Köylerin çöpü-3

00:004/07/2012, Çarşamba
G: 5/09/2019, Perşembe
Fatma Barbarosoğlu

Hatırlayacağınız üzere pazartesi günü sizlerle değerli okuyucum İ.M.''nin “köy izlenimleri”ni paylaşmıştım.İ. Hanım mektubunda çevre kirliliği, ses kirliliği, mimari yozlaşma ve köylülerin tembelliğinden duyduğu üzüntüyü aktarıyordu.Çevre kirliliği meselesinden başlayalım. Köylerin çöp sorunu “modern” bir sorun.Anadolu köyleri çöp yüzünden, çevre kirliği yüzünden çok ciddi tehlikeler ile karşı karşıya. Fareli köyün kavalcısı masalının gerçekleşmesine Allah muhafaza tanık olmak üzereyiz.Köylerde

Hatırlayacağınız üzere pazartesi günü sizlerle değerli okuyucum İ.M.''nin “köy izlenimleri”ni paylaşmıştım.

İ. Hanım mektubunda çevre kirliliği, ses kirliliği, mimari yozlaşma ve köylülerin tembelliğinden duyduğu üzüntüyü aktarıyordu.

Çevre kirliliği meselesinden başlayalım. Köylerin çöp sorunu “modern” bir sorun.

Anadolu köyleri çöp yüzünden, çevre kirliği yüzünden çok ciddi tehlikeler ile karşı karşıya. Fareli köyün kavalcısı masalının gerçekleşmesine Allah muhafaza tanık olmak üzereyiz.

Köylerde eskiden çöp olmazdı. Otuz kırk yıl öncesinden bahsediyorum. Çöpün neden olmadığını gündelik hayat üzerinden anlatalım.

Sabah hayvanların sütü sağılır. Tavaya konulur kaymak ve süt olarak ayrılır. Ortaya çıkan “kir-atık” sadece yıkanacak olan tavadır.

Tavuklar yumurtlar. Pişen yumurtanın kabuğu organik bir çöptür. Genellikle gübrenin biriktirildiği -ki Afyon yöresinde bunun adı tersliktir- yere atılır. Toprağın kalbine verim olarak geri döner.

Kahvaltı hazırlanırken ya da kahvaltıdan sonra çöp söz konusu olmaz. Sofranın artıkları evdeki hayvanların yiyeceklerine karıştırılır. Sebze kabukları büyük baş hayvanlara, yemek artıkları köpek ve tavuklara verilir.

Otuz yıl önce pazara gitmek haftalık bir vaka değildir. Herkes kendi bağının bahçesinin ürününü bekler. Pazarda alınan şeyler çok sınırlıdır. Köylü pazara genellikle ürününü satmak için gider. Harman sonu evin çocuklarına ve kadınlarına kıyafet alınır. Nişan ve düğün alışverişi kadınların bir ömür boyunca kullandıkları “pılı-pırtı” olduğu için çok önemlidir. (Geçerken söylemiş olayım günümüzde nişan-düğün alış-verişi hızlı değişen moda yüzünden lüzumsuzdur aslında.)

Otuz yıl önce yiyecekler kullan at ambalajlar içinde değildir. Bakkalda satılan ürünler mesela köpük helva, yağ, gazyağı evden götürülen kaplara doldurulur. Şeker ve çay kese kâğıdına konulur. Bakkalda aman aman pek çeşit de yoktur. Devlet Bahçeli''nin nostaljik hatıralarının öznesi püsküt bir de lokum. Kadınlar için oya yapacakları renk renk naylon ibrişimler bir de incik boncuk.

Bakkaldan gelen kese kâğıtlar ocak başında yakılır. Zaman zaman ocak tutuşturmak için çıra niyetine kullanılır.

Hayvanlar evden çıkarılıp sürüye katılır. Hayvanların pisliği o günün şartlarında pislik değil. Bağ bahçe için gübre, fakir halk için “tezek” yapılarak yakıt haline getirilen bir nimet.

Velhasıl köyün atık maddeleri kolaylıkla tabiata geri dönen “organik” atıklardı. Orman ve Çevre Bakanlığı''nın en temiz köy yarışması köylerde çevre temizliği konusunda bir duyarlılık oluşturması bakımından son derece önemli. Ne ki bu önem İstanbul-Ankara merkezli medya için pek haber değeri taşımadı. En temiz köy yarışmasında dereceye giren köyler bir alış-veriş merkezinde tekerlekli sandalye ile yakalanan “şarkıcı” kadar nazara verilmedi.

Lakin biz yani bu köşe için cümleler kuran bendeniz ve bu köşenin daimi okuyucuları olarak sizler köylerimize nazar etmeye devam edelim. Mektuplarınızı sevgili asistanımız Yonca Çetin''in adresine bekliyorum: yonca.cetin@yenisafak.com.tr