Dünya ile aramıza giren mesafe: Teknoloji

00:004/02/2000, Cuma
G: 11/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Modern teknikler yoluyla dünya ile aramıza koyduğumuz mesafe gittikçe başa çıkmakta zorlandığımız yalnızlık korkusunu besleyen bir ejder aynı zamanda.Modern vizyon teknikleriyle her şeyin görünür hale gelmesi; kişinin görmekte olduğunun kendisini görmediğini bilmesi, kendini karşısındakinin yerine koyarak onun yerine onunla birlikte acı çekme duygusunu öldürmüş oldu. İlk defa tv ile karşılaşmış olan yaşlı kadınların hikayelerine şöyle ya da böyle tanık olmuşsunuzdur. Hemen hepsinin ortak özelliği

Modern teknikler yoluyla dünya ile aramıza koyduğumuz mesafe gittikçe başa çıkmakta zorlandığımız yalnızlık korkusunu besleyen bir ejder aynı zamanda.

Modern vizyon teknikleriyle her şeyin görünür hale gelmesi; kişinin görmekte olduğunun kendisini görmediğini bilmesi, kendini karşısındakinin yerine koyarak onun yerine onunla birlikte acı çekme duygusunu öldürmüş oldu. İlk defa tv ile karşılaşmış olan yaşlı kadınların hikayelerine şöyle ya da böyle tanık olmuşsunuzdur. Hemen hepsinin ortak özelliği tv''de insanları görür görmez ya sırtını dönerek kendisinin onlar tarafından görülmesini engellemek girişimidir ya da haline tavrına bir çeki düzen verme. Bize çok komik gelen bu derlenme toparlanma hali esasında görülen karşısındaki şuur uyanıklığına bedenin uyumudur.

Televizyon vasıtasıyla dünyanın dört bir yanını gören ve seyreden kişi bu seyretme işini başkaları kendisini görmediği için keyif içinde rahatı kaçmadan sürdürebilir. Afrika''da açlıktan kaburgaları sayılan insanları seyrederken sofraya konmuş olağanüstü çeşitlilikteki yiyeceklerle iştahlı bir şekilde karnını doyurabilir; bombaların yağdığı bir ülkenin insanlarının panik içinde kaçışını seyrederken arkasına daha kuvvetli bir şekilde yaslanabilir.

Gören ve görülenin karşılıklı olarak yer değiştirme işleminin olmaması, görenin dünya ile arasına sürekli bir mesafe koyması, insanların birbirleri ile dayanışma ve kardeşlik duygularını öldürmekte. Tv ekranında görülen herkes bizim dışımızda yabancılaştığımız bir nesnedir artık.

Yabancılaşma boyutunu en iyi ifade eden yaşanılan depremlerden sonra deprem bölgesine giden hemen herkesin "Oraları gidin bir görün. Hiçbir şey tv göründüğü gibi değil. Her şey çok daha acı, çok daha korkunç" şeklindeki feryadı. Tv ekranından seyrederken bütün bunların bir gün kendi başına da gelebileceği korkusunu daha az yaşayan insan, olanları teknolojik gözün yerine kendi gözü ile gördüğünde ancak, acıyı kendi nefsinden bir parça olarak hissedebilmekte.

Eski kültürün en önemli nasihatlerinden olan "gözünle görmediğine inanma" ilkesine uyma, kişinin kendi gözünün yerini almış olan modern vizyon teknikleri altında gittikçe güçleşmekte. Dünya ile bağını; dünyada ile temasını minimum seviyeye indiren modern teknikler aracılığı ile yapan insan için en tehlikeli boyut, görmekte olduğunun esasında göründüğünden çok başka olabileceği endişesini ve şüphesini hiç taşımaması.

