
Birkaç yazı öncesini okuyamamışlar için bir özet yapalım. İnternetten okuyanlar için özete gerek yok. İki yazı öncesine dönebilirler. Ama internet okuyucusu olmayan okuyucular için aşağıdaki yazıyı anlamlı kılmak üzere hülasa edecek olursam, 1936-1937 yılarına ait Afyon''un yayla köylerinden bir diploma defteri geçti elime.
Başbakanımız''ın Mısır''daki muhteşem karşılanışı ve dünya basınının "Türkiye Çağı" başlıyor başlığı ile verdiği haberler üzerine fikr eylemek elbette daha çok ilgi çekerdi. Lakin, Cumhuriyet''in baskıcı politikalarına dair sözlü tarih çalışabileceğimiz son kuşak Hakk''a yürümeden önce, yaşananları harflerin gövdesine yüklemeye çalışıyorum. Gayret bizden tevfik Allah''tan. Cumhuriyet''in ilk "okullu kuşağı" üzerinden köy merkezli iz sürmeye bugün de devam edeceğiz velhasıl.
Tanığım, Fatma Ö.''nün doğum tarihi 1928. Köyde kızların çoğunun okula gönderilmediğini söyleyerek babasının kendisini özellikle okula gönderdiğini belirtiyor. Özellikle gönderilme sebebi üzerinde dikkatle durulması gerekiyor. Çünkü Fatma Ö.''nün okula gönderilme sebebi, diğer kız öğrencilerin okula gönderilmeme sebebi ile aynı. Yani sülaler/aileler/dedeler/babalar kızlar okuma özelikle de yazma öğrenirse sevdiğine name gönderir korkusu ile okula göndermez iken; Fadime Ö''nün babası "Benim kızım okusun, yazsın yarın kocası askerden mektup gönderirse mahremini elaleme okutmaya lüzum olmasın” diyerek kızını okula gönderiyor:
"Babam kocası askerden mektup gönderdiğinde kendisi okuyabilsin dedi. Eline senet sepet geçtiğinde bu da neymiş diyerek sobaya atmasın. Eksiğini, gediğini kendi bilsin dedi."
Mekânın ve zamanın aynı olduğu bir durumda, kız öğrenciler ile ilgili olarak ortaya konan bu iki farklı tutumu nasıl analiz edeceğiz? Fatma Ö.''nün babası "Kızım okula gitsin. Kocası askerden mektup gönderdiğinde ellere (yabancılara) okutmak zorunda kalmasın. Eline senet sepet geçtiğinde ocağa atmaya kalkmasın” diyerek kızını okula gönderiyor. Kızını okula göndermeyenler ise "kızlar okuma-yazma bilirse sevdiğine name yazar" diyerek karşı çıkıyor.
Fatma Ö.''nün kendisi bu durumu "ninem öğretmenin hanımı ile çok yakın görüşürdü" diye açıklıyor. Lakin bu açıklamada bizim sorumuza doğrudan cevap olabilecek bir özellik bulunmuyor. Çünkü başka örneklerde rastladığımız gibi, öğretmen ile öğretmenin hanımı ile yakın görüşmenin okula kayıt olmak için değil tam tersine okula kayıt yaptırmamak üzere "kullanılması" söz konusu.
Sosyal bilim öğrencilerinin okullarda öncelikle öğrenmesi gereken şey doğru soruları sorabilmek olmalı. Fatma Ö''nün babasının köydeki güçlü aileler kızlarını okula göndermez iken Fatma''yı göndermesini sağlayacak bilince nasıl ulaştığını bulmamız gerekiyor. Çünkü diğerleri kızlarını okula göndermemek için "geleneksel söylemin" peşi sıra yol alırken -ki bu gelenek sadece Müslümanlara ait olmayıp Yahudi ve Hıristiyanlarda da görülen bir gelenektir- babası kime güvenerek, neye dayanarak geleneğin dışında bir yola girmişti?
Fatma Ö.''nün kendisinin bile bilmediği ya da okullu olmasında önemli olduğunu bilmediği husus babasının Mareşal Fevzi Çakmak''ın seyisi olması idi.
Fatma Ö.''ün tanıklığından 1930''larda bir yayla köyünde öğrenci olmanın izini sürmeye devam edeceğiz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.