Cumhuriyet ideolojisi köylülük üzerine mi bina edilmişti?

00:002/12/2009, Çarşamba
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

01.11.2009 tarihinde Star gazetesinden Murat Menteş''e “Cumhuriyetin Dindar Kadınları” üzerinden bir söyleşi verdim.Söyleşi''nin ara başlıklarından biri “Dindarlık 1980''lerden sonra köylüleşti.”Biliyorsunuz son birkaç yıldır köylülük, köylüleşme üzerinden yoğun tartışmalar yaşanıyor. En son Diyanet''in şûrâsında dindarların köylere önem verdiği, köylere önem verdiği için şehirli dindar kimliğin oluşmadığı üzerinden tebliğler dinledim.Okuyucularımdan aldığım sorular üzerine o söyleşideki cümlemi

01.11.2009 tarihinde Star gazetesinden Murat Menteş''e “Cumhuriyetin Dindar Kadınları” üzerinden bir söyleşi verdim.

Söyleşi''nin ara başlıklarından biri “Dindarlık 1980''lerden sonra köylüleşti.”

Biliyorsunuz son birkaç yıldır köylülük, köylüleşme üzerinden yoğun tartışmalar yaşanıyor. En son Diyanet''in şûrâsında dindarların köylere önem verdiği, köylere önem verdiği için şehirli dindar kimliğin oluşmadığı üzerinden tebliğler dinledim.

Okuyucularımdan aldığım sorular üzerine o söyleşideki cümlemi açayım müsaadenizle. Çünkü gerek Aksaray''da gerekse Köln''de en çok bu söyleşi üzerinden soru aldım. Bir de bayram görüşmeleri bu soruya odaklanınca bir köşe yazısı yazmak kaçınılmaz oldu. (Bu da Murat Menteş''in ne kadar iyi sorduğunun, sorguladığının ve okunduğunun ispatı olarak kayıtlara geçsin lütfen.)

Bahsi geçen söyleşide bendeniz köylüleşme kelimesini kullanmıyorum. Değerli yazar Murat Menteş''in de tercihi değil, ara başlık editöre ait. Dikkat çekmek için öyle bir ara başlık koymuş ki bunu başardığını anlıyoruz. Çünkü o kışkırtıcı cümle olmasa idi ihtimal ben bu söyleşi üzerinden bu kadar yoğun geri dönüşümler almazdım.

Benim “Cumhuriyet''in Dindar Kadınları” bağlamında söylediğim tam olarak şu: Başını örten ilk üniversiteli kuşak şehirli, orta ve orta üst sınıfın üyesi. Başörtüsünün şehirli kadının kıyafeti olarak kabul edilmesi bu hanımların öncülüğünde gerçekleşiyor. Çünkü giyimleri kuşamlarıyla, konuşma biçimleriyle rol model olarak benimseniyorlar. Üniversiteli başörtülü ve köy kökenli kuşak için 1980 sonrasını merkeze almak gerekiyor. Sebebi şu: İmam hatip kız liselerinin mezun vermeye başladığı, imam hatip mezunlarının üniversitelerde okumaya başladığı dönemdir 1980''ler. Kitaptaki 16 kahraman, dindar ailelerin kızlarını okutması için Türkiye çapında bir seferberlik başlatıyor. Mesela Mevhibe Kor, Isparta İmam Hatip Lisesi''nin kız bölümünün açılması için öncülük ediyor.

Velhasıl, dindarlığın köylüleştiğini değil köy kökenlilerin yüksek eğitim almasının 1980''lerden sonra hızlandığını söylüyorum. Başı örtülü ilk üniversiteli kuşağın ise şehir kökenli olduğunun altını çiziyorum. Köy kökenlerin yüksek eğitim almaya başlaması ile dindarlığın köylüleşmesi arasında korelasyon kurmuyorum.

Ama köylülük üzerinden ille de bir korelasyon kurmak gerekirse Hilmi Yavuz''un Cumhuriyet ideolojisi ve köylülük arasında kurmuş olduğu bağlantıyı miri malı olarak kullanabileceğimizi söyleyebilirim. Hilmi Yavuz hoca “Alafrangalığın Tarihi” adlı kitabında bu durumu şöyle izah ediyor: “…Modernleşmenin bir geist ''i varsa, o da bu geist''in kentin ta kendisi olduğudur. Dolayısıyla Cumhuriyet''in modernleştirici pratiği kenti ve kentleşmeyi öne çıkaracak, sanayileşmenin kentleşmeyle olan lojik bağıntısını pekiştirecek yerde (Çünkü çağdaş uygarlık, sanayileşmenin sonucudur), köyü ve köylülüğü konsolide etmeye yönelmiş görünüyor. Kısaca yapılması gerekenin tam tersi yapılmıştır: Kent yerine köy, kentlilik bilinci yerine, köylülük bilinci öne çıkarılmıştır. Köylülüğün ''Çağdaş uygarlık düzeyi'' ile uzaktan yakından bir ilişkisi olduğunun farkına varılmadan!”

Hilmi Yavuz Cumhuriyet''in Köy Enstitüleri kurmasının yanlışlığına da değindiği makalesinde, esas kurulması gerekenin Kent Enstitüleri olması gerektiğini söylüyor.

Cumhuriyet ideolojisi çağdaşlaşmak için Köy Enstitüleri kurarken, İmam Hatip Liselerinin kurucu öncüleri dar gelirli ailelerin çocuklarını köyden kente taşıyarak hem eğitimin demokratikleşmesine katkı sağladılar hem de köy ile kentin geçişkenliğini sağladılar. Modernleşmeye kimin ne katkı yaptığını anlayabilmek için Köy Enstitüleri ile İmam Hatip Liselerinin başarılarını başarısızlıklarını karşılaştırmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Cumhuriyet ideologları millet ile göz hizasından bir iletişim kurmayı başarabilseydi, modernleşmeyi ağrısız sızısız gerçekleştirdiği için İmam Hatip Liselerine öncülük edenleri; İmam Hatip Liselerinin idealist yöneticilerinin ve öğretmenlerinin başarılarını bütün Türkiye için bir tecrübe kaynağı olarak kayıtlı tutmaktan çekinmezdi. Lakin barışın getireceği yükleri hiçbir zaman göze alamadılar. Millet ile dargın durmak bazılarına her zaman daha kolay ve daha kazançlı geldi.

Danıştay''ın, üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararın yürütmesini durdurmasını “köylülük bilinci” üzerinden değerlendirmekte fayda var velhasıl.