Kokusunu yitirmiş dünyada kaybolan vefa...

00:0012/09/2012, Wednesday
G: 6/09/2019, Friday
Fatma Barbarosoğlu

Yeryüzündeki son His filmi üzerinden konuşmaya devam edeceğimizi söylemiştim. (Niye film konuşuyoruz? Her gün teröre şehit verdiğimiz canlarımız, ay üzerinden tartıştığımız çocukların eğitimi, dershane sorunu, mülteci meselesi... Senin tuzun niye bu kadar kuru ey yazar! Gündemin bu kadar yoğun olduğu haftada niye sizi film üzerinden düşünmeye davet ettiğime dair müstakil bir yazı yazacağım inşallah.)Filmi seyretmeyenler için koku bahsi için kısa bir özet cümlesi sunayım izninizle. Dünyanın dört

Yeryüzündeki son His filmi üzerinden konuşmaya devam edeceğimizi söylemiştim. (Niye film konuşuyoruz? Her gün teröre şehit verdiğimiz canlarımız, ay üzerinden tartıştığımız çocukların eğitimi, dershane sorunu, mülteci meselesi... Senin tuzun niye bu kadar kuru ey yazar! Gündemin bu kadar yoğun olduğu haftada niye sizi film üzerinden düşünmeye davet ettiğime dair müstakil bir yazı yazacağım inşallah.)

Filmi seyretmeyenler için koku bahsi için kısa bir özet cümlesi sunayım izninizle. Dünyanın dört bir tarafında bir hastalık baş gösteriyor. İnsanlar önce derin bir hüzün çemberinin içine düşüyor, ardından koku alma duygusunu kaybediyor.

Koku alma duygusu kaybolunca ne oluyor?

Filmin başkahramanları salgın hastalık ile uğraşan bir kadın doktor ve lokantada şef olan bir erkek.

Doktor koku almak duygusunu kaybeden insanların hatıra biriktiremeyişleri üzerine odaklanırken lokantanın sahibi koku duygusunu yitiren insanların artık “lezzet duraklarına” uğramayacağı şokunu yaşıyor.

Aşçılar, gurmeler ve müşteriler yemeği önce kokusu ile tatmaz mı?

Lokantanın sahibi eyvah battık der. İnsanlar artık birlikte ya da yalnız başlarına asla lokantalara gelmeyecek.

Lakin hayat devam ediyor cümlesi tam da kriz zamanlarının cümlesidir. Hayat devam ediyordur evet o devam eden hayata yeni çözümler üreterek dâhil olmak gerekmektedir. Restoranın sahibi aşçılara kendinizi ve müşterilerinizi nezleli olarak düşünün der. Koku alma duygusu yittiyse yerine bol baharatlı bir lezzet ikame edilecektir.

Restoran sadece birkaç hafta müşterisiz kalır. Gurmeler yeni duruma kolay adapte olur. Koku duygusunun yerine görüntüyü ikame ederler. Yemekler alabildiğince süslenir. (Bu size neyi hatırlatıyor? Yemeklerde kıvam kayboldukça; etlerin, sebzelerin kendine mahsus kokusu kayboldukça sunum önem kazanmıştır. Yemek programları ile yemekleri sunum üzerinden tatmaya yönlendirildiğimiz konusunda düşünün lütfen...)

Diğer taraftan koku duygusunun yitmesi hatıra biriktiremeyen insanlar demektir. Zamanın ve mekânın birbirinin içinden geçen ilmeklerine eşlik eden duygu kokudur. Geçmişi bu güne, bu günü yarına taşıyacak olan duygu kokudur.

Aniden burnumuza çarpan bir korku geçmişin defterleri, bohçaları, sandıkları arasından bir hatırayı olanca canlılığı ile sürükleyerek bugüne getirir.

Koku duygusu kaybolduysa peki insanlar bundan sonra nasıl hatıra biriktirecektir?

İnsanlar gruplar halinde şehirde dolaştırılarak bir rehber eşliğinde eşyayı, hayatı olayları hafızaya kaydedecek şekilde idrak etmenin yöntemleri öğretilmeye çalışılır.

Filmin bu sahnesinde peygamber Efendimizin bana dünyanızdan üç şey sevdirildi, gözümün nuru namaz, koku ve kadınlar hadisi şerifini hatırladım en ziyade.

Sonra yaşadığımız dünyada yiyeceklerin kendine has kokusunu yitirmesi ile vefa duygusu arasındaki bağlantıyı düşündüm.

Marketlerden yaptığımız alışverişleri düşündüm. Oldukça şık ambalajlar içinde “orada” hiçbir şey artık kendisi olarak bulunmaz. Yiyecekler markete girebilmek için kendilerine ait olan kokuları terk etmişlerdir. Marketlerde bizi sadece “market” kokusu karşılar.

Filmde ikinci duyu yitimi lezzet üzerinden yaşanıyor. Koku alma duygusunu yitiren insanlar ikinci bir şok olarak tat alma duygularını kaybediyor.

Koku alma duygusunun yitirilmesinden önce derin bir hüzün ile çevrelenen insanlar tat alma duygusunu yitirmeden önce ne yaşıyorlar dersiniz?

Cuma günü devam edeceğiz...