Hayata eklene eklene dahil olanlar...

00:009/05/2011, الإثنين
G: 4/09/2019, الأربعاء
Fatma Barbarosoğlu

I-On gün önce “Eğitim Her Engeli Aşar” kampanyası vardı. Pek kılını kıpırdatmadı necip köşe yazarlarımız.Nisan ayı dünya otizm ile mücadele ayı idi. Bu satırların yazarı da dahil olmak üzere hiçbirimiz “denize nazır köşe”lerden bir köşe ayıramadık otistik çocuklar için.Özel günler güzel günler işin içinde ticaretin kokusu, tüketimin dokusu girince dolanıyor kalemimize. (Bkz.Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü.)Zenginin, güçlünün, güzelin “profili” başımızı döndürüyor.Oysa güçsüzün, fakirin,

I-

On gün önce “Eğitim Her Engeli Aşar” kampanyası vardı. Pek kılını kıpırdatmadı necip köşe yazarlarımız.

Nisan ayı dünya otizm ile mücadele ayı idi. Bu satırların yazarı da dahil olmak üzere hiçbirimiz “denize nazır köşe”lerden bir köşe ayıramadık otistik çocuklar için.

Özel günler güzel günler işin içinde ticaretin kokusu, tüketimin dokusu girince dolanıyor kalemimize. (Bkz.Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü.)

Zenginin, güçlünün, güzelin “profili” başımızı döndürüyor.

Oysa güçsüzün, fakirin, yaralının da bir “profili” var.

Sözü internet yasağına getireceğim.

Yasakların, sansürün bir işe yarayacağını düşünmüyorum. Her teknolojik denetim başka bir teknolojik yöntem ile aşılır. Aşılıyor nitekim.

Bütün köşe yazarları internete sansür gelmesin fikri üzerinden aşk ile şevk ile kalem oynattı.

Bu aşkı ve şevki internet bağımlısı olan gençlerin hayatlarını dikkate alırken de görebilsek.

Okuma oranının dünya standartlarının epey altında kaldığı ülkemizde internetin bilgiye ulaşılacak bir kapı olarak algılanmasının neredeyse imkânsız olduğu gerçeği ile göz göze gelmeyi başarabilsek…

II-

R., 16 yaşında. Bir kaç hafta öncesine kadar ailesi onun internet bağımlısı olduğunu bilmiyordu. Okuldan gelince odasına çekiliyor saatlerce ekranın karşısında oturuyordu.

“Her eve bir bilgisayar kampanyası” başlatan MEB''in necip yöneticileri! Gözünüz Aydın, Kulaklarınız Manisa olsun!

Elleriniz İzmir, ayaklarınız Adana.

Bilgiyi makineler sayıyor. Makineler sadece bilgiyi saymakla kalmıyor. Sıkı bir yoklama da yapıyor!

Evlatlarımız her daim buradayım demek için nöbet tutuyor.

Hep ekran karşısında R.

Sularda kendini seyreden bir mitoloji kahramanı gibi yüzü hep ekrana dönük.

Bilgisayar ekranına odaklanmış değilse bakışları, elindeki cep telefonuna odaklanmış öylece bakıyor.

Hastalandığında annesi ile aynı odada kaldılar.

İlk o zaman fark etti annesi. Gecenin bir saati onca ateşin içinde uyanıyor, uyanır uyanmaz cep telefonuna bakıyordu.

Gelen mesajların hiçbirinde bir fevkaladelik yoktu.

Hayır, zannettiğiniz gibi değil! R., bir sevgiliden gelecek mesajı beklemiyor.

Teknik bir arıza sonucu evlerindeki internet bağlantısı on günlüğüne kesik kaldı.

O sessiz çocuk, benzi soluk genç kız tam bir saldırgana dönüştü.

Zaman geçmiyordu. Eroin bağımlısı gibi acı çekiyordu.

Alış-veriş merkezine gitmek için izin istedi annesinden. Annesi izin verdi. Bir iki vitrine bakardı. İnsan içine çıkardı. Bak her işte bir hayır vardır ne iyi olmuştu internetin kesilmesi.

R., alış-veriş merkezine düzenli olarak gitmeye başladı.

Vitrinlerle filan bir ilgisi yoktu. Yaratılıştan gelen güzelliği ile de bir ilgisi yoktu zaten.

Tarak yüzü görmeyen saçları ile güzelliğini gölgelemeye and içmiş bir hali vardı R.''nin.

Sonunda annesi durumu derin bir acı içinde idrak etti. Her gün alış-veriş merkezine giden kızı vitrinlerden yana dönüp bakmıyordu bile.

R., AVM''deki internet kafeye gidiyordu.

Ne yapıyordu internet kafede?

Kara büyüye tutulmuş olarak ekrana bakmaya devam ediyordu. Face''ine giriyordu. Hiç tanımadığı insanları ekliyor, hiç tanımadığı insanların çoğu zaman ne olduğunu bile bilmediği hallerine onay veriyordu. “Beğen”iyordu.

“Onay” veriyordu. Onay verdikçe onaylandığını düşünüyordu.

Herşeyin rakamlarla ölçüldüğü bir dünyada “takipçilerinin” sayısını arttırmak için her önüne geleni “ek” liyordu.

III-

R.''nin durumu ilk ve tek değil. Türkiye''nin dünyanın yüzlerce, binlerce evinde ebeveynler çocuklarının “eklenerek” yaşadığını farketmiyor bile.

Son model cep telefonları sayesinde eklenerek yaşama mesaisi artık iyice kesintisiz hale geldi.

Son model telefonlardan önce, bir bilgisayar ekranı buluncaya kadar geçen zamanda çocuklar, gençler birkaç saatliğine özgürdü en azından. Ama son model telefonlar ile birlikte artık nefes alacakları saniyeleri bile yok. Onlar artık teknoloji kölesi. Ne ki köle olduklarının farkında değiller.

Köle olduklarının farkında olmadıkları için onları yarına bağlayan bir “özgürleşme” hayali hiç mevcut değil.

Dünyada sadece seks köleleri yok. Bir de teknoloji köleleri var. Son moda aletler tarafında yönetilen milyonlarca insan ...