Ansızın sokakta karşılaştık (2)

00:0010/07/2009, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Salı günü bıraktığım yerden devam etmek niyetindeyim. İlk defa okuyacaklar için kısa bir özet verelim. Efendim bendeniz nur yüzlü iki genç kızın aşina bakışları ile karşılaşınca selam verdim. Ayak üstü biraz konuştuktan sonra yakınımızda olan bir pastanede oturmamızı teklif ettiler. Oturamayacağımı çünkü o pastane ile mesafeli olduğumu söyledim.. Gençler haliyle merak etti. Anlattım. Çok etkilendiler. Onlar o kadar etkilenince benim için bu yazıyı yazmak farz oldu.Her zaman alış-veriş yaptığım pastane.

Salı günü bıraktığım yerden devam etmek niyetindeyim. İlk defa okuyacaklar için kısa bir özet verelim. Efendim bendeniz nur yüzlü iki genç kızın aşina bakışları ile karşılaşınca selam verdim. Ayak üstü biraz konuştuktan sonra yakınımızda olan bir pastanede oturmamızı teklif ettiler. Oturamayacağımı çünkü o pastane ile mesafeli olduğumu söyledim.. Gençler haliyle merak etti. Anlattım. Çok etkilendiler. Onlar o kadar etkilenince benim için bu yazıyı yazmak farz oldu.

Her zaman alış-veriş yaptığım pastane. O akşam bir hanım girdi içeri. Alman pastasının fiyatını sordu. Oysa etiketi oldukça okunaklı. 14 lira yazıyor etiketin üstünde. Kadın gayet bilmiş şekilde yedi liraya olmaz mı dedi. Olmaz demelerini beklerken koro halinde olur olur dediler.

Benim için zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Malum Türk milleti pazarlık yapmayı çok seviyor. E yapsınlar. Fakat birilerinin yaptığı pazarlık pazarlık yapamayanların omzuna yüklenmemeli.

İşim bittiği halde bekledim. Kadının istediği pasta paketlendi kadın mutlu mesut gitti. Kadın gitti ama benim içimde olağanüstü bir haksızlığa tanık olmanın utancı büyüdükçe büyüdü. Avrupa arabadan inmiş kadın pastaya yarı fiyatını teklif edecek kadar "iş bilir" biri idi. Yarı fiyatı ödedi gitti. Oysa gerçekten ekonomik sıkıntı çeken insanlar asla bu fiyatı teklif edemez.

Pastanenin yaşlı sahibine bu duruma çok şaşırdığımı söyledim. Yıllardır alış veriş yaptığım halde bir gün bile pazarlık yapmamış olmanın hakkına sığınarak. Akşamın geç saati olduğu için ve ertesi gününe bayatlayacağı için yarı fiyatına indirebiliyorsanız bunu etikete yansıtmanız gerekiyor. İnsanlar bu durumu bilsin ve tercihlerini ona göre yapsın.

Pastanenin yaşlı sahibi ki her zaman çok iyi karşılardı. Seni alakadar etmeyen işlere karışma dercesine baktı. Bakmadı bakışlarıyla beni azarladı dövdü adeta.

Benim hayatım tanık olduğum her türlü haksızlığa isyan etmek ile geçmiş. Kendimi durdurmam mümkün değil. Yakınlarım bu durumu bildiği için beni meydanda bırakır giderler. Bilirler ki orada kalsalar iş büyüyecek. Benim konuştuğum dil ayrı muhatabım olanların dili ayrı. Aracı olmaya kalksalar hiç mümkün değil. En iyisi beni bırakıp gitmektir. Böyle yaşadım bunca yıl.

Beş vakit abdestinde namazında olduğunu bildiğim yaşlı fırıncıya -eskiden fırıncı idiler şimdi unlu mamul oldular- bu durumun doğru olmadığını biraz sonra içeri girecek ve pazarlık yapmayacak kişiye aynı pastayı 14 liraya vermek yerine standart bir fiyat koymalarının doğru olduğunu söyledim. Siz dediler koro halinde hiç pazarlık yapmıyor musunuz? Yapıyorum. Araba, ev gibi büyük şeyler söz konusu olduğunda elbette pazarlık yapıyoruz. Tamam bunun ne farkı var dediler. Her gün aldığımız şeyler hakkında durmadan pazarlık yapmaya kalkarsak pazarlık yapamayacakların hakkını gasp etmemiz söz konusu olduğu gibi, zamanımızı da iyi kullanmamış oluruz dedim. Zamanı iyi kullanmak!? O ne ki! Adamlar bana kafayı yemiş kadın muamelesi yapmaya devam ettiler. Ekmek alırken bile pazarlık yapanlar var dediler.

O pastane/fırına bir daha gitmemeye karar verdim. Olumsuz her şeyi sonuna kadar yaşayan ve fakat sadece iki hafta sonra her şeyi unutan hafızam için ev ahalisinden yardım istedim. Ben artık o fırına gitmeyeceğim. Beni uyarın. Geçen gün ekmeksiz kaldık. Fırının önünden geçerken kızım anne sen bu fırın ile arana mesafe koymuştun unuttun mu dedi. Unutmuşum. Hatırlatıldığına göre eve geri dönülecek.

Genç kızlar orada neden oturmadığımı anlayınca e noldu sonunda dediler. Hiç bir şey olmadı. Ben mesafemi koruyorum. Kelebek kanatlarımla olsa da zenginlerin pazarlık kapasiteleri yüzünden fakirlerin sessiz boyun eğişlerine tanık olarak rıza gösteren olmaktan kurtarıyorum kendimi.

Kolu sargılı olan inanmıyorum hocam, hep böyle mi yaşıyorsunuz? Çok şaşırdım dedi.

Böyle derken.

Böyle yani her an ilkelerinize uyarak.

Ama ilkeler part time uyulacak şeyler değildir ki.

Günün dersi dedi gülerek gözlüklü olan: Neye, niçin ve ne kadar mesafe koyduğumuzu bilmek bizi insan kılar.

BİSAV''daki derslerinizden dedi kolu sargılı olan.

Öyle mi tamam şimdi hatırladım sizi.

Sahiden mi dedi ikisi birden.

Sahiden.

Son derste uyuyordunuz hani.

Güldüler. Uyumuyorduk hocam gözümüzü kapatıp dinleyince daha çok aklımızda kalıyor da onun için.

Peki öyle olsun.