Mezarlar tarumar (2)

00:0022/10/1999, Cuma
G: 10/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Geçen hafta; kimsesiz Hasan''ın Alaşehir''de çıraklık ettiği kahvede tanıştığı Beter Rüstem''in, köyündeki uzun mezara gömülmüş defineyi haber verdiğini; fakat bu haberi hiç umursamayan Hasan''ın köyünü ziyaret esnasında çocukluk arkadaşı Ömer''e define ile ilgili bütün teferruatı naklettiğini yazmıştık. Definenin neredeyse krokisini bilen Hasan ölülere olan saygısından dolayı mezarı açıp içine bakmayı aklından bile geçirmiyordu.Arkadaşı Ömer hiç de böyle düşünmüyordu ama, ölülerden çok korktuğu

Geçen hafta; kimsesiz Hasan''ın Alaşehir''de çıraklık ettiği kahvede tanıştığı Beter Rüstem''in, köyündeki uzun mezara gömülmüş defineyi haber verdiğini; fakat bu haberi hiç umursamayan Hasan''ın köyünü ziyaret esnasında çocukluk arkadaşı Ömer''e define ile ilgili bütün teferruatı naklettiğini yazmıştık. Definenin neredeyse krokisini bilen Hasan ölülere olan saygısından dolayı mezarı açıp içine bakmayı aklından bile geçirmiyordu.

Arkadaşı Ömer hiç de böyle düşünmüyordu ama, ölülerden çok korktuğu için Hasan''ın söylediklerinin doğru olup olmadığını sınayacak durumda değildi. Ne var ki altın dolu torba hayali, kendisini bir an bile boş bırakmıyordu.

Derken bir yaz gecesi define olduğu söylenen Uzun Mezarın başında dört atlı görür. Bütün bunları geçen hafta okudunuz. Okuduklarınızın kısaca özetini yaptıktan sonra koyduğumuz noktayı noktalı virgüle çevirerek kaldığımız yerden devam edelim.

Ömer, Uzun Mezar''ın başında dört atlıyı görünce gördüklerinin hayal rüya karışımı olup olmadığını anlamak üzere mezarın başındakilere doğru seslenir:

"Nihayet geldiniz. Ben de sizi bekliyordum. Ben Beter Rüstem''in adamıyım. Defineyi kaldırdığınızı haber vermemi istemiyorsanız payımı gönderin."

Adamlar Ömer ile muhatap olmayı gereksiz görüp bir kese altın atarlar.

Hiç bu kadar kolay olacağını düşünmemiştir.

Bir gecede çobanlıktan ağalığa yükselen Ömer, altınların ağırlığı ile olsa gerektir kendini kaybeder. Ama ne kaybediş. Dünyanın tek hakimi kendini sayacak kadar. Azmış bir halde köyde geline, kıza musallat olmaya başlar.

Ömer''in arsızlığından köyde herkese gına gelmiştir. Fakat Ömer yoldan çıkmıştır bir defa. Sadece köyün kadınlarına musallat olmakla kalmaz, yeni yetme delikanlıları başına toplayarak köyün en az on mezarında daha altın olduğuna onları inandırmaya çalışır. Maksat kazara altın bulan birisi olursa tıpkı daha önce olduğu gibi onun elindeki altınların bir kısmına da el koymaktır. Cahil takımı Ömer''in söylediklerinden etkilenmiş olarak köyde ne kadar eski olduğuna inanılan, özellikle de köy mezarlığının dışında kalmış mezar varsa başlarlar kazmaya. Kabristanın dışında olan mezarlar Yunan işgali esnasında Rumlar tarafından şehit edilen, ya da ulu bir zat olduğu düşünülen kişilere aittir.

Dedealtı denilen mevkide de ulu bir zat yatmaktadır. Cahil gençler ellerindeki kazma küreklerle mezarı açmaya kalktıklarında, dünyayı katıldığı savaşlar vesilesiyle görmüş olan Boydan Dede yetişir oradaki yatırın imdadına. Boyunun kısalığından dolayı Boydan Dede lakabını alan sevimli dede, "Burada yatanların huzurunu sizin gibi çulsuzların kaçırmasına izin vermem" diyerek mavzeriyle gençlerin başına dikilir. Mezar açmanın iyi bir davranış olmadığını, ölülerin huzurunu hiç kimsenin kaçırmaya hakkı olmadığını anlatır cahil gençlere. "İçinde altın gömülü olsa bile mi?" diye sorar gençlerden birisi. "Altın olsa bile" diye cevap verir Boydan Dede. Gençler, Boydan Dede''nin mezardan çıkan altının kimseye hayrı olmayacağına dair anlattıklarını inanmadan dinlerler. İşte Ömer''e yar olmuştur ya!

Ömer''in musallat olduğu gelinlerin kocası bir araya gelerek Ömer''e pusu kurarlar Boydan Dede''nin gençlere nasihat ettiği saatlerde. Üç ayrı silahtan edilen ateş neticesi Ömer olduğu yere yığılır.

Mezarların açılmasından, gelinlere kızlara musallat olunmasından iyice usanmış olan köylü Ömer''in öldüğünü ilçeye haber bile vermez. İbreti alem için cesedi kurdun kuşun yemi olur. "Mezara musallat olanın mezarı olmaz" sözü hafızalarda Ömer''in ve altınların hikayesini taze tutmaya son birkaç yıla kadar devam ediyordu. Şimdi mi? Bilmiyorum. Kendi köyünün, kendi ailesinin tarihini hafızasında kayıtlı tutanların sayısı her geçen gün azalıyor.