Eş durumundan siyaset

00:0012/01/2007, Cuma
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Olcay Baykal''ın eş durumundan siyasetçilik oynamaya kalkmayan tutumuna dair çok önceden yazı yazmış biri olarak söylemeliyim ki; "kendisi olma hakkını" kullanmasını her türlü takdirin üstünde görüyorum.Her türlü polemiğe harf harcayan biri olmadığımı bu satırların okuyucuları on yıldır biliyor. Fakat son günlerde değer/fikir/proje üretemeyen siyasetin, eş durumundan hareketlenmesini/magazinleşmesini "ciddiye" almamız gerektiğini düşünüyorum.Siyaset eş durumundan yapılacak bir meslek midir? "Kendisi

Olcay Baykal''ın eş durumundan siyasetçilik oynamaya kalkmayan tutumuna dair çok önceden yazı yazmış biri olarak söylemeliyim ki; "kendisi olma hakkını" kullanmasını her türlü takdirin üstünde görüyorum.

Her türlü polemiğe harf harcayan biri olmadığımı bu satırların okuyucuları on yıldır biliyor. Fakat son günlerde değer/fikir/proje üretemeyen siyasetin, eş durumundan hareketlenmesini/magazinleşmesini "ciddiye" almamız gerektiğini düşünüyorum.

Siyaset eş durumundan yapılacak bir meslek midir? "Kendisi olma hakkı" sadece saçlı kadınlara özgü bir ayrıcalık mıdır?

Seküler zihniyete sahip olan kadınların eş durumundan siyasetçilik oyunları son derece renkli bir hareketliliğe sahip. Bakınız Semra Özal ve Berna Yılmaz. Eş durumundan siyasetçi bu "leydi"ler kah papatya fallarıyla kah "zarif eş olarak" kurgulanmış profilleriyle takdir gördüler.

Bazı eşler ise "görünen ve fakat var olmayan" kadın olarak yer aldılar. Bakınız Nazmiye Demirel. Bakınız Semra Sezer. Eşlerini onlarsız hayal bile edemeyiz. Ama onların "gerçekliklerine" dair hiçbir fikrimiz yoktur. Mesela ses tonları nasıldır? Herhangi bir konuda ne düşünmüşlerdir? Hayatlarındaki öncelik hakkı neye dairdir. Bilmeyiz.

Ama bu "bilgisizliğimiz" bizi hiç rahatsız etmediği gibi, bu bilgisizlik kaba bir ilgiye, ya da görmezlikten gelinecek bir ilgisizliğe kapı aralamaz asla. Onlar ne kadar istiyorlarsa o kadar "var olurlar", bize de bu varlıklarına anlamlandıramadığımız bir mesafe üzerinden "bakmak" düşer.

Eş durumundan siyasetçi sosyal demokrat hanımların listesini çıkarmaya kalktığımızda elimizde Rahşan Ecevit profilinden başka bir seçenek bulunmuyor. Hiçbir sosyal demokratın, "eş" olarak taşınmasına aşina olmadı gözlerimiz. Tabiî bunun pek çok nedeni var. Sosyal demokratların iktidar ol(a)mamaları kadar, Rahşan Ecevit kimliğinin ve kişiliğinin tek başına bütün sosyal demokrat eşleri "temsil" kabiliyetine gizli bir isyan da söz konusu. Ama bizi ilgilendiren esas sebep bir sosyal demokratın "istediği kadar görünme" hakkına daima sahip olması. Bu hak muhafazakar liderlere asla tanınmamıştır. Medya seçkinleri; sosyal demokrat siyasilerin, eşlerini incitmeyeceği, onları yok saymayacağı konusunda ayn el yakıyn olarak bilgi sahibidirler. Bu bilgilerine delil olarak da zaten ne kadar âşık olduklarını ispat edecek fotoğraf karelerini gizli hazineleri olarak bulundurmaktadırlar. Bakınız Güneri Civaoğlu. Dolayısıyla sosyal demokrat siyasetçilerin, kamuoyu önünde "en sevgili evli çift" oyununu seçmenlerinden esirgemelerini hoş görürler.

Fakat üst kimliği "dindar/İslamcı" siyasetçiler söz konusu olduğunda siyaset eş durumundan yapılması zorunlu bir mahkumiyete evriliverir. Tesettürlü kadınların asla kendisi olma hakkı yoktur. Üstelik bu hakkı ellerinden alanlar, kendi muhitleri ya da eşleri olmayıp, seküler zihniyetteki erkekler/kadınlardır. Tesettürlü siyasetçi eşlerine "daha/daha/daha/daha" mahkumiyeti kesilmiştir. Onların asla İsmail Cem''in eşi, Murat Karayalçın''ın eşi, Deniz Baykal''ın eşi, gibi görünmeme hakları yoktur. Çünkü sosyal demokrat siyasetçilerin eşleri görünmese bile "vardır"lar. Muhafazakarların eşleri ise olanca görünürlüklerine rağmen "yok"turlar. Kadınlar siyaset sahnesinde hiç görünmediklerinde "zaten bu adamlar kendi karılarını eve kapattığı için" diye başlayan hantal cümleler eşliğinde yargılanıp, infazları için darağacı kurulur. Bakınız merhume Nermin Erbakan. Uzun yıllar "yokluğu" taşlandıktan sonra, 90 sonrası siyaset sahnesinde eş durumundan yer almaya başladığında "varlığı" taşlanmıştır. Ya da "görünür olmaya" başladıklarında yedikleri içtikleri giyimleri kuşamları; zevkleri son derece tartışmalı kişiler tarafından "puanlanmaya" alınır. Bakınız Emine Erdoğan. Emine Erdoğan''ın varlığı ile siyaset sanki birden bir markanın beden tartışmasına dönüşerek "bu kadınlar çağdaş Türk kadınını yani beni temsil etmiyor"a indirgenivermiştir. Vakti zamanında purosunu tüttüre tüttüre, popçu/arabeskçi bilumum şarkıcılarla poz veren Semra Özal "hepimizi" temsil ediyordu ya!!!

II-

Üst kimliğini dindar/muhafazakar olarak belirlemiş olan siyasetçilerin eşleri söz konusu olunca en elverişli analiz, Nasrettin Hoca ve oğlunun merkebe binme hikayesi üzerinden yerini buluyor.

Yerim dar olduğu için Nasrettin Hoca ve oğlunun merkep macerasını nakledemeyeceğim. Muhafazakar siyasetçilerin eşlerine dair eleştiriler bu fıkrada olanca berraklığı ile sizi bekliyor.

Muhafazakar kimlik ile siyaset yapmaya kalkanlar, başkalarının söylemi üzerinden "eş"lerini zoraki kamusal alana dahil etmeye çalışmaktan vazgeçmeli. Çünkü siyasetin eş durumundan yapılması gerekmediğini en iyi muhafazakarların anlaması beklenir. Çünkü siyaset eş durumundan "görüntü" verilecek bir televole programı değildir. Tesettürlü siyasetçi eşlerinin kurdele önünde verdiği pozlar, en ziyade tesettüründen dolayı iş hayatından, eğitim hayatından yasaklı olan kadınları incitmektedir. AK Parti iktidarının, ille de eşlerle boncuk gibi dizilerek "gelenekleştirdiği" kurdele kesme hürriyeti, sandıkta kendilerini diken olarak beklemektedir.