Endam aynası olarak pijama bahsi...

00:002/09/2011, Cuma
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Yaz gelince yaşadığınız şehre bir ressam gibi baktığınız olur mu? Ya da yaşadığınız mahalleyi bir beste olarak en çok ne zaman düşünürsünüz?Yaz gelince, fikir yazıları, siyasi yazılar yazmakta zorlanıyorum. Hayat elimden kaçıyormuş gibi geliyor. Karpuz sergileri ya da ayşekadın fasulye üzerine yazmam gerekirken vazifemi yapmadığım duygusuna kapılıyorum yazın. Ayşekadın fasulye ne alaka demeyin. Refik Halit Karay''ın muhteşem bir yazısı vardır en meşhur kadınımız başlığı altında ayşekadın fasulyeye

Yaz gelince yaşadığınız şehre bir ressam gibi baktığınız olur mu? Ya da yaşadığınız mahalleyi bir beste olarak en çok ne zaman düşünürsünüz?

Yaz gelince, fikir yazıları, siyasi yazılar yazmakta zorlanıyorum. Hayat elimden kaçıyormuş gibi geliyor. Karpuz sergileri ya da ayşekadın fasulye üzerine yazmam gerekirken vazifemi yapmadığım duygusuna kapılıyorum yazın. Ayşekadın fasulye ne alaka demeyin. Refik Halit Karay''ın muhteşem bir yazısı vardır en meşhur kadınımız başlığı altında ayşekadın fasulyeye dair.

Geçen gece tıkış tıkış raflardan kitap ararken "Evimizin Ressamı" kitabı düştü yere. Eyvah dedim. Komşuyu uyandırmış olmanın tedirginliği ile. Sonra tatile gittiklerini hatırlayarak rahatladım.

Bazı kitaplar vardır tam da zamanına doğar. Siz de tam sizin için uygun olan zamanda rastlarsınız bu kitaplara. Benim için Beşir Ayvazoğlu''nun Kaleminden çıkan Evimizin Ressamı Malik Aksel kitabı tam da böyle bir anın içine doğdu.13 yaşındaki yeğenim Resim hocasının verdiği ev ödevine isyan ederken Milli Eğitim Bakanı duy sesimizi diye söyleniyordu. Hangi sesinizi dedim. Türklerden ressam mı çıkmış. Boşuna çaba, kaldırsınlar okullardan resim dersini diye cevap verdi öfkeyle.

Türklerden ressam çıkmadığını nereden biliyorsun diye sordum. Var mı bir Picasso''muz dedi. Sanatçı muhiti ile birlikte doğar dedim. Ne ressamlar çıktı bizden. Ama onları yorumlayacak sanat eleştirmenlerimiz çıkmadı asla. Hani dedi yeğenim. Söz dedim sana bir ressamın biyografisini bulacağım.

Ben bu sözü vereli üç gün olmamıştı ki Beşir Bey kitabını takdim etti. Gündemde Ucube tartışmaları varken "Evimizin Ressamı Malik Aksel” kitabını çölde kalmış yolcu hararetiyle içtim. Kitap çok çarpıcı. Kitabın yazılış hikayesi ve Ayvazoğlu''nun Malik Aksel''in peşine düşmesinin; Malik Aksel''in Osmanlı coğrafyasının hüzünlü yüzünü yazılarına aksettirişinin lezzetini anlatmayacağım size.

Tadımlık bir bahis açacağım sadece.

Malik Aksel benim dünyama "İstanbul''un Ortası" isimli kitabı ile girmişti. Ama başka bir ortak yolumuzun olduğunu keşfettim Ayvazoğlu''nun satırlarından. Malik Aksel ile Almanya''ya eğitim görmeye gidenlerin arasında İsmail Hakkı Uludağ da varmış. Kim bu diyeceksiniz? Bendeniz İlkokulu İsmail Hakkı Uludağ İlkokulu''nda tamamladım. İlk üç yılı Beşyol Baraka İlkokulu''nda okuduktan sonra barakanın yerine yapılan modern okula taşındığımız günü hayatım boyunca unutmadım. Tepesi akan bir sınıfta, soba nöbeti sırasında naylon önlüğünü yakan bir öğrenci olarak yeni okulun varlığına inanamamıştım. O kadar inanamamıştım ki derste dalar dalar giderdim. Yeni mekân yeni masallar kurduğum bir yer olmuştu. Nerede okuyorsun diyenlere Baraka değil İsmail Hakkı Uludağ İlkokulu diye güvenle söyleyeceğim bir okul. Göğsümüzü o kadar çok kabartırdık ki muhatabımız sorardı kim ki bu İsmail Hakkı Uludağ. Okula ismini verenler hayat hikâyesini asmayı akıl etmemişlerdi demek ki. Zengin bir adam diyorduk. Hayrına yaptırmış. Devletin yaptırıp da adını verdiği bir öğretmen olduğunu hiç bilmedik.

Ben yeni öğrendim. Evimizin Ressamı kitabı vesilesiyle. Meğer Malik Aksel ile birlikte Almanya''ya gönderilenler arasında bizim "zengin" İsmail Hakkı Uludağ öğretmen de varmış.

Kitap sosyolojik açıdan çok kıymetli.

Bu yazı için pijama bahsini alıntılamak istiyorum.

Hatırlar mısınız sanki bin yıl kadar önceydi. TSK, medya mensuplarını Güneydoğu''ya götürmüştü. Bir sürü gözlem ve duygu paylaşımı arasında en çok merhum Yavuz Gökmen''in askeriyenin dağıttığı uyku tulumunun içine ipek pijamalarını giymesi üzerinden muhabbet çevrilmişti.

Pijama meselesi modernliği test eden bir durum olarak kalemine dolandı bazı yazarların. Mesela Ertuğrul Özkök, sevdiği aktörün pamuklu pijama ile vermiş olduğu söyleşiden yola çıkarak pijama üzerine bir yazı yazdı birkaç ay önce. Pijama giyenlerle nasıl alay ettiğini anlatıyordu.

Pijama sanki muhatabın alaturkalığını sembolize eden bir şey gibi anlaşılıyor bu gün.

Hatta bir zamanların Sümerbank işi çizgili pijamaları "Türk usulü piknik"in en önemli kostümü olarak Levent Kırca parodilerinde epey yer tutmuştu.

Oysa geleneksel olarak bizim uykunun dinginliği için seçtiğimiz kıyafet gecelik entarisidir. Nitekim Malik Aksel ve arkadaşları okul yatakhanesinde Nurettin Sevin''in pijama ile yatağa girmesini garipseyerek setre pantolonla yatağa giriyor diye bir hayli alay etmişler.

Pijama ile ilgili son değini Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı''dan geldi, internet gazeteciliğini "pijamalı gazetecilik" kavramı üzerinden eleştirdi.

Pijama deyip geçmeyelim. Pijamaya olan mesafemiz zihniyetimizin kodlarını ele veren bir ayna.