Dünya Kadınlar Gününüz mübarek olsun, Âmiin!

00:0010/03/2013, Pazar
G: 6/09/2019, Cuma
Faruk Beşer

Kadınla erkeğin birbiriyle imtihanı Hz. Âdem ve Havva ile başlayıp kıyamete dek sürecek zorlu bir imtihandır. Buna cinsellik imtihanı da diyebilirsiniz. Onun için Kuranı Kerim bunu "fitne" diye duyurur. Fitne, yani kaybetme ihtimali çok yüksek zor bir sınav. "Servetiniz ve çoluk çocuğunuz sizin için bir fitnedir". Yani asıl zor sınavınız bunlardır.Fitne kelimesinin Türkçedeki anlamına takılarak yanlış anlaşılan bir hadisi şerif vardır: "Ümmetim için ardımda bırakacağım en büyük fitne kadındır".

Kadınla erkeğin birbiriyle imtihanı Hz. Âdem ve Havva ile başlayıp kıyamete dek sürecek zorlu bir imtihandır. Buna cinsellik imtihanı da diyebilirsiniz. Onun için Kuranı Kerim bunu "fitne" diye duyurur. Fitne, yani kaybetme ihtimali çok yüksek zor bir sınav. "Servetiniz ve çoluk çocuğunuz sizin için bir fitnedir". Yani asıl zor sınavınız bunlardır.

Fitne kelimesinin Türkçedeki anlamına takılarak yanlış anlaşılan bir hadisi şerif vardır: "Ümmetim için ardımda bırakacağım en büyük fitne kadındır". Yani ümmetimin erkekleri kadının hukukuna riayet etme ve iffetlerini koruma sınavında zorlanacaklardır.

Cuma günü Dünya Kadınlar Günü idi.

Her yıl olduğu gibi kadın için ne edebiyatlar döktürüleceğini herkes tahmin edebiliyordu. Televizyon programları yapıldı, nutuklar atıldı, ilanlar verildi. Gazetelerdeki tam sayfa bir ilan özellikle dikkatimi çekti. "Çık" diyordu kadına, şiddete karşı çık, bedenin senindir onu korumak için çık, kimsenin namusu olmamak için çık, ekonomik özgürlüğünü kazanmak için çık. Çık, çık… gibi ifadeler içeriyordu. Altında Türkiye"nin tanınmış 15 yirmi kadar ekonomik markasının adı vardı. Kadına haklarını hatırlatmaktan ziyade çık, paranı al gel ve bizde alış veriş yap demek istedikleri belliydi.

Çok mürai, pragmatist ve fırsatçı bir çağrı gibi geldi bana. Kadının bedenini de, namusunu da, parasını da pazara indirmeye çalışan ve aslında ailenin dağılmasına davetiye çıkaran bir fırsatçılık.

Ama kadınlar günü kutlamasını Cuma hutbesinde dinleyeceğimi hiç düşünmemiştim. Ümraniye"de bir camide bunu da duydum. Umarım ki, bu Diyanetin değil de mahallin müftüsünün bir tasarrufu ola.

Feminizmin başlangıcı aslında haklı gerekçelere dayanır. Sanayi Devrimi ile beraber fabrikalarda ihtiyaç duyulan ucuz işçilik kadınla giderilmeye çalışılmıştı. Çünkü kadının adı yoktu, daha çok çalıştırılıp ona daha az ücret verilebiliyordu. Kadın 18 saat çalışmak zorunda kalıyor ve akşam eve geldiğinde paçavra gibi bir kenara yığılıyordu. Bu durum dayanılmaz bir hal alınca körelmeye yüz tutmuş vicdanlar depreşmeye başladı ve kadının da hakları olduğu yüksek sesle dile getirildi. Bu hak savunuculuğuna erkekler de katıldılar. Bundan daha haklı bir çıkış olabilir miydi?

Ama bir süre sonra erkek bunun da ranta çevirebileceğini keşfetti. Kadın hakları savunuculuğu, feminizme / kadıncılığa dönüştü. Çok farklı feminizm türleri doğdu. Eşitlikçi feministlerin yanında, erkeği hiç hesaba katmayan radikal feministler de türedi. Attila İlhan"ın dediğine bakılırsa eşitlikçi feministler tam eşitlik için erkeklerin fazlalık organlarının bile kesilmesini isteyen sloganlar attılar, bunun için dernekler kurdular.

Bundan sonra artık feminizm kadınlardan çok erkeklerin işine yaradı.

Özellikle şu sebeplerden ötür bu edebiyata onlar daha çok sahip çıktılar:

1.Ekonomik sebepler. Kadınlar çok önemli bir pazar oluşturuyordu ve harcamaları erkekler gibi cimri ve hesabi değildi. Doksanlı yıllarda Hacettepe Üniversitesi"nin yaptığı bir araştırmada enflasyonun baş sebepleri arasında kadınların serbestçe alışveriş yapmaları ilk sırada gösterilmişti.

Buna bağlı olarak kadının erkekleri avlamak için çok cazip bir reklam aracı olduğu da keşfedildi.

2.Siyasi sebepler. Kadınlara seçme hakkının verilmesiyle büyük bir oy potansiyeli doğdu ve onların daha kolay kandırılabilecekleri düşünülüp siyasi retoriğin malzemesi kılındılar.

3.Hazcılık esası üzerine kurulu modern dünyada erkeğin, her istediği yerde kadının cinselliğinden yararlanmak ve onu hep elinin altında bulmak istemesi doğaldı. Bunun için kocası dahi olsa erkekler onun mobilitesine sınır getirmemeli idiler.

İşte bütün bunlar için, o reklamda dendiği gibi kadının çıkması gerekiyordu.

Ama "feminizm"in adının bile bir ayrıştırmayı ve ayırımcılık paradoksunu kendi içinde barındırdığı görmezden gelindi.

Ne yazık ki, dindarlar da kadının hukukuna saygıyı yaşayarak yeterince gösteremedikleri için bu kervana katıldılar ve bu hukuku kadınlar gününde ve de minberden duyurdular. Allahumme"şhed!