2010 Kültür Başkenti Essen"in sokaklarında ölümü ve sessizliği ağırladık

00:0025/11/2009, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Köln/Kerpen''de başlayan Almanya seyahati, Duseldorf hava limanında nihayetlenecek. Köln''den Essen''e doğru giden bir tirene bindiriliyoruz. Kömür madeni etrafında birbirine kenetlenmiş Alman şehirlerinden geçiyoruz.Essen mazide bırakmış olduğu kömür kokularının ardından, “Dünya Kültür Başkenti” olmaya hazırlanıyor.Essen''e bakarken burnumun direği sızlıyor.Hani adamın biri İstanbul Kadıköy''e inmiş.Etrafına bakmış bakmış buraya köy bizim Kırşehir''e de şehir diyeni ben şimdi elime geçirmez miyim

Köln/Kerpen''de başlayan Almanya seyahati, Duseldorf hava limanında nihayetlenecek. Köln''den Essen''e doğru giden bir tirene bindiriliyoruz. Kömür madeni etrafında birbirine kenetlenmiş Alman şehirlerinden geçiyoruz.

Essen mazide bırakmış olduğu kömür kokularının ardından, “Dünya Kültür Başkenti” olmaya hazırlanıyor.Essen''e bakarken burnumun direği sızlıyor.Hani adamın biri İstanbul Kadıköy''e inmiş.Etrafına bakmış bakmış buraya köy bizim Kırşehir''e de şehir diyeni ben şimdi elime geçirmez miyim demiş ya.O hesap.Essen 2010 kültür başkenti olacaksa, İstanbul''dan ne istiyorsunuz!!!

Üç beş kuruş almak adına dünyanın en küçük şehirleri ile İstanbul''un kültür başkenti olma paydasında eşitlenmesine gönlüm razı olmuyor. Fazla alıngan mı davranıyorum? İstanbul söz konusu ise evet alıngan olmak için yeterince nedenimiz var diye düşünüyorum.

Daha önce Avrupa Kültür başkenti olmuş şehirleri hatırlayalım:

1980''ler

1985 Atina · 1986 Floransa · 1987 Amsterdam · 1988 Batı Berlin · 1989 Paris

1990''lar

1990 Glasgow · 1991 Dublin · 1992 Madrid · 1993 Anvers · 1994 Lizbon · 1995 Lüksemburg · 1996 Kopenhag · 1997 Selanik · 1998 Stokholm · 1999 Weimar

2000''ler

2000 Reykjavik, Bergen, Helsinki, Brüksel, Prag, Krakov, Santiago de Compostela, Avignon ve Bologna · 2001 Rotterdam ve Porto · 2002 Brugge ve Salamanca · 2003 Graz · 2004 Cenova ve Lille · 2005 Cork · 2006 Patras · 2007 Lüksemburg ve Sibiu · 2008 Liverpool ve Stavanger · 2009 Linz ve Vilnüs

2010''lar

2010 İstanbul, Essen ve Pécs · 2011 Turku ve Tallinn · 2012 Guimarães ve Maribor

İstanbul Kültür başkenti ismini kimlerle paylaşıyor?!Diğerlerinin yerini haritada gösterebilir misiniz?

2010 Kültür başkenti ilan edilen Essen''de bütün kültür, kömür işletmeciğinden kalan binalardan ibaret. Almanlar için en uygun kelime tamirdir. Hiçbir şeyi yıkmalara kıyamadıkları için tamir onların hayat felsefesi.

Onca yıkımın ve şiddetin ardından Avrupa Birliğinin saygın ülkesi Almanya''yı inşa edebilmeyi başarmalarının ardında, bu tamir anlayışı var diye düşünüyorum.

