KADER üzerinden başörtülülere kader biçme...

00:006/04/2007, Cuma
G: 28/08/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Bıyıklı kadın süzünmelerine… Yani “ennnn kadınnn benim” kampanyasına… İkinci bir yazı yazıyor olmaktan memnun değilim.Memnun değilim çünkü…İnsanların, sadece kendisine en benzeyenin haklarına sahip çıkışını…Daima kendini merkeze koymasını…Her şeyin en iyisine daima kendini layık bulmasını… Duyarsızlaşmanın nirvanası olarak görüyorum.DUYARSIZLAŞMA.Duyarsızlaşmayı da savunarak, kendini yeniden halklığın zirvesine taşıma.Bıyık kampanyası üzerinden bu oldu işte.Biz istediğimiz kadar…Yanlış oldu tabi…

Bıyıklı kadın süzünmelerine… Yani “ennnn kadınnn benim” kampanyasına… İkinci bir yazı yazıyor olmaktan memnun değilim.

Memnun değilim çünkü…

İnsanların, sadece kendisine en benzeyenin haklarına sahip çıkışını…

Daima kendini merkeze koymasını…

Her şeyin en iyisine daima kendini layık bulmasını… Duyarsızlaşmanın nirvanası olarak görüyorum.

DUYARSIZLAŞMA.

Duyarsızlaşmayı da savunarak, kendini yeniden halklığın zirvesine taşıma.

Bıyık kampanyası üzerinden bu oldu işte.

Biz istediğimiz kadar…

Yanlış oldu tabi… İstemek kim, biz kim.

BİZ yani başörtülüler.

Lütfen duyacak kulaklara, duyarsızlık üzerine kelam etsek ne ki!

HİÇBİRŞEY!!!

Biz duyarsızlık ile mücadele ederek yol almaya çalışalım…

Dört bir yanımız duyarsızlar cemaatinin yan kollarıyla çevrilmiş vaziyette.

Bakınız Milliyet''ten Meral Tamer. Parlamentoda kadınların temsiliyle ilgili problemi kabul ediyor, o kadınların içinde başörtülüler olmadığı sürece.

Yani kadınları en iyi kadınlar temsil ediyor ama ne hikmet ise bu kadınların içinde başörtülüler yok.

Başörtülüler olmayınca bu ülkede “öteki” kadınların seçme ve seçilme hakkının gasp edilişi problem olmaktan kendiliğinden çıkıyor zaten.

Kadınları kadınlar temsil etsin ama, başörtülü kadınlar hiç gözükmesin. Yok etsin kendini. Ya da sadece enn kadınlara/saçlı kadınlara oy verme hakkı olduğunun bilinciyle hareket etsin.

Ev ekonomisinden mezun, gazete bile okumaktan aciz bazı kadınlar, “kadın olsun torba dolsun” kotasından parlamantoya girsin.

Amaaaa siyaset üzerine doktora yapmış başörtülü, neden seçilme hakkım gasp ediliyor diye soru soracak gibi olunca; köşe yazarı kadınlardan, “yetti ama bu temcid pilavı” diye, anti türbanist kampanya tokadı yesin.

Perihan Mağden, kendine has asla özetlenemeyecek uslubu içinde başörtülülerin neden seçkin kadınların kampanyasına eklemleniverdiklerini soruyor. Bıyıklı kadınların kampanyasına eklemleneceğinize, neden kendiniz doğrudan bir şey yapmıyorsunuz. Üstelik sizin oylarınızla iktidara gelmiş bir parti iş başındayken diyor.

Sorun şu ki, haber değeri taşımak için şık, gösterişli ve şöhretli olmak gerekiyor. Başörtülü kızların yaptığı hangi direniş, hangi kampanya kimin yazısına konu oluyor ki. Benim yazıma konu olunca, azaltıcı hüküm başından belli: “Başörtülü kadınlar başörtüsü yazar.”

Başörtülülerin yaptığı hiçbir şey haber değeri taşımıyor.

Meral Tamer''in duyarsızlığı tek ve biricik örnek değil. Sadece, bir örnek olsa idi üzerinde durmaya değmezdi zaten.

Erkek okuyucular soruyor “ne dersiniz biz de bıyıklı arkadaşlar olarak toplanıp başörtümüzle resim verelim mi?” diye. Niye!!! Magazine bir tadımlık katkı sağlamak için mi?

İsmet Berkan, Yeni Şafak''i KADER''in kampanyasını magazinleştirmek üzerinden eleştiriyor. Kampanyanın kendisi zaten magazinin kara sularından sefere çıkarılmadı mı?

Sorunumuz tam burada başlıyor. Son on yıldır ekran üzerinden pazarlanmış hayat tarzı ile, artık pek çoğumuzun kafasında sadece magazinel kodlar mevcud. Anlatılacak olan, televole formatlara uygun olmadığında, hiç kimse hiçbir şey anlamıyor. Nato kafa nato mermer.

Argo size yakışmıyor filan diye mesaj atmaya kalkmayın. İletişim için argonun bile mübah olduğuna inanacak noktaya geldim. Bu sağırlık canıma yetti!!! Sizin tuzunuz kuru, yemeğiniz leziz. Alınız al morunuz mor. Biz, umudunu yitirmiş gencecik kızlara, mesleğinden olmuş, denizini kaybetmiş balık gibi nefessiz kalmış kadınlara, umut aşılamaya çalışıyoruz. Oysa bizim umudumuz da bitmeyen deniz değil.

Başörtülü kadınlar başörtüsü yazınca görünmüyor. Edebiyat yazınca görünmüyor. Siyaset yazınca görünmüyor. Kim görmüyor? Önce camianın kendisi görmüyor. Neden görmüyor?

Entellektüel şaşılığı; kendine, ötekinin gözüyle bakmayı, aydın olmanın birinci şartı sananları, başka bir yazının konusu yapalım.

Malum yerimiz dar!

Günümüz az!

Derdimiz çok!