
Yüzyılın başındayız... 1908''ler... Afrika''nın güneyinde Kap sömürgesinde Bauer''ler İngilizlere karşı bağımsızlık savaşı açar ve İngiltere, hükümet merkezinden 7.000 mil uzakta çetin bir çarpışmaya girişmek zorunda kalır. İngiltere elindeki bütün araçlarla kendi lehine bir kamuoyu yaratmak için müthiş bir propogandaya girişir... Bağımsızlığını arayan Bauer''ler lanetlenir, hareketin lideri Krüger ise bir serseri olarak gösterilir.
II. Abdülhamid''den nefret eden Osmanlı aydınları, Sultan''ın İngiltere''ye karşı güvensizliğinden hareket ederek İngiltere''den yana bir eğilim içine girerler. Düşmanımın düşmanı dostumdur diye düşünürler yani... İngiltere özgürlükçüdür, hümanisttir, insan hakları savunucusudur vs. O halde İngilizler lehinde gösteri yapılmalı, böylelikle bu özgürlüksever (!) ülkenin İstanbul''a dönen elçisi Malet omuzlarda taşınmalıdır. Şimdi o gulgulenin içinde olanlardan birinin, meşhur Servet-i Fünûn''un sahibi Ahmet İhsan Tokgöz''ün yazmış olduğu satırları okuyalım:
-"O zaman biz İngiltere''yi dünyanın en özgürlüksever, en insancıl yönetimi sanıyorduk. Zaten bu kanaatin etkisiyle 1908 inkilâbında aydınların ruhunda derin bir İngiliz sevgisi vardı ve bu o kadar yüksekti ki 1908 Temmuzu''nun 23''ünde İstanbul''da bulunmayan İngiltere elçisi Malet şehrimize döndüğü zaman, Sirkeci istasyonunu baştanbaşa doldurmuştuk; elçiyi candan ve gönülden alkışlıyorduk. Sonunda coşkun gençler elçinin arabasını çeken atları söktüler, arabayı kendi kollarıyla çektiler. İşte bu İngiliz sevgisi yüzünden Bauer savaşında hepimiz, bilmeden zavallı Bauer''lere karşı ve İngilizlerden yana konuşuyorduk." (Matbuat Hatıralarım).
Bu kendiliğinden vukû bulan bir nümayiş, bir gulgule değildi tabii ki... Arkasında İttihatçılar ve bâhusus İttihatçıların o meşhûr mollası Ubeydullah Efendi de bulunuyordu. (Yanlış hatırlamıyorsam, İngiliz sefirinin arabasını çekenlerden biri de oydu.)
İngiliz sefirinin arabasının atlarını söküp kendileri çeken özgürlükçü Meşrûtiyet gençliği... Bu manzara ne zaman gözümün önüne gelse hep içim sızlar ve o günün gençlerine mukahil bugün kendilerini at yerine koşan Cumhuriyet gençlerini hatırlarım... Hikâye biliniyor, o nedenle hatırlatmak kâfi... 12 Eylül''den önce, gençlerden bir kısmı Sovyet sefirinin, bir kısmı ise Amerikan sefirinin arabasına gönüllü çekecek duruma getirilmişlerdi... (İnanmakta zorluk çekenler, eski tüfeklerin anılarını okusunlar.)
Yeniden ihsan Tokgöz''ün sözlerine kulak kabartalım:
-"Kısacası, Bauer''lerin kurtuluş savaşında İngilizler kadar İngiliz taraflısıydık. Bu abartılı duygulardan yararlanmak isteyen birkaç siyaset tellâlı, bizimkilere baş olmuştu; İngiliz elçiliğine bir kurulla gidilecek, elçiye yürekten başarı dilekleri bildirilecekti."
Acaba şimdi değişen ne var? Özgürlük adına konuşanlar, kimin arabasını çekiyorlar şunu iyi bilmek lâzım: Siyasetin üst katlarında özgürlük, vs. konuşulmaz; zira özgürlük siyasîlere kâr getirmez. Alt katlarda gençler, aydın ve yazarlar dâvânın özgürlük tarafıyla ilgilenirlerken, yukarılarda her dâim dâvânın ticaret tarafıyla ilgilenecek olanlar bulunurlar. Yani aşağıdakiler, yukarıdakilerin arabalarını çekerler.
Bu mülahazalara binaen şimdi de şu suâllerin cevabını arayalım:
Nasıl oluyor da ünlü bir İlahiyatçı vâiz, Şerif Mardin''in Alman casusu olduğunu yazabiliyor ve kimsenin gıkı bile çıkmıyor? (Televizyonda kitap hakkında müstakil birkaç program yapıldı ve fakat nedense bu konulara hiç girilmedi.)
Sami Selçuk konuşuyor ve ona karşı çıkan Çankaya''daki zâtın, konuşmacının ardındaki en büyük destek olduğu görülmüyor.
Çevik Bir, Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğunu açıklıyor ve onca gulgule içinde hiç kimse bu teşebbüsün Süleyman Demirel''in lehine yapıldığını görmek istemiyor. (Çevik Bir''in muhalifleri meselâ FP ile DYP, sizce şimdi kimden yana ağırlıklarını koyacaklar dersiniz? Tam da safdillere göre: "Demirel gelmeli, yoksa Çevik Bir gelir" oyunu).
Evet, siyaset bu... Birileri birilerinin arabalarını çekip duruyor... Tuhaf olanı, arabalara koşulmuş atların bağlarını söküp oraya kendilerini bağlamak isteyen zavallıların sayısının hiç azalmamış olması...
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.