Bayram-Bir yol hikayesi

00:009/03/2001, Cuma
G: 11/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Siz bu satırları okurken Allah nasip ederse ve Bolu dağları geçit verirse biz Giresun -Eynesil''de büyüklerimizin elini öpmüş, dönüş yolunda seyretmekte olacağız. Bu satırları yazarken nedendir bilmiyorum birden geçen sene Kurban Bayramının dönüş hikayesi gelip takıldı kalemime. Niyetimde hiç yokken üstelik.Kar yolları kesmiş yüzlerce araba otobanda mahsur kalmıştık. Üstelik birbirinin içine geçmiş arabalardan herhangi birinde bir yangın tehlikesi baş gösterecek olsa ne sağımızda ne solumuzda kaçabileceğimiz

Siz bu satırları okurken Allah nasip ederse ve Bolu dağları geçit verirse biz Giresun -Eynesil''de büyüklerimizin elini öpmüş, dönüş yolunda seyretmekte olacağız. Bu satırları yazarken nedendir bilmiyorum birden geçen sene Kurban Bayramının dönüş hikayesi gelip takıldı kalemime. Niyetimde hiç yokken üstelik.

Kar yolları kesmiş yüzlerce araba otobanda mahsur kalmıştık. Üstelik birbirinin içine geçmiş arabalardan herhangi birinde bir yangın tehlikesi baş gösterecek olsa ne sağımızda ne solumuzda kaçabileceğimiz tek bir yer yol mevcut değildi. Saatlerce olduğumuz yerde kaldık. Henüz bir yaşında olan kızım için ne süt vardı artık arabada ne de su. Büyüklerin dayanamayacağı hararete onun dayanması imkansızdı. Arabadan dışarı da çıkartamazdık çünkü kar yağmaya devam ediyordu.

Birlikte seyahat ettiğimiz aile dostumuz bebeğin ağlamalarına dayanamayarak öndeki otomobillerden, otobüslerden su ve süt sormak üzere yağan tipiye rağmen arabayı terk etti. Dakikalar geçti. Süt gelmediği gibi süt aramaya giden de gelmedi.

Bütün yolcular, sürücüler öfke nöbetleri geçirmedeydi. Herkesin elinde bir cep telefonu karayollarını arayarak ya akıl veriyorlardı ya da küfür ediyorlardı. Eşime karayollarına telefon ederek bebek için süt isteyeceğimi söylediğimde bunun çözüm olmadığını, kimsenin buraya süt getiremeyeceğini söyleyerek, arkadaşı ön tarafa doğru süt aramaya çıkmışken, o da arka tarafa doğru yola çıktı.

Öndeki araçlardan karayolarının telefon numarasını öğrenerek şansımı denedim. İyi ki denemişim. Gördüğüm muamele benim için tam bir bayram hediyesi oldu. Telefondaki görevliye Bolu yolunda mahsur kaldığımızı, bebeğimizin açlığa dayanamayacak bir duruma geldiğini, bebekler için süt, mümkünse hasta yolcular için de çorba dağıtıp dağıtamayacaklarını sordum. Telefondaki sesin müşfik frekansı hala kulaklarımda: "Derhal hanımefendi. Bize bulunduğunuz noktayı bildirin görevli arkadaşı yola çıkaralım."

Ne var ki ben bulunduğum noktayı bir türlü bildiremedim. Tam olarak nerede olduğumuzu bilmiyordum.Tekrar görevliye dönüp koordinat veremediğim için gelecek sütten umudu kestim.

Fakat, karyaolları ekiplerinin süt ve çorba dağıttıklarını bizden bir iki saat sonra yola çıkan dostlarımızdan öğrendik. Üstelik bir görevli herkese tek tek soruyormuş: "Bebeğiyle mahsur kalan bayan siz misiniz?"

Süt aramak üzere gidenler eli boş döndü. Fakat benim, telefonda insan olmanın bütün erdemiyle kucaklamış olan memura ettiğim dua, bebeğimin adeta nasibi oldu. Küçük kız, sanki kana kana süt ve su içmiş gibi derin bir uykuya daldı. Ta İstanbul''a kadar hiç uyanmamak üzere.

Bu yazıyı, görevini aşk ile yapan, kendini her şart altında Allah''ın halifesi olarak gören ve onurlu davranan bütün devlet memurlarına ve özellikle Karayolu çalışanlarına armağan ediyorum. Bayramınız mübarek olsun. Üç kuruş paranızın bereketi daim olsun. Hiçbir şey dünyayı güzel bir insan kadar ısıtmıyor, aydınlatmıyor. Şu bayram gününde Rabbim hepimize geleni boş çevirmeyecek engin gönüller nasip etsin.