Ekrem Dumanlı öykü yazınca...

00:0011/08/2009, Salı
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

I-Ekrem Dumanlı''nın öykülerini henüz okumadım. Ama görüşlerine çok itibar ettiğim iki kuvvetli kalemin edebi zevklerini kendi okumam kadar sahih bilirim: Selim İleri ve Beşir Ayvazoğlu.Beşir Ayvazoğlu''nun Zaman Kitap ekindeki yazısını okuyunca nasıl heyecanlandım!.. Niye heyecanlandın diyeceksiniz.Sebebi şu: Yıllarca öykü yazdığım için eleştirildim. “Koca koca” adamlar eşleri ile haber yolladı. “Fatma Hanım''ın köşe yazılarını sosyolojik kitaplarını çok seviyoruz. Ama niye öykü yazıyor. O kadar

I-

Ekrem Dumanlı''nın öykülerini henüz okumadım. Ama görüşlerine çok itibar ettiğim iki kuvvetli kalemin edebi zevklerini kendi okumam kadar sahih bilirim: Selim İleri ve Beşir Ayvazoğlu.

Beşir Ayvazoğlu''nun Zaman Kitap ekindeki yazısını okuyunca nasıl heyecanlandım!.. Niye heyecanlandın diyeceksiniz.

Sebebi şu: Yıllarca öykü yazdığım için eleştirildim. “Koca koca” adamlar eşleri ile haber yolladı. “Fatma Hanım''ın köşe yazılarını sosyolojik kitaplarını çok seviyoruz. Ama niye öykü yazıyor. O kadar doktora yapmış. Hikaye yazmasın ayıp oluyor ama…”

“Hikaye yazmasın ayıp oluyor ama” diye gönderilmiş haberle bunaldığım anlarda yazarın neyi görüp neyi görmeyeceğini bir kez daha temrin etmek için Rasim Özdenören''in denemelerine sığındım. Henüz ortaya çıkamamış kelimelerimin bozulmasını engellemek için, İsmet Özel''in damakta tuz tadı bırakan mısralarına sarıldım.

Hem öykü yazmak nasıl “basit bir iş” olabilirdi ki! Nurettin Topçu''nun “Taşralı” adlı hikaye kitabını kütüphanenin en görünür rafına yerleştiriyordum her defasında.

Bu haberleri gönderenler daha iyi iş yapmam için öneriler sunuyor, beni vazifeden kaçmakla suçluyorlardı (Hangi vazife!). Yıllarca “kadın hikayeciler” olarak direndik. Direnirken yeni kaleler kurarak. Bu zaman zarfında hikaye üzerine konuşabileceğimiz tek büyüğümüz vardı: Mustafa Kutlu. Doksanlı yıllarda Nazan Bekiroğlu, Cihan Aktaş ile beraber Mustafa Kutlu''nun “himayesinde” yol aldık. Yol alırken hem kendi hikayemizi kurmayı hem de okuyucuya “hikayemiz”i okutmayı başardık.

Kim bir hikaye kitabı çıkarsa onun üzerinde Mustafa Kutlu''nun muhakkak rüçhan hakkı olduğunu düşünürüm. Çünkü o sadece genç öykücülerin yolunun üstündeki büyük taşları kaldırmakla kalmamış, aynı zamanda hikaye yazmanın ne kadar “önemli” ve vazgeçilemez bir hayat tarzı olduğunu göstermiştir. Şimdi adını hatırlayamadığım bir hikayesi “havada leylak kokusu” diye başlar. Mustafa Kutlu 1990''lardan itibaren bize “havada hikaye kokusu” dedirtmiş bir kalemdir. Edebiyatçıların kıskanç olduğuna dair bir hüküm dolaşır. Kim kıskançtır kim değildir bilemem. Ama ben dolaştığım muhitlerde güzel bir dayanışma ruhu gördüm. İsmi ile müsemma “Dergah” her zaman sahiden dergah idi. (Bu yazıyı yazarken kapı çaldı. Rabbim''in armağanı, Mustafa Kutlu''nun son kitabı “Tahir Sami Bey''in Özel Hayatı” geldi. Yazıyı bıraktım hemen kitabı okumaya başladım. Çok güzel. Satırlarda ilerlerken fonda bir musıkî sesi. Yazarın mekan ve insan üzerinden zamanı önce yavaşlatan sonra bütünleştiren ifadesi. Şimdilik başka bir şey yazmıyorum. Siz de okuyun bilahare üstünde konuşuruz.)

