
Başlıktaki ifade Abbas Sayar''ın şiirinden bir mısra. “Elim avucumda tutmadan/Kendimi kendim gütmeden/İçime adım atmadan/yorulandan biri oldum.”
Bu mısralara değerli bilim adamı Ahmet Güneri Sayar''ın “Gönül Pazarı” isimli kitabında rastladım. Bizi ilgilendirmeyen o kadar çok kitaptan haberdar oluyoruz ki, Anadolu''yu taşıyla toprağıyla, sanatıyla tanıyacağımız-tadacağımız kitaplara uzak düşüyoruz. “Gönül Pazarı” benim için böyle bir kitap oldu.
Ahmet Güneri Sayar, zengin yaşanmış bir hayatın tanıklığından insanları, olayları mekânları paylaşıyor okuyucusu ile.
Yozgat tarihi ile ilgili olarak edindiğim bilgiler bendeniz için çok önemli. Ama sizlerle şair-romancı bir babanın oğlu olarak Ahmet Güneri Sayar''ın babası hakkındaki izlenimlerini paylaşmak istiyorum. Bu paylaşım son günlerde “şiirin bittiğini ilan edenler için de bir ibret. Şiir bitmez. Şiirin bittiğini ilan edenler şiir okuma zevki olmayanlar arasından çıkar daha çok. Şiiri öldürmek üzerinden tazeleyecekleri ölü sevicilik bahsinin bir parçası olarak.
Son günlerdeki şiir öldü hezeyanları ile merhum Abbas Sayar''ın ne alakası var? Alaka derin. Çünkü biz Abbas Sayar''ı daha ziyade romancı kimliği ile tanırız. Hakikaten de “Can Şenliği” benim için muhteşem bir romandır. Fakat bakınız oğlu Ahmet Güneri Sayar babasının şairliğini nasıl yad ediyor: “Abbas Sayar bilhassa ''Yılkı Atı''nın neşriyle önünde açılan edebiyat adamlığı kapısından geçince daha çok okurlar nezdinde romancı kimliğinin muhafazasına özen gösterdi ve sürekli şiir yazmasına rağmen şairliğini gizledi. Şairliği sadece Yozgat''ın dar ve kapalı bir muhitinde sayısı az Yozgatlı ile Yozgat''a bürokrat olarak gelenlerin oluşturduğu bir yaren halkası içersinde bilindi ve sevildi. Onların takdiri Abbas Sayar''a yetiyordu.”
“Onların takdiri Abbas Sayar''a yetiyordu.” Bu cümle beni derinden yaraladı. Bu gün edebiyat dünyasını piyasaya çeviren şey yazarları takdir edecek okuyucuların olmaması. Daha doğrusu yazarlar “okuyan” okuyucu ile sahih bir iletişim kuramadan, “tüketen” okuyucunun “satın alma” gücüne mahkûm oluyor. Bu mahkûmiyeti hürriyete çevirecek tek ortam dergilerin dünyası. Ne ki dergilerin dünyasında da kıyasıya bir “Körler sağırlar birbirini ağırlar” havası hüküm sürünce okuyucunun okuduklarını değerlendirmesi için farklı bakış açıları sunabilecek mecralar tükenmiş oluyor. Bu durumda bir kitabı değerlendirmek için tek bakış açısı kalıyor. Ne kadar satış o kadar iyi kitap. Satış ve reklam arasında şaşmaz bir doğru orantı var oysa.
Ahmet Güneri Sayar''ın satırlarından babası Abbas Sayar''ı okurken, Abbas Sayar''ın Yozgat''ını okurken bana eşlik eden soru şuydu: Yozgatlı bir lise öğrencisi Abbas Sayar''ı okuyor mu? Okuduklarından benim lise yıllarında aldığım tadı ve zevki alıyor mu? Yoksa o da bildiği bir dünyanın değil hiç bilmediği bir dünyanın peşine düşerek büyü, sihir hikayelerinin “alacalı” karanlığında mı eğleşiyor?
Eğitim politikalarımız sayesinde orta öğretim gençliğinin edebiyattan, sanattan zevk almaması için her şeyi yaptık. El hak başardık da.
Hiç olmazsa sosyal bilimlerde okuyan üniversite öğrencilerinin Abbas Sayar''ın memleketi üzerinden Anadolu ile buluşmasını sağlayabilsek.
Abbas Sayar Orta Anadolu''nun romancısı.
Bir defa daha tekrarlamakta yarar var. Orta Anadolu Türkiye''yi her bakımdan ortalıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.