Pelerinli kadın aramızda!

00:006/03/2009, Cuma
G: 3/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Ocak ayından itibaren bazı çevreler, onca “modernlik”lerine rağmen, paraya bir kadının resminin basılmasını içlerine sindiremeyerek türlü yazılar yazdılar. İyi pişmemiş, kıvamı tutturulamamış lakin piştiğine karar verilip öfke sosuyla servis edilmiş çiy türlü. Haliyle o çiylik servis edildiği tabaklarda dondu kaldı.Fatma Aliye Hanım''a isyan etmek için yazdıkları yazıyı pelerinli bir kadın fotoğrafı ile süslediler. Pelerinli fotoğrafın altına da cahil cesaretiyle bir güzel döşendiler. Oysa o fotoğraf,

Ocak ayından itibaren bazı çevreler, onca “modernlik”lerine rağmen, paraya bir kadının resminin basılmasını içlerine sindiremeyerek türlü yazılar yazdılar. İyi pişmemiş, kıvamı tutturulamamış lakin piştiğine karar verilip öfke sosuyla servis edilmiş çiy türlü. Haliyle o çiylik servis edildiği tabaklarda dondu kaldı.

Fatma Aliye Hanım''a isyan etmek için yazdıkları yazıyı pelerinli bir kadın fotoğrafı ile süslediler. Pelerinli fotoğrafın altına da cahil cesaretiyle bir güzel döşendiler. Oysa o fotoğraf, Fatma Aliye Hanım''ın kendinden iki yaş küçük kızkardeşi Emine Semiye Hanım''a ait.

Fatma Aliye Hanım ne kadar saygın ve muhkem bir yere sahipse, kardeşi Emine Semiye Hanım o kadar çalkantılı ve maceralı bir hayat yaşıyor. Mesela ikinci evliliğini yaptığı Reşid Bey (sonradan paşa) boşanma arifesinde oğulları Cevdet''in velayetini alabilmek için Emine Semiye Hanım aleyhine el ilanı bastırıp dağıtıyor. Emine Semiye Hanım bunun altında kalacak değil ya! O da derhal Reşid Bey''in aleyhine el ilanları bastırıp dağıtıyor ve oğlunun velayetini alıyor. Aynı Emine Semiye Hanım, İttihat Terakki''nin önde gelen kadınlarından olduğu halde, kocası Reşid Bey''i vali yapmadılar diye cemiyet ile arasına mesafe koymuştu halbuki.

Fatma Aliye Hanım ne kadar saygın bir isme sahip ise, Emine Semiye Hanım o kadar olumsuz bir imaja sahip. Dönemin önde gelen kadın yazarlarına desteğiyle bilinen Ahmet Mithat Efendi, Emine Semiye Hanım''dan hiç hazzetmiyor. Daha da ilginç olan; Fatma Aliye Hanım''ın yazdığı mektuplardan yola çıkarak Ahmet Mithat Efendi''nin kaleme almış olduğu “Bir Osmanlı Muharriresinin Neşet Etmesi” adlı kitapta Fatma Aliye Hanım''ın ağabeyi Ali Sedat Bey''den bahsedildiği halde, kendinden iki yaş küçük kız kardeşinden hiç bahsetmemiş olması. Ali Sedat Bey''in isminin geçmesini dikkat çekici yapan husus, Ali Sedat Bey''in kızkardeşi Fatma Aliye''nin yazar olmasından hoşnutsuzluğu, bu hoşnutsuzluğunu dile getirmek için eniştesi Faik Bey''e mektup yazması.

Fatma Aliye Hanım kızkardeşinin kıskançlıklarından çok çektiği için onu yok saymayı uygun görmüş olmalı diye düşünmemizi sağlayan, son Sadrazam Tevfik Bey''in ressam eşi Naciye Neyyal. Naciye Neyyal''in satırlarına inanmak gerekirse, Emine Semiye Hanım, kapıdan kovulsa bacadan giren bir imaja sahip. İnanmak gerekirse dedim, çünkü çağdaşların birbirleri hakkında yazmış oldukları olumlu imajları dikkate almaktan, olumsuzları ise parantez içinde muhafaza etmekten yanayım.

O halde Emine Semiye Hanım hakkındaki imajları derli toplu olarak nasıl bir araya getireceğiz?

