“Ben hafız hacker olmak istiyorum”

00:0012/10/2011, Çarşamba
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

I-Mekân her türlü ev eşyasının satıldığı bir avm. Halk arasındaki adı ile “ucuzcu”30-35 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim müşteri, hesap makinesi ile işlem yapan kasadaki genç kızı azarlıyor. Doğru okudunuz. İkaz etmiyor azarlıyor: “Niçin zihnini tembel alıştırıyorsun!”Kasadaki kız şaşırmayı çoktan terk etmiş bir satıcı ifadesi ile bakıyor.Genç kadın “Nihayet üç kalem şey bunu da zihinden hesaplayamayacaksan” diyerek eliyle havada bir daire çiziyor.“Matematik öğretmeni misiniz?” diye soruyorum

I-

Mekân her türlü ev eşyasının satıldığı bir avm. Halk arasındaki adı ile “ucuzcu”

30-35 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim müşteri, hesap makinesi ile işlem yapan kasadaki genç kızı azarlıyor. Doğru okudunuz. İkaz etmiyor azarlıyor: “Niçin zihnini tembel alıştırıyorsun!”

Kasadaki kız şaşırmayı çoktan terk etmiş bir satıcı ifadesi ile bakıyor.

Genç kadın “Nihayet üç kalem şey bunu da zihinden hesaplayamayacaksan” diyerek eliyle havada bir daire çiziyor.

“Matematik öğretmeni misiniz?” diye soruyorum genç kadına.

“Hayır!!!” diyor. Ağızdan çıkan keskin hayır ifadesinin iletişime kapalı bir hayır olduğunu anlıyorum.

Azimli bir günümdeyim galiba. “Rakamlarla aranızın iyi olduğu bir meslekte mukim olduğunuzdan neredeyse eminim” diye karşılıyorum onun soğuk ve esasında sana ne manasına gelen HAYIR cevabını.

Yüzüme bakıyor, mesleğini söyleme konusunda benimle pazarlığa girişmeye hazır olduğunu bildiren bir edada, “Önce siz söyleyin” diyor dalgalı kumral saçlarını bir eliyle aşağı aşağı çekerek.

“Sosyolog” diyorum kısaca.

Arkamızda kuyruk oluşturmuş olan müşteriler, meslekler üzerinden düello yaparmış gibi görünen bu birer kelimelik diyalogumuzu, bir gerilim filmi heyecanı içinde takip ediyor.

“Bankacıyım” diyor.

“Ama matematik bölümü mezunu bir bankacı” diye ısrar ediyorum.(Niye bu kadar ısrar ettiğime kendim de şaşırarak üstelik.)

“Evet” diyor. Şaşırarak “Siz kimsiniz ki beni böylesine çözdünüz ayaküstü” diyerek hikâyesini anlatmaya başlıyor. Hikâyesini dinlerken, bankacı olmaktan hiç de mutlu olmadığı üzerinden iz sürüyorum. Onun esas derdi kalbinde kilitli kalmış öğretmenlik mesleği. Bulunduğu her ortamı “öğretmen” olarak değerlendirecek bir azmi ve ideali diri tutuyor.

II-

Yaz kursunun sonlarına doğru hafızlık ile ilgili bir seminer vardı

İçinizde hafız olmayı düşünen var mı diye sordu “hocanımlar”.

Birkaç öğrenci hafız olmak istiyorum diyerek el kaldırdı. Cevabı duyanlar, memnuniyetle sahiden mi diyerek heyecanlarını paylaştı.

Derken Halime el kaldırdı. Yaşına göre oldukça baskın bir karaktere sahip olduğu için onun hafız olmayı istemesi herkesin dikkatini çekti.

“Hafız olacağım.”

Yatakhanede arkadaşlarına ne olacağını tekrar izah etmek zorunda hissetti kendini Halime. Hafız olmak ile asla bir araya gelmeyecek başka bir “mesleği” nikâhladı. “Ya hacı ya! Ben hem hafız olacağım hem de hacker olacağım.”

III-

Geçen hafta gazetelerde üniversitelerde boş kalan kontenjanlar konusunda öğrenciler uyarılıyordu.

Kararsız öğrenciler puanları ile hayallerinin arasında donup kaldı.

Hayalleri mi?

En çok kazanan mesleğin ne olduğuna bir türlü karar veremediler. Ne diyordu Bary Sanders post cahilleri analiz ederken; “uyuşturucu satıcılığının aşçılıktan daha kazançlı meslek olduğu anlaşıldı.”

IV-

Apple firmasının “efsanevi kurucusu” Stive Jobs''un hayatını başarı hikâyesi olarak temize çeken vidyosu; hangi meslek için göz nuru dökeceğini bilemeyenlerin kafasını iyice karıştırdı

Çok kazanmak öğrenmenin yerine geçtiği için kafalar her geçen biraz daha karışacak.

İnsan kalmak isteyenler ile insanlığa rağmen “başarılı” olmak isteyenlerin dünyasında hiçbir meslek sadece “meslek” değil artık.

“Stive”in hayat hikâyesinde öğrenmenin diploma almaktan daha önemli olarak “kurgulandığını” kaç genç idrak edebilmiştir?

V-

Netice olarak, ek süreye rağmen üniversite kontenjanları boş kaldı. “Her mahalleye bir üniversite” sloganı her mahalleye öğrencisiz üniversite olarak hayat bulmak üzere...