Keyif nedir?

00:0025/05/2012, Cuma
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Bir zamanlar yerli yersiz her durum karşısında moda bir tabir olarak "keyif aldım" cümlesi kurulurdu.Keyif veren maddeler gibi keyif veren sohbetler, keyif veren mekânlar sökün etmişti. Herkes bir anda ehli keyif olmuştu adeta. O moda bitti.Şimdi sahiden keyif alanlar "keyifli" cümleler kuruyor galiba.Keyif nedir?Bir sohbetten keyif almak ile bir kahveden keyif alma arasında nasıl bir ortaklık ya da farklılık vardır?Levinas Zaman ve Başka adlı kitabında keyif''i öznenin kendini bir anlığına unutuşu

Bir zamanlar yerli yersiz her durum karşısında moda bir tabir olarak "keyif aldım" cümlesi kurulurdu.

Keyif veren maddeler gibi keyif veren sohbetler, keyif veren mekânlar sökün etmişti. Herkes bir anda ehli keyif olmuştu adeta. O moda bitti.

Şimdi sahiden keyif alanlar "keyifli" cümleler kuruyor galiba.

Keyif nedir?

Bir sohbetten keyif almak ile bir kahveden keyif alma arasında nasıl bir ortaklık ya da farklılık vardır?

Levinas Zaman ve Başka adlı kitabında keyif''i öznenin kendini bir anlığına unutuşu olarak tasvir ediyor:

Her keyif alma aynı zamanda bir duyumdur, yani bilgi ve ışıktır. Kendi''nin kaybolması değildir asla, ama bir ilk feragat olarak kendini unutmadır."(sh.94)

İnsanın kendini unutması… Ne kadar güzel ve ne muhteşem bir duygu.

Sanki sırtında taşıdığı kendisini bir anlığına yere bırakıvermesi keyif.

Roessau''dan ödünç alınacak tabirle belki de dünyaya karşı bütün kaygılardan azat olması kişinin. Nasıl göründüğü, kim olduğuna dair her şeyi unutması.

Levinas''ın keyif dediği şeyi sufilerin fena makamının en alt basamağına işaret etmiyor mu?

Alt basamağı dememin sebebi şu:Fena makamına vasıl olmak için insandaki bütün kötü sıfatları,yasaklanan bütün fiilleri terk etmiş olmak gerekiyor ya.

İnsan kendini unuttuğu zaman heves ve arzu, ümit ve hayal da yok olmuş oluyor.

Sizin de vardır muhakkak. Benim kendimi unuttuğum bir anım var. Biraz da o anın hatırasıyla yaşar oldum son yıllarda.

Kederden ölmek üzereydim denir ya. Dünya yıkılmıştı altında bir ben denir ya. Hiçbir sebep yokken insanın kendisini ölesiye bitkin hissettiği zamanlar vardır ya.

Öyleymişim de bilmiyormuşum aslında.

Cadde boyunca yürürken üç ezanın içinden geçip gittim. Sanki bir rüya ormanına girmiştim. Sanki zamanın başka bir boyutuna geçmiştim. Üç ezan. Saniye farkı ile başlıyor semtimizin müezzinleri. Üçünün de sesi birbirinden güzel.

Son müezzin de nihayetlendirince ezan-ı şerifi… İşte tam o an kendimi unuttuğumu fark ettim. Allah''ım insanın kendini unutması ne muhteşem bir şey. Beden ruhu azat ediyor. Beden ruhu azat edince ruh yükselip gidiyor.

Günde beş defa tanıklığa rağmen bir daha kendimi o kadar unuttuğum bir anım olmadı.

Şimdi haklı olarak diyeceksiniz ki ne yani şimdi bu bir köşe yazısı mı?

Size katılıyorum. Değil. Ama ne yapayım ki ben "bura"dayım.Elimden/kalemimden başka türlü bir şey gelmiyor.