BaĞzı okuyucuları ciddiye alacak mıyız?

00:006/11/2013, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

Değişen nedir değişmeyen nedir diye soruyoruz ya... Değişimin izini gelin bu defa okuyucu mektupları üzerinden takip edelim.Geçmiş deyince çok eskiye gitmeyelim; Refik Halit Karay''ın 1943 yılında basılıp ikinci baskısı için 2009 yılını beklemiş olan ''Makyajlı Kadın'' kitabındaki ''Okuyucu mektupları'' isimli yazının satırlarından günümüze atlayalım.1888 doğumlu muharririmiz şöyle diyor: ''Ne yapacağımızı işin içinden nasıl çıkacağımızı şaşırmış, şaşkına dönmüş vaziyetteyiz. Eskiden muharrirler

Değişen nedir değişmeyen nedir diye soruyoruz ya... Değişimin izini gelin bu defa okuyucu mektupları üzerinden takip edelim.

Geçmiş deyince çok eskiye gitmeyelim; Refik Halit Karay''ın 1943 yılında basılıp ikinci baskısı için 2009 yılını beklemiş olan ''Makyajlı Kadın'' kitabındaki ''Okuyucu mektupları'' isimli yazının satırlarından günümüze atlayalım.

1888 doğumlu muharririmiz şöyle diyor: ''Ne yapacağımızı işin içinden nasıl çıkacağımızı şaşırmış, şaşkına dönmüş vaziyetteyiz. Eskiden muharrirler ile okuyucular arasında mektuplaşma âdeti yoktu. Pek meşhurları bazı suallere, şikâyetlere maruz kalırlardı ama senede ancak birkaç kere ve pek mühim hadiseler esnasında... Şimdi gün geçmiyor ki, masamızın üzerinde iki üç mektup bulmayalım ve çok defa hayretler içinde kalmayalım.''

Zaman makinesi bir gün icat edilecek. O vakit geldiğinde Refik Halit Karay''ın yeni muharrirlerin okuyucu değil ''yorumcu'' sıkıntısı ile başının nasıl dertte olduğunu görme imkanı olacak. Refik Halit Karay, 15 kategoride değerlendirdiği okuyucu mektuplarının her birinin ne kadar aziz olduğunu işte o vakit anlayacak.

Günümüzün okuyucuları ikiye ayrılıyor: Başlıktan sonrasını okuyabilenler, başlıktan sonrasını okumayarak küfür etme ihtiyaçlarını yorum yazarak giderenler. Çok acıdır ki, baĞzıları için küfür bir ''ihtiyaç''!

Üstadımız her hafta gelen iki üç okuyucu mektubunun alakasız soruları ile dertli. Günümüze gelsin de iki tıktıklık mesafede okumadığı yazılara yorum yazmak için bekleyenlerle hele başa çıksın bakalım. Üstelik yazarlar okuyucuya karşı iyice korunaksız kalsın diye yazının altında yorum, yorum altında yorumu yorumlayan yorum. Son yoruma geldiğinizde bu yazılanlar ile yazının ne alakası var diyorsunuz.

Mesela Pazartesi günü yayınlamış olduğum yazı. ''Bir gün herkes başını örtecek'' yazısı tahmin edileceği üzere gündemsiz kalan bazı siteler tarafından manşete taşındı. Başlığı ve elbette benim fotoğrafımı gören iki eli kanda olsa bile derhal yoruma başladı. Hakaretlerin bini bir para.

Güzel yürekli okuyucularım, ''Aman hocam onları görmeyin'' diye mesajlar yazıyor.(Onlar mesaj yazana kadar haberim bile olmamıştı.)

''Görmem'' merak etmeyin. Anadolu tabiri ile söylüyorum. ''Görmek'' değer vermektir. Halk arasında tebrik manasına ''görmek'' ifadesi kullanılır. ''Gelin görmeye'' gidilir. ''Ev, çocuk görmeye'' gidilir.

''Görmek'' bakmakta olduğumuza değer vermektir.

Karşılaştığım olayları, sosyolojinin dili üzerinden okumaya çalışırım.

Yazımı provokatif bir şekilde alıntılayan sitelere gitmedim. Tivıtır hesabıma gönderilen yorumlara şöyle bir baktım. Tahmin edileceği üzere yazımı okumadan fotoğrafıma bakmış ve Allah ne verdiyse hakarete girişmişler. Herkes kendi kapasitesinin kaldırabildiği kadarıyla...

Eğer bu insanlar sahiden var ise, onlar adına küresel yas ilan etsek yeridir. Hayatları çok zor ve çok karanlık olmalı. Başlığı okuyabiliyorlar başlıktan sonrası Çince. Bunlar arasında muhakkak meslek erbabı ya da öğrenci olanlar vardır. Bu ''okuyamama'' hali ile hayatlarını nasıl idame ettirecekler!

Türkiye insanını seviyorum ya... Bu sevgi ile; yorumların çoğunlukla reyting için site yöneticileri tarafında provoke edildiğini düşünüyorum. Bu faaliyet ile neyi başarmış oluyorlar?

Şunu başarıyorlar: Yazı ''biz'' i eleştirdiği halde ''onlar'' galeyana geliyor.

''Biz'' yazıyı, kaleminiz hiç susmasın yazdıklarınız kulağımıza küpe niyetine diyerek okurken; ''onlar'' artık takiyeden vazgeçtiler açık açık şeriatı getireceğini söylemeye başladılar. Şeriat gelse sen öyle serbestçe yazabilecek misin...'' diye okuyor.

Okuyor kelimesi fazla oldu. Okumuyor başlığın peşine takılıyor.

Sonuç olarak, ''biz ''eleştiri kültürünü geliştirdikçe güçleneceğiz...

''Bir gün herkes başını örtecek'' yazısını okuyanlara, okuduğunu anlayanlara, anladığını edep ile paylaşanlara selam ederim.

BaĞzıları mı? Hiç işim olmaz. Yorumlarını ''görmeye'' gitmeyeceğim!