İmamı Adil Öksüz'ün devlet tarafından korunup kollandığı, MİT ajanı olduğu ve öldürülebileceği iddiaları ortaya atıldı. Kılıçdaroğlu'nun, Öksüz'ün MİT elemanı olmadığı yönündeki haberlere ve devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalara itibar etmesi gerekir. Zira hiçbir istihbarat örgütü, 'bu bizim elemanımız veya değil' diye açıklama yapmaz kanaatindeydim. FETÖ imamı Adil Öksüz'ün öldürülebileceğine yönelik iddialar, daha önce bazı yazarlar tarafından dile getirilmiş hatta Adil Öksüz'ün yakalanması halinde korumaya alınması dahi önerilmişti. Zira 15 Temmuz Kalkışması'nı yöneten FETÖ İmamı Öksüz 11-13 Temmuz tarihleri arasında gittiği ABD'de yalnızca 6 saat kalarak geri dönmüştü. Bu durum 15 Temmuz Kalkışması için terörist başından onay alındığının açık bir işareti olarak görülebilirdi. Adil Öksüz'ün sağ yakalanması bu açıdan çok önemliydi.



Adil Öksüz'ün MİT ajanı olduğu iddiası ise çok komik hayatın doğal akışına uyarlanması mümkün olmayan bir durum. Bunu Kılıçdaroğlu da biliyor ancak devleti ve hükümeti suçlamanın tek yolu da bu iddiadan geçiyor. Tıpkı terörist başı Gülen'in Alman televizyonlarında iddia ettiği gibi Kılıçdaroğlu da 15 Temmuz Kalkışması'nın arkasında Cumhurbaşkanı ve iktidar olduğu algısını yaratmaya çalışıyor.



Siyaset mekanizmalarının ülkenin ulusal güvenliğine yönelik tehditler karşısında birlik beraberlik mesajı verdiği 'Yenikapı ruhuna' CHP neden ihanet ediyor? Yoksa buna mecbur mu bırakılıyor. Zira 17/25 Aralık'ta hukuk örtüsü altında FETÖ tarafından gerçekleştirilen, darbe girişiminden yalnızca 12 gün önce Yeni CHP'nin lideri Kılıçdaroğlu ve CHP heyeti Fethullah Gülen'in onursal başkanı olduğu ABD'deki cemaat derneklerini(!!!!) tek çatı altında toplayan Turkic Amerikan Alliance'nin Başkanı Faruk Taban ve diğer yöneticilerle otelde sabah kahvaltısı yapmıştı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu havaalanında, ABD gezisi ve o süreçte cemaat olarak adlandırılan derneklerin temsilcileriyle yapılan toplantılar hakkında açıklamalarda bulunmuştu. ''Keşke o görüşmede basın da olsaydı. ABD'de ağırlığı olan bir sivil toplum kuruluşu. Bu grubun davetini kabul etmemek için bir neden yoktu. Türkiye'de tartışılan cemaatle ilgili konular uzaktan yakından gündeme gelmedi. ABD'de bu grubun alt kuruluşları var. Kongre üyeleri, iş dünyası ve başka alanlardaki kişilerle yaptıkları faaliyetleri anlattılar. Bu konuda brifing verdiler. Son bölümde de özellik dış politika bağlamında bazı sorular sordular.''



Yeni CHP'nin 17/25 Aralık darbe girişimine yalnızca sayılı günler kala Cemaat'le ne işi vardı. Hem de ABD'de. FETÖ kurduğu kumpas sonrasında Baykal'ı koltuğundan ederken Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkanlık yolunu açmıştı. Şeytan ayrıntıda gizli derler. Cemaat'le görüşmeler neden basına kapalı yapıldı. Terörist başı o süreçte Yeni CHP Genel Başkanı'na hangi mesajları yolladı?


#Adil Öksüz
#MİT
#Kılıçdaroğlu
#FETÖ