Tek derdimiz komşunun kazı…

00:0019/06/2013, الأربعاء
G: 9/09/2019, الإثنين
Fatma Barbarosoğlu

Hayatımıza giren her yeni teknolojinin bize sunduğu imkânları bir nefeste sayabiliriz.Bizden aldıklarına dair bir bahis açacak olsak aynı hızda gelmeyecektir cevaplar.Gelenler ile hayatımızın kolaylaştığını zannediyoruz. Zannetmek ne buna canı gönülden inanıyoruz.Esasında yapmakta olduğumuz bir değiş-tokuş.Teknolojinin bize verdiklerine karşılık, bizdekileri teknolojinin son sistem aletlerine veriyoruz. Aklımızı veriyoruz akıllı oluyorlar.Böylece idrakimiz yavaşlıyor, aklımız durgunlaşıyor hislerimiz

Hayatımıza giren her yeni teknolojinin bize sunduğu imkânları bir nefeste sayabiliriz.

Bizden aldıklarına dair bir bahis açacak olsak aynı hızda gelmeyecektir cevaplar.

Gelenler ile hayatımızın kolaylaştığını zannediyoruz. Zannetmek ne buna canı gönülden inanıyoruz.

Esasında yapmakta olduğumuz bir değiş-tokuş.

Teknolojinin bize verdiklerine karşılık, bizdekileri teknolojinin son sistem aletlerine veriyoruz. Aklımızı veriyoruz akıllı oluyorlar.

Böylece idrakimiz yavaşlıyor, aklımız durgunlaşıyor hislerimiz köreliyor.

Dijital teknoloji ile birlikte bütünlük duygumuzu kaybettik.

Artık küresel aktörler için insanları yönetmek çok daha kolay. Çünkü kolay manipule edilebilecek bir kuşak geliyor.

Y kuşağı, her şeyden biraz kuşağı.

Bütünü göremeyen bulduğuna tapınan beş dakika sonra tapınmakta olduğunu terk eden bir kuşak.

Mesela…

Twitter ile birlikte ahalide, altı çizilecek cümle, aforizma beklentisi baş gösterdi.

Neden? Anlamak, hissetmek için okumuyor. Kafaya atılacak taş niyetine, hırsına, öfkesine tercüman cümlelerin peşinde.

Okuyucu böyle de yazarlar nasıl? Metnin bir önemi yok afili başlık atan kazanıyor.

Gençler bir kitabın bütünlüğüne vakıf olmaktan ziyade altı çizilecek cümle vardı yoktu diye bakıyor.

Altı çizilecek cümle…

Klasik romanlarda altı çizili cümle arayan, bulamayınca hayal kırıklığını gizlemeyen bir gencin şikâyetlerine tanık oldum.

"Boşuna okuttular bize Tolstoy"u. Altını çizecek bir cümle bulamadıktan sonra ne anladım edebiyattan!"

Romanda bütünlüğü bulamayan gençlik hayat karşısında nasıl?

Gençlere haksızlık etmeyelim. Bizim de onlardan bir farkımız yok esasında.

Yaşadığımız hayatı ahretin tarlası olarak göremiyoruz.

Burada kaldık. Kilitli kaldık.

Tüketen köleler olarak kaldık. Zincirlerimiz latif diye mi bu idraksizlik!

Geçen gün kadınların Cuma günü yeni giymek sevap diye yeni bir alıveriş töreni oluşturduklarını duydum. Cuma toplantılarında başörtüsü satan bir hanım söyledi.

Şaşırdığımı görenler şaşkınlığıma şaşırdı. Bebek partilerinden bahsetmeye başladılar.

Bakar mısınız?

Dünün radikal İslamcıları, Mevlüd okutan "Cumhuriyet teyzeleri" ile alay ediyordu.

Şimdi vaftiz törenini aratmayacak bir baby shower partisi veriyor "bizim evlatlar".

Bu gidiş nereye?

Kapitalizmin köleleri ikiye ayrılır: Dindar köleler, seküler köleler mi diyeceğiz bundan böyle!

Suriyeli Necla da sadece iki yıl önce ev almıştı. Mutlu mesut idi. Evine kartonpiyer yaptırmıştı. Perdelerini yenilemişti. Bir Sezen Aksu şarkısı gibi akıp gidecekti hayat. Mutluluk en çok onun hakkı gibi görünüyordu.

Şimdi evsiz barksız.

Binlerce vatandaşı gibi. Dünyanın dört bir yanında insanlar vatan olarak sadece kendi ellerine gözlerine sığınmışken; bizim yerimiz neresi? Ümmet ruhunu hiç düşünmeyen bizler. Hayatı bir partiden ibaret sanan bizler!

Komşumuz aç yatarken tok yatmıyoruz. Çünkü dört bir yanı zenginlerle kuşatılmış villalara, sitelere taşındık öyle ya. Herkes ziyadesiyle tok.

Onun için artık tek derdimiz komşunun kazı.