
Bu başlığı atmama sebep Ahmet Hakan''ın Fazıl Say''ı anlamak vesilesi ile yazdığı satırlar. Her köşe yazısı üzerinden bir köşe yazısı yazmak gibi anlayışım olmadığını takip edenler bilir. Ahmet Hakan''ın yazısını merkeze alma sebebim bu düşüncenin sadece Ahmet Hakan tarafından dile getirilmediği, köylülük eleştirisi üzerinden tavır almanın varoluşsal bir kaygıya dönüşmesi ile alakalı. Yedi kuşak İstanbullu olduğu ile övünenler de henüz köyden yeni gelmişler de anasının babasının doğduğu köyü hiç görmemiş ama yaşadığı şehrin merkezine hiç yolunu düşürmemişler de velhasıl herkes burun kıvırdığı küçümsediği “ötekini” köylülük yaftasıyla yaftalıyor.
Köylülük kavramlaştırmasının yanlış yapıldığını düşünüyorum. Daha doğrusu iki farklı durumun köylülük çatısı altında toplanmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Birincisi köylüce bir davranış olarak nitelendirilip aşağılanan pek çok davranış doğrudan görgüsüzlük ile alakalı. Köylülerin görgüsüz olduğunu ancak hayatında hiç köy görmemişler bir de köy kökenli oluşundan utananlar dile getirebilir. Köylerde de şehirlilerin asla tahmin edemeyeceği bir hiyerarşi ve asalet anlayışı vardı(r). Görgüsüzler en çok köylerde dışlanır. Soy sop asalet anlayışı tıpkı şehirlerdeki büyük aileler gibi köylerin kadim sülalelerinde de itina ile korunur(du).
Seküler çevreler, İslami çevrelerin hayat tarzını aşağılayıcı bir üslup üzerinden eleştiri konusu yaparken; bazı eleştirilerin haklılık payı, İslami kesimde köylülük üzerinden kabul ediliyor. “Dinime küfretmesin köylülük üzerinden anlaşalım” tavrı. Şimdilerde “köylülük” dediğimiz şeyi yirmi yıl önce kıro, hanzo tabirleriyle imliyorduk. Güneydoğu sorununa duyarlı davranmak adına bu tabirlerden vazgeçilerek “bölgesel aşağılama”, konumsal aşağılamaya dönüştü. Zevkler ve renkler “köylülük” üzerinden aşağılanmaya başladı böylece. Türkiye''nin yedi bölgesi “köylülük” ortak paydası altında aşağılanarak eşitlenmiş oldu böylece.
Fazıl Say''ın temsil ettiği yüksek kültürü anlamayanların çoğalmasını “köylülük” üzeriden değerlendirecek isek şuradan başlamamız gerekiyor. Evet tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar “köylülük” hakim olmuştur sanata. Ama sanata hakim olan köylülük ile AKP milletvekillerinin köy kökenli olması arasında zannedildiği gibi doğru orantı yok. Sanata hakim olan “köylülük” doğrudan dünyanın küresel bir köy olması ile alakalı bir durum. Artık bütün dünyada “yüksek sanat”- ın yüksek olmayan (en genel şekliyle popüler sanat diyelim) sanat karşısındaki durumu endişe sinyalleri ile değerlendiriliyor. Klasik sanat, modern sanata karşı kendisini korumakta başarılıydı. Lakin postmodern sanat, sanatın ulvi damarını keserek kitlesel ve sıradan olanı kötülük, şiddet, absürt sosuyla sunmayı tercih etti. Bir zamanlar dillere pelesenk olmuş olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek''in, “böyle sanatın içine tüküreyim” cümlesi postmoden sanatın “absürt” vurgusu ile alakalı olarak değerlendirebilecek bir durum.
Yüksek kültürün alıcıları bütün dünyada giderek azalıyor. Bir zamanlar sanatın merkezi sayılan tarihi Avrupa şehirlerinin “taşralaşması” pek çok sosyologu ve felsefeciyi yakından ilgilendiriyor. “Taşralaşma” sorunu anlamak ile “suçlu”yu bulmak arasında iki kutup yer alıyor. Avrupa''nın taşralaşması sorununu merkeze alanlar, kültürün kitlesel üretimi ve sanatın demokratikleşmesi üzerinden teoriler geliştirirken; “suçlu” üzeriden gidenler faturayı “göçmenlere” özellikle de Müslüman göçmenlere çıkarıyor. Bu faturada haklılık payı yok değil. Özellikle ilk kuşak göçmenlerin merkeze uzak dağ köylerinden kalkıp, Avrupa şehirlerine gitmiş olduğunu hatırlatmakta fayda var. Yani ilk kuşak göçmen işçilerin önemli bir kısmı eğitimsiz ve neredeyse hayatında hiç şehir görmemiş ve “kaybedecek bir şeyi kalmamış”lardan oluşuyordu.
Sonuç olarak AKP milletvekillerinin, CHP, DP, AP, DYP, ANAP milletvekillerinden sanat zevki ve sanat duyarlılığı açısından, yetiştikleri muhitin “kentsel” özellikleri açısından çok farklı olduğunu iddia edemeyiz.
Bütün dünya köylüleşiyor. Ama dünyanın köylüleşmesi ile otantik köy arasında doğrudan bir bağlantı yok. Yeni dünya düzeni gibi yeni bir köylülük biçiminden bahsetmek gerekecekse, bu köylülüğün doğrudan dünyanın “köylüleşmesi” ile bağlantılı olduğunu akıldan çıkarmamak gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.