Yazarlar Bir meselemiz var

Bir meselemiz var

Erdal Hoş
Erdal Hoş Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Sorunların çözümü için en doğru zaman işlerin yolunda gittiği dönemlerdir. Özellikle çok sesli camialarda kaos zamanları çözüm seslerinin somutlaşmasından ziyade üst perdeden sloganların yükseldiğine şahit oluruz.

Giresunspor maçı bize gösterdi ki genelde tüm altyapıların ama bilhassa Trabzonspor altyapısının bir meselesi var. Sadece çocuklar ve yetiştiriciler üzerinden çözülemeyecek gibi duran ve tüm camianın kafa yorması gereken bir mesele, birinin çıkıp "bir meselemiz var ve hep beraber bunun çözmeliyiz" demesi gereken sonra da şehrin ve diasporanın üzerine eğilmesi gereken bir meselemiz var.

Örnek bir iki tane ile sınırlı olsa meseleyi çocuklar üzerinden okuyup geçebilirdik. Ama Trabzonspor-Öz evlat meselesi giderek Osmanlı-Yeniçeri ilişkisine benzemeye başladı ve o sürecin sonunda ne Osmanlı iflah oldu ne Yeniçeri...

Nasıl oluyor da ilk oynadığı anlarda pamuklara sarmak istediğimiz çocuklar bir süre sonra tribünün öfke paratonerine dönüşüyor? Nasıl oluyor da tüm hayalleri Trabzonspor forması giymek olan çocuklar başka takımlara gidip şehre maça geldiklerinde yüzlerindeki ifade Trabzonsporlu olmayanların bile dikkatini çekip rahatsız edici bir hal alıyor? Ne yaşıyor bu çocuklar ve yaşıyor o tribün? Neden bu şehrin çocukları gerçek bir mütevazı ev sahibi gibi davranmayı seçmiyor da ya kral olurum ya giderim anlayışına bürünüyorlar?

Dün programdan çıktım sosyal medyada bir ağır eleştiri gördüm canım sıkıldı. İzmit'e varınca hafif kırgınlık da var bir çorba içeyim dedim. Ben içerken garsonlar restoranın sahibi fısıltı ile konuşuyor. En son biri geldi. Siz o musunuz dedi. Yorumcu olan... Ne yaptıysam hesap almadılar bir alaka bir hürmet ne yapıyoruz ki biz; ekranda konuşuyoruz hepsi bu. Sonra da biraz ağır eleştiri olunca bozuluyoruz oysa orda durmanın bir bedeli var; o eleştiri, o bedel...Nasıl oluyor da bizim çocuklar bunu düşünmüyorlar ve sürekli tek taraflı bakıyorlar? Nasıl oluyor da kendilerinde en ufak bir kusur bulmayıp "bu şehir..." kolaycılığına kaçıyorlar? Bunun bölgenin genetik ve kültürel kodları ile bir ilgisi olabilir mi? Sevgili Ergin Aslan'ın bana dediği gibi "sen de aynı olurdun" durumu mu var acaba? Ailelerin ve yakın çevrenin etkisi ne kadar? Sakarya ve Kocaeli'nde çok rastladığım çocuklara bir "yatırım" gözüyle bakma meselesi Trabzon'da da yaşanıyor mu? Hayır, ben de 5 yaşındaki oğluma şaka ile " Yedek sol bek veya yedek kaleci olsan ihtiyarlığımda bana rahat rahat bakarsın" diyorum ama sonra bu şaka bir gerçeğe mi dönüşüyor? Çocuklar henüz çok erken yaşta futbol oynamak ve öğrenmek yerine aileyi kurtarmanın ağır yükü altında eziliyor ve psikolojik gelişimleri eksik mi kalıyor?

Geçenlerde İngiltere futbol akademilerinden yetişen çocukların profesyonel hayata dahil olma süreçleri üzerine bir makale okumuştum. Yapılan araştırmada bu gençlerin zannedildiği gibi en çok zorlandığı anlar sahaya ilk ayak bastıkları maçlar değil. Yani esas sorunlar ilk maçlarda değil "hadi artık oldun" veya "tamam artık ben oldum" denilen zamanlarda ortaya çıkıyor ve bunun büyük kısmı psikoloji ile alakalı. Bütün bunlarla alakalı bir çalışma ihtiyacı olduğu çok açık. Üniversite, belediye, valilik okullar sivil toplum... Bu mesele kulübün değil şehrin ve tüm camianın meselesidir. Sosyal bir mesele olarak önümüzde duruyor.

Eskiler "müsademe-i efkardan barika-i hakikat çıkar" derler. Yani fikir çatışmalarından bazen bir çözüm çıkarabiliriz. Bu konuda bana yazmak isteyenler için bilhassa yaşadıkları tecrübeleri anlatmak isteyenler için mail adresim erdalhos@sakarya.edu.tr. Kısmetse bundan sonra her perşembe buralarda olacağız bekleriz efendim....

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.