
I-
Başlıkta gördüğünüz mutfak kelimesine hem mecaz olarak hem de asli anlamı ile kullanıyorum.
Önce asli anlamından başlayayım.”Yaşayan Bellek” belgeselinin Antakya galasında, Antakya Belediye Başkanı Sayın Lütfü Savaş 600 çeşit yemeği ile Antakya''yı dünya gastronom şehri yapma projelerinden bahsetti. Hali hazırda Dünyada üç tane olan gastronomi şehri var. Antakya Kreatif Şehirler kapsamında seçilirse dördüncüsü olacak. Doç.Dr. Lütfü Savaş bu konuya çok önem veriyor.
Antakya dışında tattığınız yemekleri bir de Antakya''da yeme imkânı bulduğunuzda yemeğin bile “taş yerinde ağır” atasözü ile fazlasıyla uyum içinde olduğunu göreceksiniz. İstanbul''da yenen künefe ile Antakya da yenen künefe sadece isim benzerliğinden ibaret gibi duruyor.
Antakya sokaklarında dolaşırken; kasapların vitrininde kâğıt kebabı, tepsi kebabı yazılarını görebilirsiniz. Bilmeyenler için bu bir şey ifade etmez. Anlamı şu, adı geçen kebapları kasaba gidip söylüyorsunuz. Kebabı kaçta istediğinizi de söylüyorsunuz. Kasap kebabı hazırlayıp fırına gönderiyor. Fırından da sizin verdiğiniz adrese gidiyor.
Yunanistan, AB üyesi olarak kendini güçlü hissettiğinde, ilk olarak Türkiye ile mutfak savaşlarına girmişti hatırlayacağınız üzere. Osmanlı yemeklerinin sonuna i harfi getirilince bütün yemekler bir anda Yunan mutfağındaki yerini alıveriyordu.
Mutfak Sosyolojisi Türkiye''de henüz fazla revaçta değil. Ama bütün dünyada kültür okumaları ve imaj savaşları, mutfaklar üzerinden yapılıyor. Bu bakımdan Antakya Belediye Başkanı Sayın Lütfü Savaş''ı Antakya''yı dünyanın dördüncü gastronom şehri yapma girişimini çok önemsiyorum.
II-
Gelelim mecaz kısmına. Mecaz da esasında hakikatin kendisinden besleniyor.
Galadan sonra Antakya''nın önde gelenleri ile Ottoman Otel''de bir akşam yemeği yendi. Yemekte bizim karşımıza üç cemaat lideri düştü. Yahudi Cemaati Lideri, Alevi Cemaati lideri ve Protestan cemaati lideri.(İsimlerini not almadığım için beni bağışlasınlar lütfen.) Yahudi Cemaatinin liderinin Osmanlıca kelime hazinesinin zenginliği çok dikkat çekici idi.
Protestan Cemaatinin lideri, Antakya''yı nasıl bulduğumu sordu. Aramadığımı söyledim. En iyi arkadaşım İskenderunlu olduğu için bölgeye dair zaman içinde edinmiş olduğum hakiki bir bilgimin olduğunu düşünüyorum dedim. Üç Cemaat lideri de ne kadar iyi anlaştıklarına dair anekdotlar anlatmaya başladı. Onlar ne kadar iyi anlaştıklarını anlatırken; Ama hepinizin üst kimliği Arap. Anlaşmanın renginde Arap kimliğiniz önemli olmalı dedim.
Alevi Cemaatinin liderine (Kendisinin özellikle Yeni Şafak ve Tv Net''ten incinmişliği vardı) Türkiye Alevilerinden farklısınız. İranlı Şiilerden farklısınız. Arap Aleviliği nasıl bir şey diye sordum. Şöyle dedi: “İran Şiilerine Türk Alevilerinden daha yakınız. Fakat Şiilikte şeriat bizde hikmet daha baskın.”
Antakya''da iletişimin sıcak dilini muhafaza eden şey “mutfak.”Her cemaatin bayramının hep beraber yaşandığını söylediler. Yılda yüz küsur bayramın komşuya gönderilen yiyeceklerle kutlandığını düşünürseniz “mutfağın” ne kadar koruyucu ve kollayıcı olduğunu anlamış olursunuz.Nitekim sofraya gelen yiyeceklerin her biri için; bunu Arap aleviler iyi yapar,bunu Sünni Araplar iyi yapar,bu esas Ermenilerin yemeğidir,bu yemek Türk mutfağının vazgeçilmezidir,bu Yahudilerin özel bayram yiyeceğidir ,Ortodoksların ikramıdır gibi tanıtım cümleleri duydum.
III-
Antakya “Şu karşıdan gelen kimdir?” sorusunu çok kuvvetle soracağınız kentlerin başında geliyor. Yemekte karşımızda oturan Yahudi Cemaatinin lideri ile tesadüf eseri Çarşıda karşılaşmış olsa idik “bize benzemeyen” biri ile konuşmakta olduğumuzu düşünmezdik. Çünkü mükemmel bir Türkçe ile konuşuyor. Yüzyıllara uzanan aile tarihi ile neredeyse Antakya''nın evlerindeki taşların hikâyesine bile vakıf.
Antakya''nın sokakları “bu nedir” sorusunu fazlasıyla soracağınız bir farklılığa sahip. İlk şaşkınlığı kiliselerin kapılarındaki Arapça ibarelere rastlayınca yaşadım. Sonra Ortodoks kilisesinde Rahip Dimitri Doğum''un gösterdiği Arapça İncil ile karşılaşınca.
Peder Dimitri Doğum, kendilerinin Yunanistan''daki Ortodokslar ile karıştırılmaması gerektiğinin altını önemle çiziyor: “Biz Arap asıllı Hıristiyanlarız. Benim annem, kayınvalidesi ile Arapça anlaşırdı. Kendisi aynı zamanda Fransızca da bilirdi. Biz şimdi çocuklarımıza Arapça öğretemiyoruz. Bunun kabahati bizim. Çizgi filmlerle birlikte çocuklarımıza Arapça öğretme imkânımız kalmadı. İncil''i Türkçeleştirmeye karar verdik. Bizim çocuklarımız kutsal kitabımızı okuyamıyor, anlayamıyor çünkü.”
Peder Dimitri Doğum''un enteresan bir hikâyesi var. Atalarının mesleği kuyumculuk. Babası ve ağabeyi telkari ustası. Dimitri Doğum hem aile zanaatını öğrenmiş hem de Dicle Üniversitesi''nde Kimya Eğitimi görmüş. Otuzlu yaşlarında rahip olmaya karar vermiş. Suriye''ye giderek iki yıl manastıra kapanmış.
Ortodoks Kilisesi çok bakımlı ve aktif bir kilise. O gün benimle yaşıt bir kadının cenazesi vardı. “Kötü hastalık” vesilesiyle buluşmuştu ölüm meleği ile. İnsanların şıklığı kilisenin bakımlı hali bizim gruptaki arkadaşları da etkilemiş olmalı ki heyecanlarını kilisede mum yakarak yatıştırdılar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.