
Pazartesi günü yayınladığım yazıya tepkiler dinmedi. Her vesile ile “ama..” diyen cümleler duydum bütün hafta boyunca.
Veliler eğitim ile ilgili olarak yazdığım yazılardan hoşnutluklarını, daha çok yazmamı, bu konuda daha çok ekrana çıkmamı tavsiye etti.
Öğretmenler cezasız eğitim olmayacağını söylediler. Tepki koydular. Latif iltifatlar edenler de vardı aralarında, ağır hakaret edenler de. Ağır hakaretlerin sahiplerinin bu densizliğini Türkçe bilmezliklerine verdim. Maksatlarının esasında hakaret olmadığını düşündüm. Çünkü ben bu sütunda yapılan her türlü olumsuz eylemi, eylemi yapan kişinin kimliğine bakmadan eleştirdim bunca yıl.Ama dilimi asla bozmadım.Bana hakaret etmeye yeltenenlere karşı da mesafemi toplumsal nezaket üzere korudum.
Bazıları sizi bir günlüğüne bizim okulda öğretmen olarak istihdam edelim dedi. Siz kendi çocuklarınızla başa çıkamıyorsunuz bizim koca sınıf ile nasıl başa çıktığımızı hiç düşündünüz mü diyen mektuplar geldi.
Müsterih olunuz. Bendeniz hayatın fazlasıyla içindeyim. Aynı sınıfı susturan öğretmenleri de bilirim asla susturamayanları da.
Öğretmen de oldum veli de. Dayak yiyen bir öğrenci idim çok sevilen bir öğretmen oldum.
Çocuklarımın çok güzel çok özel öğretmenleri oldu.
Hatalı bir davranışa tanık olduğumda, bunun benim çocuğumun başına gelmesini beklemedim. Tepkimi, eleştirimi derhal dile getirdim.
Altmış kişilik sınıfların olduğu devlet okullarında da veli oldum, 20 kişilik sınıfların olduğu özel okullarda da.
Aynı velinin hem özel okulda hem devlet okulunda nasıl farklı kimlikler, duyarlılıklar sergilediğine de tanıklığım var, parayı verince iyi bir ebeveyn olduğunu sanan velilere de.
Velilerin ayaklarının birinin daima okulda olması gerektiğini savundum yıllarca. Ayakları olmayanların gözleri ve kulakları okulda olmalıdır.
Dayak olmazsa öğrencileri nasıl hizaya getirelim diyen öğretmenler için aşağıda okuyacağınız satırlar.
Dayak cennetten çıkmadır diyenler için.
II-
Öğretmenler drama yapmak için bir araya gelmişlerdi. Herkes öğretmenliği boyunca yaptıklarını anlatıyordu.
Bir öğretmen söz aldı. Sesi titreyerek başladı. Olay yıllar önce oldu esasında. Ama benim için dün kadar taze. Kendimi hiç affetmedim dedi.
Güneydoğu''da öğretmenlik yapıyordum. Ödevini yapmayan öğrenci çok oluyordu.
O gün yine ödev yapmayanların çoğunlukta olduğu bir gündü. Bir öğrenciye neden ödevini yapmadın dedim ve bir tokat vurdum.
Yüzüme baktı.
Gözlerinde tuhaf bir anlam vardı.
Çok tuhaf.
Daha önce hiç böyle bir bakış ile karşılaşmamıştım.
Öğrenciler ya pişkin pişkin sırıtır tokat yüzlerinde patlayınca, ya da fazlasıyla mahcup olurlar.
Bu mahcup olmamıştı. Başka bir şey. Bakışlarındaki o derinlik beni olduğum yere mıhlamıştı adeta.
Derse başladım. Bir iki cümle. Hayır dersi anlatamıyorum. Çocuk gökyüzünden sınıfa düşmüş bir nur olarak orada ışıldıyor adeta.
Sınıfa dikkatlice baktım. Bir şey yapmamı istiyorlardı. Biraz önce tokat attığım çocuk için bir şey yapmamı istediklerini fark ettim aradan bir hayli vakit geçtikten sonra.
Ne yapabilirdim ki. O ödevini yapmamıştı. Ben de yüzüne bir tokat vurmuştum. Bu ne ilk defa oluyordu, ne de son defa olacaktı.
Ne yapacağımı bilemediğim için neden yapmadın ödevini dedim.
Çocuk bakışındaki o derinliği değiştirmeden cevap verdi.
“Dün babamı gömdük. Ödevimi onun için yapmadım.”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.