
Demirel''in "Yeni CHP"ye kan ve ilik nakli kapsamında siyasete dönme çabaları, Tayyip Erdoğan tarafından miting meydanlarında halka ilan edilince 2011 seçimlerinin gizli öznesi olarak Demirel kendisiden fazlasıyla bahsettirdi.
İkidir içinde Süleyman Demirel geçen yazı yazdım sizin için.
Bu defa "gizli özne" Demirel yazısı yazmayayım da, hatıralarımın tozlu mahzeninden bir Demirel portresi çıkarayım.
Demirel deyince aklıma, Beş yol telsizlerde henüz altı yedi yaşlarımda iken katıldığım miting geliyor. Rahmetli büyükbabam kendisi işe gitmiş giderken de sanki bizim semtimize değil de evimize geliyormuş gibi Demirel''i layıkıyla karşılamamızı tembihlemişti.
Güneşin altında saatlerce bekledik. Beklerken çok susadım, çok açıktım diyerek çocukça bütün şikâyetleri dile getirdiğimi hatırlıyorum. Kendisi de beklemekten bir hayli yorulmuş olan Büyükannem, mızmızlanmalarıma dayanamayınca evin yolunu tuttuk. Orada bekleyen komşulara çocuğun açlığını susuzluğunu yatıştırıp gene geleceğim demişti.
İlk Demirel karesi böyle. Güneşin bağrında, kalabalığın ortasında, ezilme telaşı içinde upuzun tatsız bir bekleyiş.
Hatıralarımda Demirel ile yan yana gelen bütün sahneler tatsız zaten.
Büyükbabam fena halde Demirelci idi. Ne ki ahir ömründe o da pek çok yaşıtında rastlanıldığı üzere Özalcı oldu. Hatta zamanı, Özal suikastından önce ve sonra diyerek ikiye ayırdı.
Özal''ın öldüğüne değil öldürüldüğüne inandı. Özal''ın ölümünden sonra dört yıl yaşadı. Ama inandığı bir lider kalmayarak yaşadı.
Ne diyordum…12 Mart muhtırası hayatımıza bir şarkı ile yerleşti. "Kendim ettim kendim buldum. Gül gibi sarardım soldum. Eyvah. Eyvah."
Bu şarkı her muhtıraya şapka teslimiyeti gösteren Demirel için söyleniyordu.
Demirel için söylendiğinden habersizdim.
Bir gün okuldan bu şarkı eşliğinde döndüm. Herkesin dilinde idi çünkü.
Büyükbabam bana tam bir hafta küstü.
Ne ki, ben neden küstüğünü hiç anlayamadım.
Çok sonra söyledi rahmetli büyükannem.
Dokuz yaşındaki bir çocuk söylediği şarkı yüzünden kendisine küsüldüğünü nereden bilecekti.
Tarık Buğra''nın Gençliğim Eyvah romanını okuduğumda henüz felsefe birinci sınıf öğrencisi idim. Romanı okurken müthiş bir heyecan ile her naif roman okuyucusunun roman kahramanını ille tanıdık biri olarak okuma müptelalığının pençesinde gezindi gözlerim satırlarda. Gençliğin kanını emen gizli hesapların adamı ihtiyar, sakın Süleyman Demirel olmasındı!
Demirel 1924 doğumlu olduğuna göre 1980 yılında henüz altmış yaşında idi. Günümüzde altmış yaşındakilere genç siyasetçi deniyor. Gençliğim Eyvah romanını okuduğumda o sıralar aklıma ilk isim olarak neden Süleyman Demirel gelmişti?
Şimdi romanı tekrar okusam hangi sahneler, hangi cümleler bende yer eder bilemiyorum. Ama gençliğimin o ilk okuması o kadar etkili ki ne zaman Demirel siyaset sahnesini düzenleyen bir "yüksek mühendis" olarak ortaya çıksa; derhal Gençliğim Eyvah romanını okurken içinde bulduğum imajlar dünyasını çok eskiden görülmüş bir rüyanın bazı parçalarını çok taze bir hatırlayışla hatırlar gibi oluyorum.
Gençliğim Eyvah romanını tekrar okumadım henüz. Ama Cemal Süreya''nın 99 Yüz isimli o vurucu kitabında Demirel bahsini tekrar tekrar okumaktan daima zevk aldım.
Diyor ki nesrini mısralarla, mısralarını hayat ile besleyen şair; "İsmet İnönü''yü hiçbir zaman karşısına almadı; Celal Bayar''ı hiçbir zaman gerçek anlamda üstlenmedi; ordudan her zaman fazlaca korktu. Zaferleriyle övünüyor görünmedi. Atatürk resmine de, kutsal kitaplara da sadece birer nesne olarak baktı. Bülent Ecevit''i göz ucuyla süzdü, Necmettin Erbakan''a katlandı, Turhan Feyzioğlu''nu kullandı."
Şimdilik burada bırakalım Demirel portresini. Kim bilir başka bir zaman başka bir vesileyle hatıraların mahzeninden başka renkler dökülür ortaya.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.