"Sana eşek demeye geldim"

00:0013/08/1999, Cuma
G: 10/09/2019, Salı
Fatma Barbarosoğlu

Kullanılan kelimeler ve bu kelimelerin kullanılış sıklığı esasında bir toplumun zihniyetini gösteren önemli işaretlerdendir. Aşağıda anlatacağım hikaye bu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden.Anadolu''nun pek çok yerinde dilenci yerine isteyici denir. İsteyici verilen arpa, buğdayı doldurmak üzere bir elinde torbası öteki elinde kocaman bir asası ile köy köy dolaşır.. İstemek, isteyiciği çağrıştırdığından insanlar istemek yerine demek tabirini kullanırlar. Anlatımın muğlaklığını açmak üzere bir örnek

Kullanılan kelimeler ve bu kelimelerin kullanılış sıklığı esasında bir toplumun zihniyetini gösteren önemli işaretlerdendir. Aşağıda anlatacağım hikaye bu zihniyetin en çarpıcı örneklerinden.

Anadolu''nun pek çok yerinde dilenci yerine isteyici denir. İsteyici verilen arpa, buğdayı doldurmak üzere bir elinde torbası öteki elinde kocaman bir asası ile köy köy dolaşır.. İstemek, isteyiciği çağrıştırdığından insanlar istemek yerine demek tabirini kullanırlar. Anlatımın muğlaklığını açmak üzere bir örnek vereyim:

Köylerde bir eşya hemen herkesin malı sayılır. Pilav yapmak için köyde üç büyük kazanın olması yeterlidir. Her evde olması gerekmez. Zaten bu kazan hikayesini ve komşudan istenilişini Hoca Nasreddin''den bu yana bilmektesiniz. Bilmediğiniz isteme şeklinin her yöreye göre farklı farklı olduğu.. "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" sözü boşuna zikredilmemiştir. Siz varın kül dolayımından insanların birbirlerinden neler istemek durumunda olduklarını şöyle bir hayal edin. Tohumluktan, ödünç öküz, eşek istemeye; bir günlük el emeğini istemeye kadar köy yerinde insanlar birbirlerinden envaı çeşit talepte bulunurlar.

Anlatacağım hikayenin püf noktası da işte burada. İstemek kelimesinin makbul olmayan çağrışımlarından dolayı. İnsanlar birbirlerinin kapısına gelip senden şunu istiyorum. Bunu istiyorum gibi İSTEK''lerde bulunmazlar. Bunun yerine ne derler? Mesela komşunun urganı mı istenecek kullanılan cümle şudur: Bizim urgan eskimiş sana urgan demeye geldim."

Ya da komşunun emeğine mi talip olunmaktadır şöyle bir konuşma geçer. "Yarın orta harman yerinde orak biçeceğiz. Şeytanların Osman gelecekti.. Gelmiyormuş. Sana demeye geldim." Yani daha önce biriyle anlaşılmış fakat sözkonusu kişi sonradan vazgeçmiştir. Onun yerine sen gelir misin denilmektedir.

Wittgenstein, dil ile ilgili saptamalarda bulunurken bir amele ile ustanın diyoloğundan örnek verir. Usta çekiç dediğinde amele çekici alarak derhal kendisine uzatmaktadır. Usta yine tek bir kelime söyler söylemez çırağı onun ne istediğini anlayarak derhal isteğini yerine getirmektedir. Witgenstein tek kelimelerle sağlanan bu uyum ve "diyolog" karşısında hayran kalır.

Benim anlatacağım diyoloğu toprağı bol olasıca bilseydi muhakkak yukardaki örneğe hayran kalmaktan derhal vazgeçerdi. Diyolog biri erkek biri kadın iki hemşehri arasında geçmekte.

"Halibraham ağa sana eşşek demeye geldim!"

"De bakam Fadime gelin."

Yani Fadime gelin Haliibrahim ağabeysinden ödünç olarak eşek istediğini "sana eşek demeye geldim" diye ifade ederken; Halilibrahim ağabey de istenen eşeği vereceğini "de bakalım" sözüyle ifade etmektedir.

Yani iki kişinin bu diyaloğunda ne taraflardan biri ötekine "sana eşek demeye geldim" derken hakaret kastı gütmektedir ne de ötekinin kendisine "eşek demeye" gelene karşı bir kırgınlık duyması sözkonusudur.

Fakat bu diyoloğu duyan 14-15 yaşlarındaki "Şehirli" üçüncü şahıslar sözcüklerin yöresel olarak kasteddikleri manaları, sözlük manalarıyla değiştirerek konuşmayı eğlence haline getirmişlerdir. Dışardan bir kulak duyuncaya kadar "sana eşek demeye geldim" cümlesinin sonu kahkahalarla kesilmezken, şimdi her demeye geldim sözünün sonu kahkaha ile noktalanıyor.

"Sana turp demeye geldim:"

"sana maydonoz demeye geldim.!

Köy halkı bu olaydan sonra Halilibrahim ağa kadar komik duruma düşmemek için yavaş yavaş demek kelimesini yerine istemek kelimesini koymaya başladı.

Tv''deki sunucuların da her cümleye başlamadan evvel "şimdi bir soru sormak istiyorum."

"Şimdi sütüdyoya dönmek istiyorum."

Şeklindeki yerli yersiz İSTEMEK fiilini tüketmelerinden sonra, her isteyenin dilenci olmadığına epeyce ikna olmuş gözüküyorlar.

Son zamanlarda sunucuların kibarlık olsun diye "size şunu sormak istiyorum" şeklindeki konuşmaları anlayacağınız bizim köyün lisanınına ve dahi lisanın mantığına pek aykırıdır.