
"Sayın…"
Yazımda bir siyasinin adını geçireceğim zaman on kere düşünüyorum. Sayın diye bahsetmek bana uymuyor. Çünkü vekiller birbirlerine sayın diye hitap edip sonra da ağza alınmayacak laflar söylüyor. Sayın ifadesi söz konusu kişiyi kürsüye davet edeceğimiz zaman yerini buluyor diye düşünüyorum.
Yazının içinde sayın, sayın sayın diye devam etmek çok nazik bir ifade ile konuşan, ama insanda yapaylık yüzünden yorgunluk hissi uyandıran ölü bir dilin ağırlığını satır aralarına emanet eden gizli bir yüke dönüşüyor.
Hakiki bir iletişim içinde olacak isek, hitabımızın başında sayın ifadesine gerek duymadan, sadece mesafeyi muhafaza ederek saygın bir dil tutturmalıyız.
"Kardeşim…"
Hayatımda hiç kimseye kardeşim demedim. Kardeşlerime bile.
Kardeşlik duygusu hitap ile söylem ile gerçekleştirilebilecek bir şey değildir. Kardeşlik acısını acın, sevincini sevinç bilmekten yeşerip boy verir. Yani mesafesi yoktur. Kalbi kalbinin içindedir. Kalbinin atışını kalbinde duymadığın birine kardeşim dediğin zaman kodamanların garsonlara kardeşim/oğlum/yavrum/evladım hitabına döner vaziyet.
Musevi kökenli bir hanımefendi ile Sakarya"da bir panele davet edildik. Kürsüde yan yana otururken konuşma metni dikkatimi çekti. Kardeşlerim diye başlıyordu metin. Konuşma sırası kendisine geldiğinde bir salon dolusu başörtülü kadına hitap ederken kardeşlerim ifadesini kullanmadı. Çünkü hiç kimsenin böyle bir ifade kullanmadığını fark etmişti. Kardeşlerim diyerek yaklaşmayacağını tam tersine uzaklaşacağını ve başka bir yerde kalacağını erken idrak etmişti.
Kaygılarımız…
Bazı kelimeler giysiler gibidir zamana yenik düşer…
Yüzyıl önce aristokratların giydiği pahalı giysiler, yüzyıl sonra garson kıyafeti, hizmetli üniforması olabilir. Kelimeler dahi böyledir. Zamanında mesafeleri imha eden bir kelime zaman içinde hiyerarşik bir üstünlük olarak algılanabilir.
Kardeşim ifadesinin 21 Yüzyıl"da toplumsal ilişkileri düzenleyen bir kelime olmadığını kabul edelim. Kardeşlik aile içi ilişkileri bile düzenleyemez iken, toplumsal bütünlük adına kardeş kelimesinden yardım ummak işlevsiz hitap durumu ortaya çıkarıyor.
BDP milletvekili yönetmen Sırrı Süreyya Önder et tırnak, kardeş kelimelerini kullanmayınız derken haklıdır. Sağlıklı toplumsal mesafelere ihtiyacımız var. Muhatabımıza kardeşim dediğimiz zaman onun tarafından bu hitabın nasıl algılandığına dikkat kesilmek zorundayız.
Birbirimize hitap ederken sıfatlara ihtiyacımız var mı? Olmadığını düşünüyorum. Hanım ve Bey ya da sadece soyadımızla hitap etmek yeterli.
Saygı üzerinden mesafesi iyi ayarlanmış bir dili kurmak için tarafların aşırı alıngan davranmaması gerekiyor. Küsmemek ve küstürmemek konusunda hassas olabilmemiz hüsnü zan üzere muamele etmekten başlar.
Bu hafta yitirdiğimiz merhum Şerafettin Elçi Kürt sorununun konuşulabileceği son kuşak biziz demişti.
Neden son kuşak biziz? Evin içindekiler ve evin dışındakiler olarak merhumun bu tespitini iyi analiz etmemiz gerekiyor.
Toplumsal dil için yol gösterici olan kimliklerimiz değil kişiliklerimiz. Kadın ya da erkek olmamız değil; nasıl kadınlar ve erkekler olduğumuz önemli. Zengin ya da fakir değil zenginliği ve fakirliği bir imtihan olarak kabul edip, imtihanı nasıl göğüslediğimiz önemli.
Ev hali tam da burada çatallanıyor. Oğullarımıza ve kızlarımıza öfkelerini kontrol etmelerine, küçüklerden ve yaşlılardan, garip gurabadan mesul olmalarına dair ne söyleyebiliyoruz? Cümle olarak değil, bizzat kendi hal ve tavrımızla ne söylüyoruz? Hiçbir şey söyleyemiyoruz!!!Hiçbirşey..
Birey olarak kendimiz için istediğimiz bütün güzellikleri herkes için isteyen olmadığımız sürece, kaygılarımız azalmayacak artacak. Korkmadan dinleyen, konuşan ve anlayan olmalıyız, yoksa bu cana bu beden dar.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.