İsimlerin tarihi ve talihi

00:0030/07/1999, Cuma
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fatma Barbarosoğlu

İsim bir boncuktur kim takarsa onun olur" dense de isimlerin de bir talihi vardır. Sözkonusu küçük ölçekli bir yer olduğunda isimlerin taşıdığı talih de gözle görünür bir koyulukta olur. Mesela bizim köyde o güzelim Zeynep ismi sadece bir tanedir. Sebebi hali hazırda bu ismi taşıyan kadının hiçbir makbul özelliğe sahip olmamasıdır. Sanki Zeynep ismini koyarlarsa, anneler kendi kızlarına bu eski Zeynep''in eski talihini biçecekmişcesine endişe taşırlar. Sanki Zeynep kötü talih demektir.Ama Fatmaların,

İsim bir boncuktur kim takarsa onun olur" dense de isimlerin de bir talihi vardır. Sözkonusu küçük ölçekli bir yer olduğunda isimlerin taşıdığı talih de gözle görünür bir koyulukta olur. Mesela bizim köyde o güzelim Zeynep ismi sadece bir tanedir. Sebebi hali hazırda bu ismi taşıyan kadının hiçbir makbul özelliğe sahip olmamasıdır. Sanki Zeynep ismini koyarlarsa, anneler kendi kızlarına bu eski Zeynep''in eski talihini biçecekmişcesine endişe taşırlar. Sanki Zeynep kötü talih demektir.

Ama Fatmaların, Fadimelerin, Eminelerin, Haticelerin böyle bir çağrışımı yoktur. O kadar çoktur ki bu isimden neredeyse her evde bir tane vardır. Neye göre konur isimler hiç merak ettiniz mi? İsimlerin koyuluş nedeni bile hayatın öncelikler sonralıklar listesini çıkartmaya elverişli bir harita sunar daima.

Birkaç gelinli büyük aileler zamanında kayınpeder ya da kayınvalidenin ismini vermek çok makbul olduğu için aynı evin içinde aynı ismi taşıyan çocuklara, gençlere çok sık rastlanılmaktaydı. Kızlar için sorun yoktu. Nasıl olsa evlendikten sonra soyadları değişecekti. Fakat erkekler askerlik çağına geldiğinde aynı isim ve soyadı epeyce karışık durumlara sebep olmaktaydı.

Yabancılarla ilişkilerin sınırlı olduğu dönemlerde erkek evlada çok sevilmiş bir komutanın ismini vermekte adettendi. "Ad aldığına çekmiş" tabiri çok yaygın olduğundan çocuğuna komutan ismi vermek aynı zamanda okuyup paşa olsun temennisi isminin her anıldığında hatırlanacağı bir fonksiyon icra etmekteydi.

Köye gelenin köyden gidenin az olduğu dönemlerde çocuğuna isim vermek için ya bir devlet başkanının ya da, vali ve kaymakamın ismi uygun görülürdü. Bu bakımdan Menderes ve Ecevit isimleri köyün en tipik isimleridir. 1980 yılına gelinceye kadar kız çocuklarına verilecek değişik isimler Kur''an''da rastlanan isimler arasından olması ya da köye hakikaten hizmeti geçmiş bir öğretmenin annesinin ya da karısının ismi olmasına önem verilirdi. Bu espriye uygun olarak konmuş en tipik isim Ref Ref''tir.

Ne olduysa tv''nin köye girmesinden sonra oldu. Esasen tv gelmeden önce de özellikle kadınlarda çocuklarına değişik isim koyma eğilimi başlamıştı. Şehre gidip de çocuklarına şehirli isim koyan eltilere, görümcelere duyulan haset ve rekabet hiç olmazsa köydeki çocuklara "şehirli" isimler koyarak bir parça söndürülmeye çalışılıyordu. Tv''nin köye girmesiyle birlikte köylü kadınlarının isimleri: Okumuş isimler, cahil is imler olarak ikiye ayırmaları sözkonusu oldu. Cahil isimler köylerde hep rastlanan isimlerdi. Satı, Döne, Fadime. Okumuş isimler ise Türk filmlerindeki öğretmen, avukat ve doktorların ismiydi. Bu bakımdan en tipik isim Hülya''dır. 1980 yılına kadar daha önce hiç rastlanılmayan Hülya isminde müthiş bir patlama oldu.

Köye tv''nin gelmesiyle birlikte TRT 1''de yayınlanan dizi film kahramanları da yeni doğmuş bebeciklere konan isimler olarak ebedileşmiş oldular. Mesela Hacı Arif Bey dizisinden geriye bir Nigar ismi kaldı.

Neden daha önce alfabelerde rastlanan Jale''lere, Kaya''lara, Oya''lara rağbet edilmemiştir de tv görülen "güzel kızlar"ın isimleri çocuklara konuvermiştir. Hem de artist ismi olduğuna bile bakılmadan?

Erkek çocuklarına konan isimler arasında en fazla rağbet gören Erol ismi oldu. Neden Erol? Daha önce hiç konmamış bir isimken birden bire üç, beş Erol''a birden rastlamanın nasıl bir hikayesi vardır. Konuştuğum Erol''ların hiçbirisinin annesi oğluna neden Erol ismi koymuş olduğuna dair önemli bir bilgi vermedi. Fakat ben yine de çok dolaylı bir irtibat kurulabileceğini düşünüyorum. Erol''ların hemen hepsi galiba Afyon Devlet Hastanesi''nde dünyaya gelmiş. Eh buradan Doğumhane şefinin adının Dr. Erol olduğunu çıkarmak fazla dedektifçe olmaz herhalde.

Söz doğumlardan açılmışken nüfus planlamacılarından köye armağan bir isimle yazımızı noktalayalım. Henüz tarihi yazılmamış köyümüzde beşten fazla çocuk sayısına pek rastlanılmaz. Özellikle 70''li yıllardan sonra çocukların sayısı en fazla üç ya da dörttür. Fakat "köylüyü aydınlatmak" üzere gelen planlamacılar beşinci çocuğuna hamile olan kadını bir güzel azarlayıp; her çocuğun kendisi için ve ülke için ne kadar tehlikeli olduğundan dem vurup; sen artık çocuk doğurmaya elveda demelisin ihtarından sonra; (belki de) köyde beşinci kardeş olarak doğan son çocuğun adı da Elveda olmuştur.