Bayram yalnızlığı/Havaalanı yalnızlığı

00:0030/09/2008, Salı
G: 2/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

I-Yaşlı bir kadın.Yalnız. Kimsesiz.Havaalanının şık atmosferine yakışmayacak kadar fakir.Hacca gidenlere Diyanet''in vermiş olduğu deri taklidi o plastik çantalardan birini asıvermişler boynuna.O çaprazlığı bile kendisinin oluşturmadığı o kadar belli ki.Boyna asılmış çapraz çanta teyzeye, teyze hava alanına yaban.Herkesin ışıklı panolara bakmak için başını göklere ait kılacakmışçasına yukarıdan yukarıdan bakan/okuyan edaları teyzede yok.O ısrarla göz göze geleceği, dilini bilip dilini bildireceği

I-

Yaşlı bir kadın.

Yalnız. Kimsesiz.

Havaalanının şık atmosferine yakışmayacak kadar fakir.

Hacca gidenlere Diyanet''in vermiş olduğu deri taklidi o plastik çantalardan birini asıvermişler boynuna.

O çaprazlığı bile kendisinin oluşturmadığı o kadar belli ki.

Boyna asılmış çapraz çanta teyzeye, teyze hava alanına yaban.

Herkesin ışıklı panolara bakmak için başını göklere ait kılacakmışçasına yukarıdan yukarıdan bakan/okuyan edaları teyzede yok.

O ısrarla göz göze geleceği, dilini bilip dilini bildireceği bir adem oğlunu/adem kızını bekliyor

Urfa''dan gelmiş. Frankfurt''a gidecekmiş. Ama Frankfurt yolcularının değil Moskova yolcularının arasında oturuyor.

Bu İstanbul''da dilimi bilen, dilini bildiğim yok mu diye sızlanıyor umutsuz bir şekilde.

Şaşkın ve yorgun. Kendi etrafında dört dönüyor.

Birisiyle göz göze gelse.

Bir insan evladıyla.

Böyleyken böyle. Hele kurban bana yardım diyecek bir insan evladına bir rast gelse. Ah. Şehir yalnızlığı ne yaman. Hele havaalanı yalnızlığı.

Uzakdoğulu bir adam, çenesi dövmeli Urfalı yaşlı kadının söylediklerinden ne anlıyorsa, ısrarla onu Malay yolcuların geçtiği kapıya doğru götürmeye uğraşıyor.

Derken çenesi dövmeli teyze genç bir kız görüyor. Kızın başörtüsünden cesaret alıp, benim dilimi anlıyor musun diyor?

Genç kız, teyzenin hem dilini hem gönül yorgunluğunu anlıyor.

Nereye gideceksin teyze?

Teyze Frankfurt derken, Frankfurt yolcuları için yapılan anonsu duyuyor genç kız.

Teyzenin kolundan tuttuğu gibi yürüyen merdivenlere bindiriyor. Ben bu teyzeyi bindirip geleyim diyor çantasını oradakilere emanet ederken. Oradakiler kim? Hiç tanımadığı insanlar.

Çantasını hiç tanımadığı yolculara emanet edip kendini kuş gibi uçurmaya çalışan kıza bakıyor teyze. O telaşın içinde ve üstelik uzun uzun. Hem bakıyor hem de sözü birbirine düğümlüyor: Benim de torunlarım var. Hiç görmedim onları. Gelmediler hiç. Oğlum bilet gönderdi. Ana sen gel bayrama dedi.

Hiç görmediği torunlarıyla bayramlaşmaya giden çenesi dövmeli teyze, genç kızın yüreğini yangın yerine çeviriyor. Torunları inşallah hoş tutar teyzeyi diye dua ediyor. Bunca yıl hiç görülmemiş babaanne babaanne olabilir mi Frankfurt''ta!

Teyze, Frankfurt yolcularının arasına girince bir sürü "adam" görüyor. Genç kızın asla anlamayacağı bir dil ile "buradakilerin hepsi Antepli mi?" diyor.

Genç bir adam havaalanı yalnızlığından muzdarip, çenesi dövmeli kadın ile dalgasını geçmeye hazırlanıyor:

"He buradaki herkes Antepli."

II-

Elini öptürmek için yerinden yurdundan ayrılıp, torunlarının yanına giden teyzenin bayramı ne kadar bayramdır?

Yeni zamanları, yeni mekanları anlayamadan eski bayramların ruhunu taşımaya talip olamayacağımızı idrak etmemiz gerekiyor.

Nostalji yapmadan, "nerede o eski bayramlar" demeden, form değişse de ruhunu muhafaza eden dini törenler hayatımızda var oldukça, var kalacağımızı idrak etmemiz gerekiyor.

Tebrik:

Bayramın yalnız gecekondu semtlerine gelmemesi için siz ne yapıyorsunuz?

Bayramınız ne kadar bayram?

Sorun bu soruyu kendinize.

Bayramlarımız kadar gönlümüzün cömertliği.

Bayramı bayram yapışımız kadar mayalanıyor içimizdeki neşve.

Bayramınız mübarek olsun.

Kalbiniz karşılaştığı her ademoğlu/adem kızı ile yekdil olacak kadar latif olsun.