II-

Gerçek iktidar sanat ve felsefe üzerinden kurulan iktidardır. Yıllarca muhafazakar kesim önceliği siyasete ve para kazanmaya verdi. Kazandıkları paralar ile camilerin halısını değiştirdiklerinde başları yastığa huzurla düştü. Caminin mekan olarak ihtiyaçlarını gören ama cemaatin ihtiyaçlarını görmeyen bir bakış yıllarca varlığını korudu. Oysa esas mesele modern dünyanın “ikna pedagojisine”ne karşı İslam''ın ikna pedagojisini ortaya koyabilmekti.

Ekrem Dumanlı''nın öykücülüğünün, camiada, sanata karşı ne vakittir oluşmuş olan ilginin daha da ivme kazanmasına vesile olmasını diliyorum. Öykü yazan bir yayın yönetmenine sahip oldukları için Zaman camiasını, yayın yönetmeni olduğu halde edebiyattan taviz vermeyen Ekrem Dumanlı''yı tebrik ediyorum.

Ekrem Dumanlı''nın öykülerini Everest Yayınları''ndan çıkarmasını da iyi bir tercih olarak gördüğümü söylemeliyim. Çünkü ne vakittir sol kökenli yazarlar ve şairler muhafazakar kimliği ile tanınan yayınevlerinden kitaplarını çıkarmaya başlamışlardı. Bu açılımın dindar yazar-seküler yayınevi ayağı devreye girmekte epey gecikmişti. Edebi kamunun sağlıklı işleyişi için bu tür açılımları önemsiyorum. Çünkü seküler kesim dindarların “hidayet romanları” ile büyüdüğü yanılgısını aşkla sürdürüyor. Bu yanılgıyı gidermenin en iyi yolunun mümkün olduğu kadar ortak zamanları ve ortak mekanları paylaşmaktan geçeceğini düşünüyorum. Aynı yayınevinin çatısında buluşmak bu bakımdan önemli.

2009 edebi kamusu için Ekrem Dumanlı''nın öykü yazarlığı hoş bir sürpriz oldu. Şimdi bütün temennim bir siyasetçinin kitabının basıldığını görmek. Genel başkanlar herhangi bir mevkiye adam seçerken “kaç yabancı dil” bildiğini soruyor. Oysa edebiyat ile, sanat ile arasının nasıl olduğu sorulduğu zaman siyaset dünyamızda, düşünce üretimi, zamanı ve mekanı kavrama hassasiyeti gelişecek diye düşünüyorum. Şimdilik edebiyatçı vekil kontenjanını Reha Çamuroğlu başarıyla temsil ediyor.

III-

Önümüzde seçimler var. Sayın Başbakanımız diyorum bu defa liyakat testini sanata mesafe üzerinden yürütse. Hazır bu konuda hükümet ile gayet uyumlu çalışmış bir örnek de varken.

Önümüzdeki seçimlerde kendi adıma Meclis''te yazarlar ve şairler görmek istiyorum. (Kendisi itiraz eder, abla benim ne kötülüğümü gördünüz de siyaseti yakıştırdınız diye ama.) Mesela İbrahim Tenekeci bir dönem vekil olsa hoş olurdu diye düşünüyorum. Şair ve yazarlar sadece bir dönem seçilmeli. Yoksa astarı yüzünden pahalıya gelir ve sanatın zarar görmesine vesile oluruz.

Siyasetin küçük hikaye kısmı çok hasarlı ancak edebiyat ve sanat üzerinden bu hasar tamir görebilir. (Sanat deyince türkücü şarkıcı taifesini kast etmediğim anlaşılmıştır herhalde.)

Sizlere geçen haftalarda tavsiye etmiştim. Şimdi Sayın Başbakan''a tavsiye ediyorum Mrozek''in Sazan aldı öykü kitabını. Sevgili meslektaşım; ilerde hakikaten çok iyi işler çıkaracağını düşündüğüm Esra Erdoğan Albayrak''ın, sevgili babasına özellikle “Sağlık İşleri” ve “Asansör” isimli öyküleri okuyuvermesini istiyorum. “Sağlık İşleri” öyküsünün fotokopisini yaptırıp çantamda az gezdirmedim Sağlık Bakanı Recep Akdağ''a takdim etmek için.

Hikaye güzeldir velhasıl.

Ekrem Dumanlı “edebi kamu” ya hoş geldi safa geldi.