Muhalefetin tek bir cümlesi var mı?

00:0024/02/2009, Salı
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Siyaset hiçbir şey vaat etmiyor. Yalan da olsa bir vaat .Yok!!! Bir hayalim var diye çıksaydı adaylar. Yok.Bir cümle kursalardı. Ciğerden gelen bir cümle.Dünya hayallerin tam takır olacağı kadar kuru ve acımasız bir döneme mi girdi!Yoksa bir rüyanın peşinden bile gitmeyecek kadar kök salmış, "oturan boğa" vizesi mi gerekiyor adaylar için.Umudumu siyasi partilerin slogan bile üretmekten vazgeçmelerinden bu yana yitirmeye başlamıştım. Nice zamandır siyasiler de reklam tuzağını, market adabını uygular

Siyaset hiçbir şey vaat etmiyor. Yalan da olsa bir vaat .Yok!!! Bir hayalim var diye çıksaydı adaylar. Yok.

Bir cümle kursalardı. Ciğerden gelen bir cümle.

Dünya hayallerin tam takır olacağı kadar kuru ve acımasız bir döneme mi girdi!

Yoksa bir rüyanın peşinden bile gitmeyecek kadar kök salmış, "oturan boğa" vizesi mi gerekiyor adaylar için.

Umudumu siyasi partilerin slogan bile üretmekten vazgeçmelerinden bu yana yitirmeye başlamıştım. Nice zamandır siyasiler de reklam tuzağını, market adabını uygular olmuştu seçim kampanyalarına. Yani kendilerine hedef kitle olarak 10-12 yaş zekasını alıyorlardı. "N''olursun anne! Lüfen baba oyunu şu amcaya ver. Bak o çocuklara balon veriyooo." Dillere düşen şarkılar seçim şarkısı olmuştu hani. Aynı şarkı için AKP ve CHP birbirine girmişti. (Uğur Işılak''ın şarkısından bahsediyorum.)

Umudumu siyasetin şöhret avına çıkmasıyla yitirmeye başlamıştım. Partiler seçilmeyecekleri beldelere reklamımız olsun diye ünlü birini aday gösteriyorlardı. O ünlü genellikle cepten yiyen ünlü olduğu için, hiçbir şey üretmeden, "haber değeri" olan biri olduğu için, seçilmeyeceği bir yerden aday olmayı "reklamım olur" diye kabul ediyordu. 29 Mart seçimi için bu damarı temsil eden en iyi aday Levent Kırca. Levent Kırca kendi reklamını yapıyor DSP Üsküdar adayı olarak, DSP hiç seçilmeyeceği bir ilçede Levent Kırca üzerinden kendi reklamını yapıyor. Bu damarın en kötü temsili de yine DSP''nin aday gösterdiği ilahiyat profesörü Zekeriya Beyaz.

Olmakta olan gerçek ile parodinin yer değiştirmesi. Parodi gerçeği temsilen kurgulanıp oynanmıyor. Gerçeği imha etmek için gerçeğin mekanında gerçeği temsil edilemeyen bir şeye dönüştürüyor.

Umudumu Özal''dan bu yana muhalefetin olmamasından dolayı yitirmiştim. Yürümek ve uçmak isteyen bütün canlılar bütün mekanizmalar gibi demokrasi de ancak iki kanatla iki ayakla yürüyebilir. Muhalefeti olmayan bir demokrasi olabilir mi?

80 öncesinin o dedi ben dedim, kim dedi ne dedi frekansında ilerleyen ufuksuz siyasetçilerine tepkiyi gençlik vermişti. Tepki vermiş, verdiği tepkinin şiddeti oranında şiddetin parçası olmuştu. Siyasetin çarklarına gençliklerini umutlarını katmışlardı.

Olaylara eleştirel bakabilen bir gençliğimiz var mı artık?

Yolsuzluk arsızlık dosyalarını gençler nasıl algılıyor diye merak ettiniz mi? Kabaca üçe ayırılıyor gençlik. Bir kısmı dizi film seyreder gibi seyrediyor olan biteni. Dizi film derken neyi kast ediyorum? Baba ocağındaki kızın cümlesi ile Kavak Yelleri''ndeki kızın cümlesi birbirine karışıyor. Elinde zap bir onu bir bunu seyrederek gecede üç diziyi tamamlaması sonuncunda geriye bir zihin yorgunluğu, bütünleşmeyen bir sürü kopuk hikaye kalıyor.

İkinci grup 29 Mart''ta ne olacağını bile bilmeyenlerden oluşuyor. Kim diyor? Ne diyor? Neden diyor? Bunca yarış ne adına yapılıyor. Cevap şu "Bence yapmasınlar hiçbiri kazanamaz!" Nasıl yani. Onların cümlesi ile tamamlayalım. Şaka gibi.

Üçüncü grup kendisini herkesin üstünde gören "entelektüellerden" oluşuyor. Sorduğunuz sıradan bir cümleye bile Foucault diye başlıyorlar. Bildiklerinden mi? Hayır.

Parti örgütlerinde çalışan gençleri bu sınıflamaya dahil etmiyorum.

Yusuf Kaplan bir sohbetimizde "bana kurduğun cümleyi söyle dedim" diye anlatmıştı bir dostunun herkesi eleştiren tavırlarına isyan ederken.

Belediye başkan adaylarına soruyoruz: Anlatabilecek bir rüyanız, yazabileceğiniz bir hikayeniz yok. Anladık da. Bari kurduğunuz cümleyi bilseydik!

Reklam ajansları siyasetçiler için itina ile güzel cümleler kuruyor.

Ama esas mesele kurulan o cümlenin yakışacağı gönlü bulmak. Her cümle her ağza yakışmıyor çünkü.

Tayyip Erdoğan''ın Diyarbakır mitingini izlerken neden AKP''nin Tayyip Erdoğan partisi olduğunu bir defa daha anladım. Çünkü o hikaye yazıyor. Yazdığı hikayenin kahramanı oluyor. Rol yapmıyor. Hep kendisi kalıyor. Kendisi kaldığı sürece oy almaya devam edecek.

Hikayesi olduğu için kalabalıklar ona iyi geliyor. Tıpkı iyi bir şarkıcının konserden zevk alması, iyi bir oyuncunun tiyatro sahnesinden kopamaması gibi.

Tayyip Erdoğan''ın yazdığı hikayeyi eleştirebilecek eleştirmenler henüz yok. Çünkü bir hikayenin bedelini ödemeye razı kimse yok. Ufukta belirenler "hikayeyi kötüleyerek" kazanacaklarını sanıyorlar.

Muhalefetin bir hikayesinin olmasını ne çok isterdim oysa. Yine yok. Yine yok.

Bari bir cümle kurmuş olsalardı. Bu cümleyi hikayenin ilk cümlesi olarak alıp kabul etseydik.