
Başlığı görünce kim bilir ne sandınız. Her ne sandıysanız yanıldınız. Benimkisi gündelik hayat içinden kısa bir an tasviri olacak sadece.
Doktorların sokağa çıkmayın dediği saatte çıktım tam da.
Gözlüklerimi kaybetmişim. Sabah uğradığım, adım attığım her yerde gözlüğümü aramam gerekiyor.
Okuma gözlüğünü kaybetmek insanın hafızasını kaybetmesine benziyor.
Evden çıkmadan önce ufak bir araştırma yapıyorum. Önce alış veriş yaptığım yerlerin kasa fişlerindeki telefonlarını arıyorum tek tek. Gözlüğümü kaybettim. Acaba sizin dükkânınızda düşürmüş olabilir miyim?
Alış-veriş yapılan yerlerde düşmemiş.
Peki, alış veriş yapmadığım şöyle bir girip çıktığım yerler neresiydi? Kumaşçı, tamirci, kitapçı. Bütün tamircileri biliyorum.
Terzilerin işlettiği tadilat dükkanları; ayakkabı tamircileri; ciltçiler; müzik aletlerinin telini değiştirip akort yapanlar; yıpranmış tuvaletleri,delik pantolonları örenler.
Sosyoloji öğrencilerine hayat dersleri vermek gibi bir imkânım olsaydı onlarla birlikte ders olarak bu tamircileri gezmeyi alırdım programıma. Alis için Harikalar Diyarı neyse benim için de tamircilerin dünyası o.
Ne çok hikâye ne çok renk vardır penceresi bile olmayan o rutubetli, küf kokulu odalarda.
Gözlüklerimi aramak için mağazaları dolaşacağım ya pasaja girecekken, bir ses çalınıyor kulağıma: “İdam cezası geri gelsin. Türkiye Türklerindir.”
Sanki sesi bir tek ben duyuyorum. Kimsede tık yok. Gaipten gelmiyor ya bu ses. Bakınıyorum. Biri kız diğeri erkek iki genç görüyorum. Kızın sırtı tamamen çıplak. Boyun tarafı da aşağıya kadar derin bir dekolte içinde. Delikanlı kot pantolon bisiklet yaka bir tişört giymiş. Ellerindeki kalemi gelen geçene uzatıyorlar imza için. “Türkiye Türklerindir İdam cezası geri gelsin”.
Hayır, hiç kimsede tık yok.
O sıra kızın kıyafeti bu kadar dekolte olmasaydı insanlar yine bu kadar umursamaz davranırlar mıydı diye düşünüyorum.
Çığlık çığlığa bağıran bu ulusalcı iki gence sanki yokmuş muamelesi yapan necip halkımız akşamları sadece sündürülmüş dizi mi seyrediyor? Bütün o tartışma programları kimin için peki?
Yoksa şu gördüğüm insanlar esasında ruhlarını öylen uykusuna yatırdı da sadece bedenleri ile mi geziniyorlar?
II-
Halkın ayakta ama öğlen uykusuna yattığı, ne ki öğlen uykusuna yattığının farkında olmadığı saatlerde, dükkan dükkan dolaşıp ve mutlu haber gözlüğümü bulduktan sonra minibüse biniyorum. Radyo açık. Gazete makalelerini okuyor bir ses. Ben bu sesi tanıyorum. Tam o sıra Ahmet Kekeç''in yazısını okuyor aşina ses.
Merak ediyorum hangi radyo bu diye soruyorum şoföre. “Bilmem” diyor şoför sabittir hep bunu dinlerim. Radyonun frekansına bakabileyim diye üzerindeki kenarları dantelli beyaz havluyu kaldırıyor.
“88.8 aa Burç Fm” diyorum.
Hep bunu dinlerim diyen şoföre bakıyorum. Sırtında sarı bir forma var. Sarı forma hangi takımın bilmiyorum ama üzerinde bir cep telefonunun ismi yazılı. Adamın kirli sakalı ve sarı forması ile hiç te uyumlu olmayan kar gibi beyaz dantelli havluyu kaldırıp tekrar okuyorum frekansı. Yanlış görmemişim: 88.8.
Neden bu kanalı dinliyorsun diyorum. “Düzgün konuşuyorlar” diye cevap veriyor.
Düzgün konuşuyorlar. Cümleyi unutmamak için birkaç kez tekrar ediyorum içimden. Düzgün konuşuyorlar. Düzgün konuşuyorlar.
En önde oturuyorum. Minibüs halkı ne vaziyette diye dönüp arkama bakıyorum. Öylen uykusuna yattığını bilmeden ortada dolaşıyor dediğim halkın pür dikkat radyo dinlediğini fark ediyorum. Fakat dinleme eylemini seyretme alışkanlığı içinde yapıyorlar. Gözlerini dikiz aynasında sabitlemişler, sanki bir şeyi seyrediyor gibi dinliyorlar. Başörtüsünün önünden bir tutam beyaz saçı görünen kısa kollu orta yaşlı kadın. Sakallı ve beyaz fötr şapkalı 70 yaşlarındaki adam. Devasa sırt çantasını bacaklarının arasına sıkıştırmış, avucunun içinde cep telefonunu kuş gibi tutan genç kız. İflas etmiş bir dükkânın sahibinin hüznünü yüzünde gezdiren 30–35 yaşlarında esnaf duruşlu bir adam. Dörtlü koltukta sarı saçlı biri kız biri oğlan şarkı sözlerine ilham olacak aile saadeti içinde oturan bir çift.
Necip halkımın bu ölçülemez, tasvir edilemez bir kalıpta istiflenemez hallerine nasıl tutkuyla bağlıyım. Şaşırmayı, karşılaştığım bir olaydan sonra kurduğum bütün yapıları yıkmayı ne kadar çok seviyorum.
Uyumuyorlarmış işte. Uyumuyorlarmış.
Yeni bir önerme kuruyorum. Kıyafet ile ciddiye alınma arasında doğru orantı var. “Türkiye Türklerindir” diyen kız kıyafetinden dolayı büyük ihtimal bir kamera şakası gibi algılanıyor.
Aynı kız aynı kıyafet içinde besine duyarlılık testi bedava diye bir kampanya yürütseydi başında bir sürü insan olurdu. Buradan halkın zayıflık dışında hiçbir şey ile ilgilenmediği neticesini mi çıkarırdınız? O kadar peşin hükümlü olmayın derim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.