Hanelerde yemek kokusu ve alfabelerin Teşvikiyeli nineleri…

00:0020/03/2013, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

I-Dünyanın bütün çocukları, aynı resme aynı duygularla bakar.Bu cümleyi kurmamı sağlayan metin, gündelik hayat üzerine yazılmış bir kitapta karşıma çıktı.Zenci çocuk, elinde süpürge, yüzü makyajlı, saçları fönlü, şık kıyafet, topuklu ayakkabılarla, elektrik süpürgesinin başında duran anne-kadın ile kendi annesini mukayese edişini anlatıyor: "Benim annem niye böyle değildi. Temizlik yaparken saçları bigudili ve kıyafetleri oldukça salaştı. Ve bizim evimizden her zaman taze kurabiye kokusu gelmiyordu."Taze

I-

Dünyanın bütün çocukları, aynı resme aynı duygularla bakar.

Bu cümleyi kurmamı sağlayan metin, gündelik hayat üzerine yazılmış bir kitapta karşıma çıktı.

Zenci çocuk, elinde süpürge, yüzü makyajlı, saçları fönlü, şık kıyafet, topuklu ayakkabılarla, elektrik süpürgesinin başında duran anne-kadın ile kendi annesini mukayese edişini anlatıyor: "Benim annem niye böyle değildi. Temizlik yaparken saçları bigudili ve kıyafetleri oldukça salaştı. Ve bizim evimizden her zaman taze kurabiye kokusu gelmiyordu."

Taze kurabiye kokusu.

Popüler kültür evi kurabiye kokusu ile eşleştiriyor. Acıdır ki, muhafazakârlar bile kadınların çalışmaması gerektiğine dair fikirlerini kurabiye kokusu üzerine inşa ediyor.

Kadının çalışıp çalışmaması ile kurabiye kokulu ev metaforu ne alaka!

Evi ev yapan kurabiye kokusu değil aştır arkadaşlar. Aş. Yemek yani.

Dört duvarı, kapısı ve penceresi olan her mekân, ev değil. Evi ev yapan yemek kokusudur. Evin sıcaklığı termometre ile ölçülen sıcaklık değildir. Evin sıcaklığı yemek kokusu ilen ısınmış sıcaklıktır.

Ev doyduğumuz yerdir. Doyamıyorsak orası yuvamız değildir.

Ama popüler kültür yemek kokusunu pasta kurabiye kokusu olarak zihinlere yerleştiriyor.

Şöyle bir reklam düşünün:

Artist gibi olmayan, ama anne gibi olan bir anne. Kapıyı açıyor. Ve çocuk bağırıyor. Muhteşemsin anne. Yer elması mı pişirdin? Ya da Ooo mis gibi pırasa.

Pırasa kısmını yaşanmış bir gerçeklik olarak söylüyorum.

Kapı komşumuz rahmetli Mübeccel Teyze, kızımın henüz iki üç yaşında olduğu yıllarda, Eser telefon etti. Anane mis gibi bir pırasa yapsan çok özledim dedi diyerek torununu bekleyişini anlatırdı.

Rahmetlinin bu anlatışı kızımın pırasa yemeğini davet yemeği olarak algılamasında etkili oldu. Ve elbette her yemeği bir armağan olarak kabul eden büyükler ile ilişkisi. Nan-ı aziz, ab-ı leziz.

Çocuk-anne ilişkisi kurabiye kokusu üzerinden eşleştirilmemeli.

Çocuklar annelerinden nimet için şükür etmeyi öğrenirler. Ekmeğin bir mucize olduğunu ve suyun bir yudumunun bile ziyan edilmeyeceğini.

Çocuğunu her akşam taze kurabiyelerle karşılayan anne, çocuğunun tombalaklığına katkı sağlamış olur başka da bir işe yaramaz. Çocuğu karşılayacak olan taze kurabiye kokusu değil kapıyı açanın tebessümüdür.

Kültürümüzde olmayan bir şeyi geleneğe eklemleyerek "kadim"leştirmeye çalışmak da neyin nesi!

Bakımlı ve düzenli, her daim 38 beden, dudağında solmayan bir tebessüm, her gün kek kurabiye yapan burjuva ev kadını idealleştirmesinden bir silkinelim hele.

Kurabiye ne? Yoğurt mayalarız, çörek/börek yaparız, çorba pişiririz. Ne diyor Yahya Kemal biz Türkler Mesnevi okur pilav yeriz.

Laf lafı açtı, söz söze düğümlendi.

Maksadım başka idi.

Maksadım sebzeleri ve tahılları mutfağın başköşesine yerleştirmek idi.

Obezite ile mücadele eden Sağlık Bakanlığı yetkilileri çocukların damak tadının oluşmasında bu tür uygulamaları dikkate almalı diye düşünüyorum.

Lakin dozunda olmalı her şey.1980"li yıllarda TRT ekranlarında, beslenme uzmanı bir profesör hanımın yeşil mercimek üzerine verdiği faydalı bilgiler; doz aşımından dolayı, yeşil mercimeği sevenlerde bile bir tiksintinin oluşmasına sebep olmuştu.

II-

Yazının girişinde anne gibi anne dedim ya…

Günlerdir "irticacı penguenler" i konuşuyoruz.

Alfabelerimizdeki bembeyaz saçlarını topuz yapmış nineleri ne zaman konuşacağız!!!

Bizim çocuklarımıza okuma yazma öğreten alfabeler bu topuzlu nineler yoluyla ne öğretmiş oluyor?

Başörtülü penguen için ayağa kalkan pedagoglarımız, bir zahmet alfabelerdeki resimler ile ilgilense…

Bir köy çocuğu o resimlere bakarken ne hissediyor hiç merak edeniniz oldu mu?

İstanbul"a kar yağmayınca kış gelmiyor ya.

Alfabeler de sadece Teşvikiyeli ninelerin torunları için mi yoksa?

Davet: Bu akşam saat 19"da inşallah Prof. Dr. Necmettin Erbakan Kültür Merkezi-Beykoz"da olacağım. Hayatı konuşacağız… Hayattan konuşacağız.