Modern teknikler yoluyla dünya ile aramıza koyduğumuz mesafe gittikçe başa çıkmakta zorlandığımız yalnızlık korkusunu besleyen bir ejder aynı zamanda. Güçlü olduğumuz zaman ihtiyaç duymadığımız insanları, ihtiyacımız olduğunda yerine hiçbir şeyi koyamayacağız bir açlık içinde beklemekteyiz. Sıhhatli günlerde can sıkıntısını bertaraf eden bir eğlence olan tv, aynı eğlenceyi hasta yatağındaki bir insan için sunamamakta. Kullandığı ilaçlar kadar ilginin ve şefkatin sarıp sarmalayan gücüne de ihtiyaç duyan insan için telefon ile iletilen "geçmiş olsun" dilekleri ne kadar mekanik.

Fakat telefon bile bilgisayar aracılığı ile yapılan sohbet (chat)ile mukayese edildiğinde daha insani kalıyor şüphesiz. Çünkü telefon bildiğiniz, tanıdığınız bir insan ile onun bedenine ve ruh dünyasına ait en önemli ipucu olan ses yoluyla kurmuş olduğumuz bir ilişki. Kişinin içinde bulunduğu halet-i ruhiyeyi gözlerden sonra en kolay ele veren sesidir. Kırgınlığı, yorgunluğu, hastalığı, neşe ve mutlu oluşu hemen ifşa eder. Hatta hiç tanımadığımız insanların ses tonu bile onun şefkatli, kırılgan ve nazik oluşunu; öfkeli, cevval ya da otoriter biri oluşunu hissettirir. Duyduğumuz ses tonu bizi muhatabımızın psikolojik dünyası ile de temasa geçirir aynı zamanda. Kelimeleri hızlı bir şekilde arka arkaya dizmesi; ya da yavaş, yavaş durağan bir şekilde konuşması, muhatabımızın bizi götürmekte olduğu coğrafyanın ipuçlarıdır.

Kendisini muhatabının dünyasına hiç bulaşmaksızın karşılıklı diyalog yoluyla oyalamak isteyenler için bilgisayar sohbeti biçilmiş kaftan. Çünkü orada herkes her şeyi istediği özgürlükte ifade edebilir. Bu ifadenin inandırıcılığı için ne yüzün ne de sesin tamamlayıcı -hatta engelleyici- etkisini yeniden düzenlemek yükümlülüğü yoktur. Üstelik muhatabımız hiç tanınmadığımız biri olduğu için onunla kurduğumuz "diyalog" yoluyla kendimizi yeni bir "ben" olarak inşa etme yoluna gidebiliriz. Onun gönderdiği cevaplar önemli değildir zaten. Önemli olan kişinin kendini "yeni bir ben" olarak ortaya koyduğu ve harflerin bedeninden göndermiş olduğu diyalog ile aktrist kimliğini karşı tarafın kendisine ulaştırmış olduğu mesajlar yoluyla inşa etmektir. Gazetelerde okudunuz. Günlerce en hararetli chat''leri yapmış olan çift sonunda karı-koca çıktı. İhtimal kapıdan içeri girerken bile birbirine selam vermeyen bir çift idiler. Kendileri olarak, insani bir iletişime geçemedikleri için makinenin (bilgisayar) tuşlarında kendilerini karşı taraf için yeniden inşa etme yoluna gittiler. Karşı taraf kendisine yeni bir mesaj gönderdikçe yeniden inşa faaliyetinin doğruluğuna ikna ettiler kendilerini.

Dünya ile kendisiyle ve kendi dışındakilerle doğrudan iletişim kurmakta gittikçe zorlanıyor insanlar. Karşısındaki ile iki çift laf edemezken cep telefonu aracılığı ile üstelik iki çift laf edilemeyenin yanında bunca uzun konuşmanın anlamı nedir? Anlamı; her teknik aletin muhatabımızın bize istediğimiz yakınlıkta kalmasına söz verdiği mesafe. Teknik aletler yoluyla kurulan her iletişim "orada kal" demenin tekrarlandığı bir iletişim aynı zamanda. O, "orada" kaldıkça bana hiçbir mesuliyet düşmeyecek çünkü.