Küçük hikaye ve büyük hikaye arasında Kürt açılımı

00:0031/07/2009, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, geçtiğimiz Çarşamba günü “Kürt açılımı” üzerinden bir basın toplantısı düzenledi. Şu içinde yaşadığımız dönemde, İçişleri Bakanı''nın Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı''nın Ahmet Davutoğlu olması ülkemiz için bir armağan. İnşallah umduğumuzu bulur, taze umutlarla yola devam ederiz.Sayın Beşir Atalay''ın basın toplantısında ortaya çıkan en önemli mesele üslup meselesi idi. Üslup meselesini önemli bulduğum için İçişleri ve Dışişleri Bakanı''nın adını bir arada zikretmek

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, geçtiğimiz Çarşamba günü “Kürt açılımı” üzerinden bir basın toplantısı düzenledi. Şu içinde yaşadığımız dönemde, İçişleri Bakanı''nın Beşir Atalay, Dışişleri Bakanı''nın Ahmet Davutoğlu olması ülkemiz için bir armağan. İnşallah umduğumuzu bulur, taze umutlarla yola devam ederiz.

Sayın Beşir Atalay''ın basın toplantısında ortaya çıkan en önemli mesele üslup meselesi idi. Üslup meselesini önemli bulduğum için İçişleri ve Dışişleri Bakanı''nın adını bir arada zikretmek ihtiyacı duydum. İkisinin de ortak özelliği, söyledikleri kadar söyleyiş biçimlerini, söylediklerinin muhataplarında oluşturacağı azami etkiyi dikkate almaları. Kürt sorununda çözüm adımları ancak İçişleri ile Dışişleri Bakanlığı''nın ortak üslubu ile mümkün.

Beşir Atalay basın toplantısı boyunca, kamuoyunda oluşan olumlu etki cümlesini sık sık tekrarladı. Bazıları kamuoyunda oluşan olumlu etkiyi fazla ciddiye almak istemiyor. “Olumlu etkinin” sınırlarımızın dışındaki denge ile yakından alakalı olduğunu görmezlikten gelmek mümkün değil. Bu hikayenin büyük kısmı. Büyük hikaye bölgesel bir hikaye ve doğrudan konjonktüre bağlı. Küresel dünyanın dengeleri ile yakından alakalı ve Kürt kimliği sadece Türkiye''nin değil İran, Irak ve Suriye''nin de sorunu.

Meselenin bir de küçük hikaye bölümü var. Kürt açılımı AK Parti kadar bölgedeki bağımsız Kürt aydınlara çok şey borçlu. Çünkü bağımsız Kürt aydınları bölge halkını dışarıdan gelen memurlarla buluşturmak, ortak dil bulmak konusunda çok gayretliler .

Kürt sorununda küçük hikaye kısmını Türkiye olarak PKK ve binlerce şehidimize rağmen yine de olabildiğince hasarsız geçirdik düşünüyorum. Çünkü şiddet terör örgütünün etki alanında sınırlı kaldı. Bu konuda devletin dindarlara uyguladığı baskının “hayrı”nı gördük diyeceğim. Çünkü dindar Kürtler ile dindar Türkler sorunlarını öncelikli olarak İslami ilkeler üzerinden, ümmet şuuru üzerinden ifade etmeyi tercih ettiler. Yani bir bakıma hangimizin devlet ile sorunu olmadı ki söyleminde birleşildi. Eğer seküler Kürtler ile Ulusalcı Türkler''in sayıları yüksek, etki güçleri fazla olsa idi dönülemez bir uçurumdan aşağı bakarken bulabilirdik kendimizi.

Küçük hikayenin olabildiğince hasarsız olmasını sağlayan diğer bir husus Güneydoğu bölgesinin bütün Türkiye''yi “besleyen bir mutfak” olarak yöresinde kalmayıp, yedi bölgenin yedisinde de varlık göstermesi oldu. Burada mutfağı hem gerçek, hem de metafor olarak kullanıyorum. Güneydoğu''dan “oku”yan sanatçılar bütün Türkiye''yi bir hissiyat etrafında birleştirmeyi başardı. Mahsun Kırmızıgül''ün duyarlı bir dil kurma çalışmasını hatırlamakta fayda var. Güneydoğu türkülerini bütün Türkiye''ye ezberleten İbrahim Tatlıses''in “Kürtçü” bir kimlik sergilememiş olmasından dolayı sanatın birleştiren gücünü kullanmasına da dikkat çekmek gerekiyor. Velhasıl Nuri Sesigüzel''den İzzet Altınmeşe''ye kadar Güneydoğu Türkiye''nin sesi oldu.

Ekranlarda boy gösteren Güneydoğu bölgesinde geçen filmler, bir yanıyla “ağa kültürünü “yeniden canlandırma tehlikesini barındırsa da diğer yanıyla empati dilini kuran unsur oldular. Bir televizyon kanalında -ben kendisini radyodan dinlediğim için kimliğini bilmeden dinlediğimden ismini sizlerle paylaşamıyorum- Türk vatandaşlardan Kürtlerin çektiği sıkıntıları anlamalarını istiyoruz demişti bir Kürt aydın.

Türk vatandaşların önemli bir kısmı bu sıkıntıyı anlıyor. Yöreye görevli olarak gidenler, sadece kendi sınırları içinde kalmıyor. Psikiyatr Dr. Dilek Yeşilbaş mesela. Hastanenin sınırları içinde kalmayı değil, Hakkari''nin bütün kılcal damarlarına dahil olmayı tercih etti. 26 yıl sonra Hakkari''ye sinema salonu açtırabilmeyi başardı. Günün yorgunluğunu yöresel radyo istasyonunda program yaparak gidermeye çalıştı. Sırf yöre halkı ile kulaktan gönle daha yakın bir bağlantı kurabilmek için. Yetmedi bir internet sitesi bir dernek kurdu. Bu benim yakınen tanık olduğum bir hikaye. Bilmediğimiz onlarca hikaye var böyle.

İçişleri Bakanı oluşan olumlu hava derken bu küçük hikayelerin tamamını kast ediyor. Evet belki de ilk defa insanlar büyük şehirlerden kalkıp dert dinlemek için “şifa turizmi” yapıyor. Evet ben bunun adını “şifa turizmi” koydum. Orada Kürtler var uzakta gitmesek de görmesek de onlar bizim Kürdümüz''dür romantizmi yerine, bütün sivil toplum örgütleri bir şekilde kendileri için “şifa”lı olan malzemeyi oraya taşıyor. Doksanların başında Urfa''ya gittiğimde ortalık Avrupalı kaynıyordu. 2009''da bölgede yoğun bir şekilde sivil toplum örgütlerinin çalışmasına tanık oldum.

Ama oluşan bu havanın bundan sonraki kısmında esas sorumluluk bağımsız Kürt aydınlarda. Olmazları talep etmeye kalkarak fetih ve zafer çoşkusu içinde algılanmamaya itina göstermek bu hususta DTP''yi uyarmakla yükümlüler. Bölge halkı ile Türkiye''nin bütünlüklü fotoğrafını oluşturmak için bağımsız Kürt aydınlarını tarihi bir görev bekliyor. Bu görevi başarı ile yerine getirebilmeleri için Türkiye''nin diğer yörelerine de ciddiyetle bakmaları gerekiyor diye düşünüyorum.