Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı"nın dikkatine

00:006/01/2014, Pazartesi
G: 11/09/2019, Çarşamba
Bülent Orakoğlu

1.5.2003 tarihinde TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu"nun daveti üzerine, o dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak, komisyona 28 Şubat sürecinde yapılan yolsuzluklar ile ilgili olarak genel bir değerlendirmede bulundum.Sürecin önemli aktörlerinden bazı üst düzey askerler ve DKK Oramiral Güven Erkaya hakkında bazı holding patronları ile ilişkileri konusunda, önemli bir kısmı yazılı ve görsel medyaya yansımış bir takım çıkar ilişkilerini görevim gereği millet iradesinin tecelli ettiği

1.5.2003 tarihinde TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu"nun daveti üzerine, o dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olarak, komisyona 28 Şubat sürecinde yapılan yolsuzluklar ile ilgili olarak genel bir değerlendirmede bulundum.

Sürecin önemli aktörlerinden bazı üst düzey askerler ve DKK Oramiral Güven Erkaya hakkında bazı holding patronları ile ilişkileri konusunda, önemli bir kısmı yazılı ve görsel medyaya yansımış bir takım çıkar ilişkilerini görevim gereği millet iradesinin tecelli ettiği Meclis çatısı altında üstün kamu yararını gözeterek açıkladım.

28 Şubat sürecinin arka perdesini aralamaya çalıştığım "''Deşifre-Darbeyi Rapor Ettim"'' isimli kitabımda da aynı bilgileri yayımladım. Kitabın yazım aşamasında yayınevi ile yaptığım telif sözleşmesinde kitaba karşı açılabilecek maddi ve manevi tazminat davalarında hukuki sorumluluğun Timaş"a ait olduğu hususu da ayrı bir madde olarak yer almıştı.

25 Mayıs 2003 tarihli Hürriyet gazetesi "irtica dış kaynaklı" haberinde, "Orakoğlu"nun 28 Şubat"ın önde gelen komutanlarından Oramiral Güven Erkaya"yı dolaylı olarak, İsrail istihbarat örgütü Mossad"la ilişki içinde olmakla suçladığı belirtilmişti. Orakoğlu"nun, işadamı Korkmaz Yiğit, Güven Erkaya"nın patronudur. Nesim Malki ile Yiğit arasında irtibat vardır. Onların arkasında da Mossad vardır" dediği yazılmış, haberin kaynağı ise Meclis Araştırma Komisyonu olarak gösterilmişti.

Bu haberin Hürriyet gazetesi ve sonrasında bazı görsel medya da yayınlanması sonrasında 24.07.2003 tarihinde Güven Erkaya varisleri Gülden Erkaya, Asuman Kıratlı, Argun Erkaya tarafından Deşifre isimli kitabıma ve TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu"ndaki ifadelerim nedeniyle Güven Erkaya"ya iftira attığım iddia edilerek şahsıma 30 bin TL manevi tazminat davası açılmıştı.

Dava dilekçesinde, Erkaya"nın 1992 yılında Donanma Komutanlığı"na geldiği günlerde emekliliğine hazırlık için ev satın alma planları çerçevesinde Korkmaz Yiğit ile tanıştırıldığı ve bir ev aldığı ancak bakiye borcunu ödeyemediği için evi iade ettiği, birkaç yıl sonra aynı sitede Korkmaz Yiğit tarafından yapılan evlerden birisini daha satın aldığı ancak Türkbank Skandalı nedeniyle bu evi de iade ettiği belirtilmişti.

Ancak 10 Mayıs 2012 tarihinde 28 Şubat operasyonları çerçevesinde, Güven Erkaya"nın damadı emekli Albay Ardan Kıratlı"nın Korkmaz Yiğit tarafından yapılan Kibele Konutları"ndaki ikametinden gözaltına alınması, davacıların yargıya yalan söylediği gerçeğini ortaya çıkardı. Bazı medya organları tarafından yapılan araştırmada dairenin Erkaya"nın eşi davacı Gülden Erkaya"ya ait olduğu ve davacılardan Erkaya"nın kızı Asuman Kıratlı"nın da bu dairede ikamet ettiği anlaşılmıştı.

Üstelik, dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu"na verdiği ifadede, "''Korkmaz Yiğit"in kendisine beni Güven Erkaya"dan sorabilirsin dediğini, Erkaya"nın kendisine Yiğit için güvenilir bir adamdır demesi üzerine Türkbank ihalesine Korkmaz Yiğit"in girmesine izin verdiğini açıklamıştı. İhale sonrasında, İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş"ın kendisine Yiğit"in Çakıcı ile irtibat halinde olduğunu ilettiği, Korkmaz Yiğit"in Kutlu Aktaş"a Kibele veya Platin Konutları"ndan değerinden çok aşağıda bir daire vermek için teklifte bulunduğunu, konuşmaların kaydedildiği"ni de belirtmişti.

Davaya bakan yerel mahkeme "''toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu kitapta, davalının meslek hayatında yaşadıklarını görüşleriyle birlikte aktardığı, yayında eleştiri sınırlarının aşılmadığı, olayların o an için güncel ve kamusal ilgi taşıdığı, öz ile biçim arasındaki dengenin korunduğu, TBMM Araştırma Komisyonu"nda verdiği ifadelerinde kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği" gerekçesiyle, 2007 tarihinde davayı reddetmişti.

Davacılar iki yıl bekledikten sonra ne hikmetse kararı tebliğe çıkartarak temyiz ettiler. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2 üyenin muhalefeti ve üç üyenin oyu ve oy çokluğu ile bozma kararı verdi. Yerel mahkemede davayı reddeden hakimin Yargıtay"a atanması yerine gelen yeni hakimin, Yargıtay"ın kararına uyarak şahsımı 4500 TL tazminat ödemeye hükmetmesi sonucu dava 8 yıl sürdüğü için yaklaşık 14 milyar bir parayı 2011 yılında peşin ödeme durumunda bırakıldım. Temyiz taleplerim ise reddedildi.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi"nin bozma kararında hukuk tarihinde ender görülebilecek haksız ve yanlı bir karara imza attığını düşünüyorum. Çünkü verilen kararda Deşifre isimli kitabımda tüm yazılanların doğru olduğu kabul edilerek, davaya zorla müdahil olmasını sağladım TİMAŞ Yayınevi"nin sözleşme hükümlerine göre tazminat ödememesi sağlanırken, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu"nda verdiğim ifadede Korkmaz Yiğit Güven Erkaya"nın patronudur ifademden dolayı tazminatın şahsıma ödetilmesi çift yönlü haksız ve yanlı bir karar olmuştur diye düşünüyorum. Çünkü gerek o dönemde ve gerekse günümüzde ortaya çıkan gerçekler bu tespitimin ne kadar doğru olduğunun bir kanıtı olarak ortada duruyor.

Üstelik, Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesi"nin tayin ettiği bilirkişinin, davalı Bülent Orakoğlu"nun Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu"nda verdiği ifadeyle, kitapta anlatılanların aynı mahiyette olduğu yönündeki raporunun ve Korkmaz Yiğit-Erkaya ilişkisi ile ilgili gerçeklerin Yargıtay"da dikkate alınmaması bu davanın eski Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin"in iddiaları doğrultusunda araştırılması gerçeğini ortaya koyuyor.