
Başlık bana ait değil. Aklımı peynir ekmekle yemedim bol sebzeleri şu günlerde. Böyle başlıkları ancak alıntı niyetine koyabilirim. Yoksa maazallah şenlikli medyanın manşetine dini bütünler kumaşlara da taktı ibaresiyle oturtuluveririz.
Efendim "Şeytanın Kumaşı: Çizgili Kumaş" İletişim Yayınları''ndan çıkan Michel Pastoureau''nun kitabının adı. Günümüzde kullanıldığı kumaşın cinsine göre bazen ciddi bir görünüm için bazen de spor ve genç görünüm için tercih edilmekte olan çizgili kumaş orta çağ boyunca hıristiyan dünyasında lanetlenen bir kumaş. Çizgili özellikle de enine çizgili kumaş kötülüğün sembolü olarak algılanıyor. Kilise tablolarında insanların arasına yerleştirilivermiş enine çizgili kıyafet girmiş birisi hırsız ya da uğursuzu temsil ediyor. 12 ve 13 yüzyıl boyunca çizginin, değersiz aşağılayıcı ve şeytanın karakterini yansıtan delil olduğuna dair sayısız yazılar var hıristiyan dünyasında.
Pastoureau, çizginin kötü olarak algılanmasının kaynağını Eski Ahid''deki "texta" sözcüğüne bağlıyarak açıklıyor. Eski Ahid''deki hüküm "üzerinde iki ayrı şeyden yapılmış bir elbise taşımayacaksın" manasını geliyor. İki ayrı şey''in değişik yorumları üzerinde duran Pastoureau çizgili kumaş yasağının Kutsal Kitap''tan kaynaklanabileceği gibi görsel bir sorun olmasıyla da alakalı olabileceği üzerinde duruyor: "Ortaçağ insanı, izleyenin zihnini bulandıracak yüzeye ilişkin tüm yapılara, görünüş ile gerisindekini ayırt edemeyeceği için iğrenç bakar. Çünkü Ortaçağ insanının gözü katmanlı okuma konusunda son derece hassastı." (s.11)
Ortaçağ boyunca çizgili kumaş çok çetin yasaklardan geçiyor. Müslüman aleminde özellikle dikine çizgili kumaşın çok rağbet gördüğü yıllarda; rahiplerin çizgili kumaş giymelerini yasaklayan kanunlardan sonra Colin d''Aurrichier adında biri, çizgili kumaş giydiği için ölüm cezasına çarptırılıyor.
Saygın insanların çizgili kumaş giymemesini isteyen kanunlar Güney Avrupa şehirlerinde fahişelerin, soytarıların ve hokkabazların ya tamamen çizgili elbiseler giymelerini ya çizgili bir giysinin bulunmasını şart koşuyor.
15. Yüzyılda İngiltere''de uşaklara çizgili kıyafetler giydiriliyor. Fransa''da Alman piyadeleri diğerlerinden ayırmak için de çizgili üniformalara müracaad ediliyor. Askeriyeye üniforma ile giren çizgi yavaş, yavaş kendisini rütbelerde de hissettirmeye başlıyor.
16. Yüzyılda çizgi bu defa asaletin simgesi olarak çıkıyor karşımıza. Fakat horlananların, dışlananların yatay çizgisi yerine asillerin dikey çizgisi olarak.
Ortaçağ boyunca horlanan çizgi doğu toplumlarında ve Osmanlı''da en makbul kumaşların özelliğinden sayılıyordu. Egzotik kıyafetin çekiciliğine bürünmek isteyenler için Türk kaynaklı çizgili kıyafetleri giymek yaygınlaştı ve 18. yüzyılın ortalarına doğru bütün Avrupa''ya yayıldı: "Öyle ki, sultan ya da Sultan''ın eşi kılığına bürünmek veya onlar gibi giyinmek bir moda oldu. Oryantal bir işaret taşımak isteyenler de çizgili bir elbise giymeyi tercih ediyorlardı." (s. 60)
16. ve 17. Yüzyıl çizginin altın devri. Çünkü çizginin kıyafetleri büyüttüğü, ortamı hareketlendirdiği farkedilmişti. Ve artık hareket Ortaçağ insanını rahatsız ettiği gibi insanları rahatsız etmemektedir.
Sanayi Devriminden sonra 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyılın başlarında çizgi adeta bir ideoloji haline gelir. Kıyafetlerden, dekarasyona her yerde çizgiler hüküm sürmeye başlar. "Hem bankacı hem hokkabaz, çizgili gömlek ve ceket giyer ama, birincisindeki çizgiler dar ve nazik, ikincisindekiler ise geniş ve gözalıcıdır."
Eski Roma''daki müzisyenlerin çizgili kıyafetlerinden, feodal dönemin gezgin şairlerine ve 20. yüzyılın cazcılarına kadar çizgi ile ritim arasında kurulmuş bir ilgi vardır.
Çizgi ile ritim arasındaki ilişki en son bir diş macunu firmasını gayrete getirerek, çizgili diş macunu üretme fikrini geliştirmelerine neden oldu. Çizgilerin, üzerinde bulundukları nesnenin algısını ve tüketimini hızlandırıcı bir fonksiyon üstlendikleri gözönüne alındığında, tüketim toplumunda vazgeçilmez bir yeri daha kolay anlaşılır.
Son söz; çizginin hız çağını yaşayan insan için daha hızlandırıcı bir fonksiyon üstlenmesine dair. "Çizgiler bakışları durduramaz. Bunu yapabilmesi için fazla coşkundur: görüşü hem aydınlatır hem karartır, insanın kafasını karıştırır ve anlamı bulanıklaştırır."
Bu son cümle modern insan ile modern öncesi insanı anlamamıza yarayan anahtar kelime hükmünde. Modern insan kafasının karışmasını bir zenginlik kendi kendinin farkına varmasının müsebbibi sayıyor. Halbuki modern öncesi insan için kafasının karışık olması ancak bir hastalık hali olarak kabul edilebilir bir durum.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.