Kadın savaşları

00:0030/03/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Belli bir yaştan sonra kadınlar arasında iletişimin ilk hamlesi "çalışıyor musunuz?/ev kadını mısınız" diye başlıyor.Geçen gün bir durak gideceğim için minibüste ayakta durmayı tercih ettim. Fönlü saçları ile kendini dünya bakımlılar kraliçesi ilan etmiş olan hanım gayet buyurgan bir ifade ile. "OTUR " dedi. Oturdum. "Senin yaşında ayakta durulur. Bir de bunun devamı var. Benim yaşıma gelince…"diye başlayan bir diskur çekti."Kaç yaşındasınız?" dedim. Yaşını söylemeden önce "Eğitimciyim ben" dedi.

Belli bir yaştan sonra kadınlar arasında iletişimin ilk hamlesi "çalışıyor musunuz?/ev kadını mısınız" diye başlıyor.

Geçen gün bir durak gideceğim için minibüste ayakta durmayı tercih ettim. Fönlü saçları ile kendini dünya bakımlılar kraliçesi ilan etmiş olan hanım gayet buyurgan bir ifade ile. "OTUR " dedi. Oturdum. "Senin yaşında ayakta durulur. Bir de bunun devamı var. Benim yaşıma gelince…"diye başlayan bir diskur çekti.

"Kaç yaşındasınız?" dedim. Yaşını söylemeden önce "Eğitimciyim ben" dedi. "Emekliyim. İnsan çalışınca genç kalıyor. Dinç kalıyor.45 yaşımdayım."

Konuşmanın alt metni senin gibi ev kadını olunca (çünkü elimde sebze poşeti var) böyle bakımsız ve yaşlı olur insan. Kadına yaşımı söyleyip ürkütmedim tabi. Söz dinleyen küçük bir kız gibi başımı salladım.

Çalışan, yaşını göstermeyen, bakımlı dinç kadın, minibüs meydan muharebesini kazanmış yolcu olarak devam etti yoluna.

Dedim ya gündelik hayatın dili kadınlar arasında en ziyade çalıyor musun? Sorusu etrafında döner.

Alış-veriş yaparken ikna kapasitesini nereye kadar götürebileceğini merak eden tezgâhtar, ah pardon satış temsilcisi.

Henüz ilkokula başlamış çocuğun bütün yükünü anneye iade etmek isteyen öğretmen.

Kapı kapı ya da semt semt dolaşan anketörler.

Muhataplarını "daha yakından tanımak" için alt tarafı iki seçenekli bir soru soracaklardır, çalışıp çalışmadığını öğrenmek üzere.

Ama o iki seçenekli soruda önceliği hangi kelimeye verdiğine bakarak size karşı nasıl bir strateji belirlemiş olduğunu fark etmeniz zor değildir esasında.

"Ev kadını mısın?" diye başlatılan diyalog, ev kadınısın ve dünyada olup bitenlerden haberdar değilSİN . Benim görevim SENİN bu eksikliğini kapatmak. SEN sadece bana uyacaksın, komutuyla devam edecektir.

Çalışıyor musunuz? Şeklinde başlatılan tanışma sorusu, ekonomik özgürlüğünüz var o halde siz her şeyin en iyisine layıksınız muhtevalı terapotik bir konuşma olarak devam edecektir .(SEN ve sizzz ayrımına lütfen dikkat buyurunuz.)

Satış elemanları ev kadını olduğunu düşündükleri müşteriler için ikna turuna şöyle başlar: Bunun aynısını ben kullanıyorum. Kendisinden yaşlı olduğunu düşündüğü müşteri için çam devirdiğinin farkında olmayarak şöyle der: Aynısını anneme aldım. Çok beğendi. Pazarlama apartman sınırları içinde gerçekleşiyorsa ikna cümlesi: Alt komşunuz/yan daire bunu tercih etti.

Bu cümlelerin alt metni: "Sen ev kadınısın işte. Fazla direme. lemin yaptığını yap da bir şeye benze bari."

Evdeki kadınların çalışan kadınlardan "intikamı" öğretmen desteğinde alınır çoğu defa.

İlkokullarda başlatılan sınıf anneliği uygulaması ile birlikte annesi çalışan çocukların birinci sınıftaki hali içler acısıdır. Her vesile ile çocuğa "senin annen çalıştığı için" cümlesi kurulacaktır. Sanki anne çalışmıyor da yüz kızartıcı bir suç işliyormuş gibi. Öğretmenlerin kendisine bakıp çalışan kadınları ve çocuklarını anlayacağını zannedersiniz. Hayır, o sınıf annelerinin etkisi altındadır. Sınıf anneleri sahiden sınıftadır. Hiç dışarı çıkmazlar. Kendi çocuklarını el birliği ile çalışan kadınların çocuklarına karşı korurlar. Çalışan kadının çocuğunun "çalışan çocuk" olma ihtimali vardır ki, bunu sınıf adına oldukça tehlikeli bulurlar.

Öğretmenler kendi durumlarının ikircikliği sebebiyle ev kadınlarının her gün çocuklarını kurabiyelerle karşıladığını, hayat bilgisi kitabındaki "evimizde kış hazırlığı" ünitesini aynen uyguladığını zanneder.

Oysa ev kadını çalışan kadın ayrımı her zaman geçerli bir ayırım değil. İki maaş ile anca geçinen ailelerde, çalışan kadın aynı zamanda ev kadınıdır. Aylık geliri ortalamanın üzerinde olan ailelerin hanımı ise evde olduğu halde kocasının kendisine sunmuş olduğu imkânlar yüzünden hizmet satın alma konforuna sahiptir. Konfor kelimesinin altını çiziyorum. Huzursuzluğu mayalayan işte onların sahip olduğu bu konfordur. Onların sahip olduğu konfor hem kendilerine yüktür hem de cemiyete. Ne ki meseleyi pek buradan bakmayı göze alamıyoruz.