
Cuma günü yazmaya başladığım Köln izlenimlerine müsaadenizle bugün de devam ediyorum.
Türkiye''den Köln''e giden kadınların mihmandarı olan gönlü zengin Z hanım, Kerpen civarını layıkıyla anlayabilmemiz konusunda seferber oldu. Kerpen''in gecesini gündüzünü, küçük hikâyelerini hep ondan dinledik.
Z Hanım ve eşi birkaç yıl önce çocuklarını şehrin kozmopolit havasından kurtarmak için Kerpen''nin köylerinden birinde müstakil bir ev almışlar. (Özel hayatı deşifre etmemek için özel isimleri ve yer isimlerini yazmıyorum.)
Kendisini köye ait kılmak üzere, komşuluk ilişkileri için özel bir gayret göstermiş; İftar davetinden aşure dağıtımına kadar bir dizi “etkinlik” yapmış Z hanım. (O aksiyon kelimesini kullanıyor.) Sonunda köye ait olmuş mu? Olmuş. Alman komşuları ile oldukça sıcak bir ilişkisi var. Tabaklar gelip gidiyor aralarında. İlk ürünler paylaşılıyor. “Komşum bahçemin sebzesini tatsın dedim.”
Z Hanım''ın 12 yaşındaki kızı S, köyün okuluna gidiyor. Okulda din dersi adı altında üç seçenek sunuluyor. Protestanların din dersi, Katoliklerin din dersi ve etik. Z Hanım, kızının Katoliklerin dersini almasını istemiş. Kızı bu konuda okul birincisi. Yani okulun en yüksek notu bir Müslüman kıza ait.
Bu teferruatları anlatmamın bir sebebi var elbette. Küçük hikâyeyi büyük hikâyeye bağlayacağım. Geçen hafta bildiğiniz gibi medyanın gündemi İtalya''da seküler ailelerin kamusal alanda haç işaretinin yasaklanmasını istemeleri haberi üzerinden Türkiye projeksiyonuna odaklanmıştı. Hatta bazı köşe yazarları, Türkiye Cumhuriyeti''nin ne kadar dirayetli olduğunu, Katolik okullarındaki haç işaretinin yasaklanması üzerinden delillendirmeye kalktılar. Türkiye''de haç işaretinin yasaklanması ile İtalya''da yasaklanmasını “aynı” anlam üzerinden okumaya çalışma denemeleri idi bu. Bu denemeyi kimler yaptı? Seküler kalemler.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu medeniyetler çatışmasının hararetli bir şekilde tartışıldığı dönemde, esas çatışmanın farklı dinler arasında değil, dindarlar ile sekülerler arasında olacağını söylemişti.
Köln Camii''nin temel atma törenini 50 kadar aşırı sağcı Pro Köln taraftarı protesto etti. Otonom olarak adlandırılan solcu bir grup ise cami karşıtlarının protestolarına karşı bir eylem yaptı.
Köln Camii''nin temel atma töreninde Katolik ve Protestan Kilise temsilcileri de birer konuşma yaptı.
Temel atma törenine kutlama mesajı gönderen Almanya Başbakanı Angela Merkel, caminin yapımıyla göçmenlerin kendi evlerinde olduğunun tescil edildiğini belirtti.
Merkel''in ev metaforunu kullanması önemli. Çünkü ikinci defa seçilmesinin ardından yaptığı konuşmada, “Bütün Almanların Başbakanı” olduğunu söylemişti. Yatırımların eski Doğu Almanya topraklarına yapıldığı yönündeki eleştirilere cevap vereyim derken, Almanya''da yaşayan “yabancı”ların tepkisini çekmişti. Cümlenin “Bütün Almanya''nın Başbakanıyım” şeklinde olması gerekiyordu.
Almanya''da yaşayan Müslümanları inciten ikinci davranış Merve El Şerbini''nin mahkemede katledilmesinin ardından Alman hükümetinin Mısır hükümetinden özür dilemesiydi. Çünkü Alman hükümetinin Mısır''dan özür dilemesi Merve''nin Almanya''ya ait görülmediğinin ifadesi idi. Oysa Almanya''da yaşayan göçmenler, “yabancı” olarak değil eşit vatandaşlar olarak yaşamak istiyorlar. Eşit vatandaşlar olarak yaşayabilmek için de kendilerini “doğru” anlatmalarının gerektiğini düşünüyorlar.
Öğrencisinden ev kadınına, cami görevlisinden üniversite hocasına kadar özellikle Türkler “doğru anlatım” üzerinden korkuları bertaraf etmenin dillini bulmaya çalışıyorlar.
Bulunan yöntemlerden biri de “Açık kapı cami günü”.
İki Almanya''nın birleşmesi için imzaların atıldığı 3 Ekim gününü Müslümanlar da “Açık kapı cami günü” eşliğinde kutluyor. Açık kelimesini bütün nüansları ile birlikte kullanıyorum. Toplumdaki bütün duvarların yıkılması için seküler Almanlara ya da dindar Almanlara “Buyurun bizi kendi mekânımızda görün” diyorlar.
Çünkü açık kapıdan içeri girenler, İslam inancı ile ilgili olarak anlayamadığı her türlü soruyu rahatlıkla sorma imkânı buluyor.
Soruların cevaplanma biçimi birinci kuşak cami görevlileri ile üçüncü kuşak öğrencileri karşı karşıya getirebiliyor.
Üçüncü kuşakta “görsel zeka” hâkim olduğu için, Müslüman kültürünü olabildiğince görsel malzeme eşliğinde anlatmak istiyorlar. Oysa birinci kuşak onların bu anlatımına çok şiddetli bir tepki gösterebiliyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.