Emine Semiye''nin hayat hikayesi ve eserlerinin özeti derli toplu bir çalışma olarak yayınlandı. Eserin sahibi genç bir araştırmacı, Kadriye Kaymaz. “Gölgedeki Kalem Emine Semiye” Kadriye Kaymaz''ın Marmara Üniversitesi''nde yapmış olduğu yüksek lisans tezinin Küre Yayınları tarafından kitaplaştırılmasından oluşuyor.

Kaymaz, Emine Semiye''nin döneminin bütün kadın yazarları ile özellikle Makbule Leman, Şair Nigar Hanım, Selma Rıza ile olan dostluğundan bahsediyor. Şair Nigar Hanım''la, onu Selanik''teki evinde misafir edecek kadar yakın bir teşrik-i mesai içindeler. Makbule Leman''ın ölümü üzerine yazdığı satırlar insanın içini titretiyor. O satırlarda hem Makbule Leman''ın ıstırabını hem de Emine Semiye''nin yalnızlığını ve mutsuzluğunu görmek mümkün. Ahmet Rıza''nın kaleminin faturasının kızkardeşi Selma Rıza''ya çıkarılması karşısında Emine Semiye, Selma Rıza''nın en önemli müdafilerinden olmayı göze alıyor.

Emine Semiye kendisine iki adım yaklaşana dört adım yaklaşacak bir mizaca sahip. Aceleci ve aceleciliği ile uyuşmayacak kadar da savaşçı. Fatma Aliye Hanım''ın kadın haklarından yana ama feminizme mesafeli duruşu, Emine Semiye Hanım''da tamamen feminizmden yana bir tercihe evriliyor. Onun için başta Rezneli Niyazi olmak üzere dönemin erkekleri tarafından kaleme alınmış şedit eleştiriler çıkıyor hakkında.

Emine Semiye Hanım gündelik hayatın aksaklıklarının kadınlar lehine düzeltilmesini savunan bir kalem: “Vapurlarda kadınlara da aydınlık ve açık yerler ayrılmasını, ''Kavak'' gibi uzak yerlerden çarşıya inenlerin öğle yemeğini yiyebilmesi için kadınların çalıştığı lokantaların açılmasını veya millet bahçelerinde kadınlar için ayrılmış bölümler bulunmasını” talep ediyor.

Kadriye Kaymaz titiz bir araştırmacı. Titizliği kadar önemi olan diğer husus, olayları değerlendirirken tercihini kendi kahramanından yana yapmıyor oluşu. Çünkü genellikle araştırmacılar ele aldıkları şahsiyeti aşikar kılmaktansa savunmayı tercih eden bir tavır ortaya koyuyor. Kadınlar söz konusu olduğunda ise ya yargılayıcı ya da fazla metheden bir tavırla karşılaşıyoruz. Kadriye Kaymaz, Emine Semiye''yi tamamen objektif bir bakış açısıyla değerlendirerek, merhumenin kaleminin edebi gücünün zayıf, ama bir gazeteci olarak dikkat çekici olduğunu gözler önüne seriyor.

Yukarıda Emine Semiye''nin sevilmemesinden bahsetmiştim. Her ne kadar merhume imzasını Emine Semiye bint Cevdet diye attıysa da dönemin yazılarında Ahmet Cevdet Paşanın kerimesi olarak genellikle Fatma Aliye Hanım''ın adının geçtiğini biliyoruz. Kadriye Kaymaz Mütalaa''da Cenap Sadi imzasıyla neşredilmiş ve Emine Semiye hakkında oldukça sitayişkar ifadeler kullanan yazıya bir dedektif gibi eğiliyor ve şöyle diyor: “Bir erkeğin bütün erkeklere ağır eleştiriler yönelterek kaleme aldığı bu yazı, gerek içeriği gerekse üslubu bakımından bir hanım elinden çıktığı izlenimini uyandırmaktadır. Cenap Sadi imzası biraz araştırılmış, ancak bu ismin başka yazısına rastlanamamıştır. Bu noktada Emine Semiye''nin böyle bir metni ''sipariş'' etmiş olabileceği veya hanım yazarlardan birinin erkek müstearıyla yazmış olabileceği ihtimali de akla gelmektedir.”

Emine Semiye hakkında yazılacak çok şey var. Ama benim köşemin hacmi bitti. Siz en iyisi kitaptan devam ediniz.