İstanbul “kültür”ünden inliyordu...

00:0018/01/2010, Pazartesi
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Geçmişin yollarında, üzerine basılacak bir ayak izi ararken; şu gün nasıl yaşamışlardı diye iz sürecek yarının okuyucusu için yazıyorum bu satırları.Dünden yarının yol haritasının çıkarmaya çalışacak biri için.Yaşananlara, yaşanacaklar kadar belki de ondan daha çok değer veren biri için.Yıl 2010.Ocak''ın on altısı.Tipik bir Cumartesi ''İstanbul''u dememize engel, havanın ayaza kesen çehresi. Hava raporları 3 dereceyi gösteriyor. Hissedilen adeta sıfırın altında -5.Rüzgâr böğre saplanmış mermi gibi

Geçmişin yollarında, üzerine basılacak bir ayak izi ararken; şu gün nasıl yaşamışlardı diye iz sürecek yarının okuyucusu için yazıyorum bu satırları.

Dünden yarının yol haritasının çıkarmaya çalışacak biri için.

Yaşananlara, yaşanacaklar kadar belki de ondan daha çok değer veren biri için.

Yıl 2010.Ocak''ın on altısı.

Tipik bir Cumartesi ''İstanbul''u dememize engel, havanın ayaza kesen çehresi. Hava raporları 3 dereceyi gösteriyor. Hissedilen adeta sıfırın altında -5.

Rüzgâr böğre saplanmış mermi gibi nefessiz bırakıyor.

Henüz sabah.

Songül çiçeklerinin başında bekliyor titreyerek.

Buz kesmemek için, buzdan bir Songül olmamak için, bacaklarına çöplüğe atılmış yeşil bir elyaf yorgan sarmış.

Başını sarmış. Ellerini sarmış. Ayakkabılarının üstünü sarmış. Bulduğu her şeyi sarmış.

Oturduğu taburede bir cenin pozisyonunda müşteri bekliyor.

Roman Songül helalinden kazanmak için çiçeklerinin başında bekliyor. Bütün esmerliği ve üşümüşlüğü ile.

İstanbul Kültür Başkenti olmaya hazırlanıyor.

Songül inşaallah bu gün siftah yaparım diyor.

Kendisine selam veren herkesin, selamı kadar cömert bir de çiçek buketi yaptırmasını umuyor.

Oysa yoksulları, sadece cebinde sınırlı parası olanlar görüyor.

İstanbul “kültürlü” olmaya hazırlanıyor. Akşama hazırlanıyor.

İstanbul “kültürlü” olmaya hazırlanırken, gün boyu ekranda İstanbul kültüründen bahsediliyor. Her kanal kendince ironi yapıyor. Kültür''ün başkenti İstanbul''un “kültürlü” haline dair.

Sokakta halı yıkama kültürü diyor: Ekranda halılarını köpürtmüş şevkle yıkayan kadın görüntüleri.

Bu haberi yapan; o halıların anca yıkanarak temizlenebildiğini bilmiyor çünkü. Kadınların ahmaklığından sanıyor. Halı yıkama makinesini kullanmayı bilmemelerinden. Halı yıkama servislerine götürecek görgüleri olmadığından böyle şakır şakır halı yıkadıklarını düşünüyor. Zevkleniyor kadınlar değil mi halı yıkarken. Su tabancası ile oynayan çocuk zevki.

Oysa halı yıkayan kadınların ertesi günü belleri tutmayacaktır. Neden yapmaktadırlar bu eziyeti kendilerine? Çünkü paraları yoktur. Paraları olmayan insanların oturdukları semtlerde evin içi rutubetten, sokaklar çamurdan ibarettir.

İstanbul''un “kültürlü” hali devam ediyor. Erkek kültürü: Ambulansın arkasına takılma. Her maç sonrası havaya mermi saydırma.

Bir de İstanbul''un çocuk kültürü var oysa.

Dilenci çocuk kültürü. Bulduklarından para istiyorlar. İnsanlar vermekle vermek arası mütereddid. En iyi göz teması kurmamak, en iyisi bu yoksulluğa tanık olmamak diyerek kaçtıkları dilenci çocuklar. Tinerci çocuklar.

Çocuklara para vermeyin onlardan alış-veriş yapmayın diyen vali yardımcısını buluyor dilenci çocuklar.

Songül çöplüğe atılmış yorganın içinde titrerken; “mini mini hanımlar sevdalı beyler” İstanbul akşamına hazırlanıyor. Kıyafetler son bir defa gözden geçiriliyor. En pahalı, en şık, en dikkat çekici olabilmek için, gecenin göz kamaştıranı olabilmek için .

Herşey İstanbul için. Sahne İstanbul''un artık.

Songül''den çiçek almamalıyım değil mi sayın vali yardımcımız.

Almam söz dinlerim.

Yapmamam gerekenleri söylediniz. Yapacaklarım konusunda da fikir veriniz lütfen.

Songül''den çiçek almayayım.

Her akşam okul sonrası ellerini yaka yaka kestane kebap diyen Onurcan''dan kestane de almayayım.

Onurcan ile ayaküstü konuşmam söz. Derslerini sormam o kestaneleri tartarken. Çekine çekine “Sizin evde bilgisayar var mı?” deyip sosyal bilgiler ödevi için benden yardım istemesini duymam. Çocuklardan bir şey almayın diyorsunuz ya almam. Geçer giderin yanlarından. Elektrik direğinin yanından geçer gibi. Çöp kutusunun yanından geçer gibi.

Helalinden kazanmanın bereketine bütün kalpleriyle inanan masumiyetlerine gözyaşı filan dökmem.

Bütün bunları yaparım söz. Ama nasıl insan kalacağımı bana öğretmeyi vaad ediyor musunuz?

İstanbul kültür başkenti oluyordu.

Ben 12 yaşında yazdığım “İstanbul Sokaklarında bir çocuk/Soğuktan morarmış elleri/En güzel limonlar bende diyen ince çocuksu sesi” diye devam edip giden çocuksu şiirimi hâlâ yaşıyor olmaktan yorgundum.