II-

“Bana yaşadığını şehrin kapılarını aç/Başka şehirleri özleyelim orada seninle/Özdemir Asaf

Bir şehrin kapısından girince, gideceğiniz istikameti belirleyen kimdir? Nereden başlarsınız ayak bastığınız şehre dahil olmaya? Müzelerden mi? Müzeler sonraki iş benim için. İlk başlangıç ya ölüm olacak ya hayat. Onun için ya metrosundan başlarım şehirle göz göze gelmeye ya da mezarlarından. Nerede bulunduğumuzu olanca hızıyla bu iki yer verir. Bu iki yer şehrin peçesiz yüzüdür. Çünkü bu iki yerde yoksullar ve zenginler “mecburi bir beraberlik” içindedir.

Mihmandarımız N hanım ve eşi M bey bize yaşadıkları şehrin kapılarını açıyor. İlk açılan kapı mezarlık. “Müslümanların da gömüldüğü tek mezarlık diyor N hanım. Mezarlar toprak seviyesinde. Hristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar yan yana. Almanların mezarlarına ve pencerelerine gösterdikleri itina dikkat çekici. Kerpe''nin köylerinde dolaşırken de tanık olmuştuk bu itinaya. Mezarların başındaki taze Çiçeklere. Fenerlere.Mezarlığın üstü bir tasarım nesnesi haline getirilmişti.

N hanım, Alman komşum Türkleri çok ayıplıyor diyor: “Türkler ne kadar acımasız küçük bebeklerinin bile mezarıyla hiç ilgilenmiyorlar.”

İlgimiz nerededir? İlgimizi nasıl gösteririz?

N Hanım''ın henüz on aylık bebeği var. Otuz yaşlarında olmalı. Genç güzel bir hanım. Ama bize sadece yaşadığı yeri değil ölmek istediği yeri de gösteren hali gençliğiyle nasıl da tezat oluşturuyor.

Mezarlıkta dolaşırken aidiyetini tescilleyen cümle dökülüyor dudaklarından. “Burada ölmek isterim.”

“Burada” yaşlanmak, “burada” hastalanmak istiyor.

Birkaç yıl önce büyükannesine refakat etmek üzere kaldığı Türkiye''deki hastaneleri, hasta bakıcıları, hemşireleri, doktorları unutamıyor. O yukardan bakışlar, emirler, hastanın acısını hiçe sayan şiddet ifadeleri.Hatırlarken yüzünün rengi atıyor.

“2010 Kültür Başkenti” Essen''in sokaklarında dolaşıyoruz.

Kömür kokulu, is kokulu günler geride kalmış. Elli altmış kişilik solcu bir grup ellerinde pankartlar ile yeni geçen yasayı protesto ediyor.Her pazartesi ibadet huşu içinde tekrarlıyorlarmış protestolarını.Sakin sakin yürüyorlar.Onların yürüyüşüne kilisenin çanı eşlik ediyor.

Saat henüz akşamın sekizi. Ama sokaklar alabildiğine ıssız ve sessiz. Oturacak bir pastane ya da lokanta bulamıyoruz. Işığını yanar bulduğumuz son lokanta kapatmak üzere olduğunu söylüyor.

M Bey, bizi kocaman bir inşaatın önünde durduruyor. Bakın diyor. Bakıyoruz. Neye baktığımızı bilmeden. Helal kesim bir tavuk markasının hızla yayılışını anlatıyor: “Sahibi bir Müslüman. Bu inşaat bu bölgenin en modern yapısı olacak.”

Essen''in ıssız sokaklarında, sokak aralarında dolaşmaya devam ediyoruz. Müstakil işçi evlerinden oluşan bir sokaktan içeri giriyoruz. Türk mahallesi…2010 Kültür Başkenti Projesinden aldıkları fon ile küçük işçi evlerinden modern villalar inşa etmişler neredeyse.Sokağa bakan bir mutfak penceresinin önünde, yemek yapan bir Türk kadını görüyoruz.

Gurbeti vatan yapan yer biraz da mutfaklar.

Bu müstakil evlerin bahçelerinde birinci kuşak anneler, ramazan için yufka, bayram içim baklava açmaya devam ediyor. Kızları ve torunları için “dipfiriz”lerinde saklasınlar diye kalem gibi sarmalar sarıyor.