
Her milleti millet yapan unsurlar farklıdır. Bu unsur mesela, Alman''da ırktır. Friedman, üç kuşak Almanya''da yaşayan, anadil olarak Almanca konuşan ve domuz sucuğu yiyecek kadar Almanlaşan Müslümanların asla Alman sayılmayacağına dikkat çeker Almanları millet yapan unsurun ırk olduğunu vurgularken.. Ama mesela ta Katherina döneminde Ukrayna''ya gitmiş olan, tek kelime Almanca bilmeyen hayatını Rus kültürü ile bezemiş olanlar yine de Almandır.
Bir Fransız, Fransızlığını ille de vatan mefhumuna borçludur. Onun için konuya “Fransız kalmak” gibi bir deyim vardır, dünyanın bütün dillerinde.
İngiliz yeryüzünde İngiliz olarak kalmayı diline borçludur. Her şartta muhakkak dilini belletmek ister. Dilinin konuşulduğu her yer, İngiliz için asli vatanıdır. Mussolini İle Çay filminin o unutulmaz Layd''si gibi, hapiste bile gardiyanına İngilizce, ille de günaydın ve iyi akşamlar demeyi öğretmeden, yani dilini belletmeden içi rahat etmez İngiliz''in. Toprağından çok, diline bağlıdır İngiliz.
Türk''ün Türk olarak kalması Müslümanlığı, Müslüman kalması ise adalet kurumuna bağlılığı ile mümkündür ancak. Türkler adalette zaafa düştükleri noktada yenilmiş ve dağılmışlardır.
Osmanlı''nın son dönemlerine gitmeye gerek yok. 27 Mayıs devriminden bu yana, adaletin nasıl kullanılabilir, kişiye özel hale getirilebilir olduğunu “iz”liyor Türkiye!
II-
İki kişi bir koyunun boynuzlarından tutmuş tartışıyorlardı. Her biri koyunun kendisine ait olduğunu iddia ediyordu. O esnada yanlarından geçmekte olan birine “Aramızda sen hakem olur musun” dediler. Adam “Her hükmüme razı mısınız” diye sordu. “Evet” dediler. Bunun üzerine adam koyunun boynuzlarından tutup koyunu alıp götürdü.
Bu ABD''nin adaleti. Irak üzerinden gördük ve görmeye devam ediyoruz.
III-
İmam Ebu Yusuf son zamanlarında şöyle yalvarıyor: “Ya Rabbi, sen bilirsin ki ben tarafları (davalıyı-davacıyı) daima müsavi tuttum. Fakat falan Nasrani''nin Halife Harunnürreşid ile olan davasında Nasrani haklı idi, hakkını da yerine getirdim. Fakat keşke hak bu tarafta olsa idi temennisi gönlümden geçti. Beni affet ya Rabbi.”
İslam adaleti bu ülkedeki herkese lazım. İslam adaleti gezegenimize lazım.
Sorun şu ki, İslam adaletinin ruhuna, yeryüzünün dört bir yanına dağılmış olan Müslümanlar, tebaası Müslümanlardan oluşan devletler vâkıf mı?
IV-
Cumhurbaşkanlığı seçimleri münasebetiyle dediğim dedik, elimdeki eski düdük hesabı yol almaya çalışanların, bir parça akılları, azıcık basiretleri ve kavi bir adalet anlayışı olsa idi, Türkiye bu halde olmazdı.
Pek biz ne yapacağız? Yani adalete talip olanlar? Üzerimize üzerimize sürülen sekizinci vitese takılmış TIR''lar ile nasıl başa çıkacağız? Yoldan mı çıkacağız, vites mi yükselteceğiz?!! Ne o! Ne bu! Yola bakacağız. Bu gidilmekte olan yol, karşı taraftan bütün şiddetiyle gelenlere rağmen gidilecek yol mudur? Yolun sonu nereye çıkmaktadır? Hedefe varmak için yolu eskitmeye değer mi? İşte bütün mesele bu. Benim gibiler, yani bu hayatın da, soluk aldığımız dünyanın da bir emanet olduğunu bilenler, hiçbirşeyi eskitmeye hakkımızın olmadığını söylüyor. Öbür tarafta tüketim toplumunun neferleri var. Onlar, her şeyi tüketerek var oluyor. Hukuku, bilimi, eğitimi, sevgiyi, saygıyı, kendilerine ait olmayacak her alanı talan etmekle meşguller.
Yani savaş bunun savaşı. İdeolojik takılmalar filan sığ bir imajdan ibaret. Yıkarak, talan ederek var olduğunu hem kendine hissettiriyor, hem de kendini adam yerine koymayanlara.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.