Teknik takip ve muhafazakâr değerler

00:007/11/2012, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Fatma Barbarosoğlu

I-Sabah akşam siyaset konuşuyoruz. Siyaset konuşanlar, yazanlar değerli. İncir çekirdeğini bütün bir yıla -ömre mi demeliydim?- yetecek kadar adil dağıtabilenler yani. Bi daha bi daha. Yine yeni yeniden. Ben dedim o dedi. Sen dedin ben dedim. Ay ben ne dedim.Kendi gündemimiz yetmiyor, ABD seçimlerini sabaha kadar canlı yayınlarla tartışıyoruz.Bir ümit, belki ABD bizi de eyaletlerinden bir eyalet kabul eder de seçme hakkımızı kullanırız.Beis yok. Seçme hakkımız olmasa da oyumuz Barak"a. Bizim Barak

I-Sabah akşam siyaset konuşuyoruz. Siyaset konuşanlar, yazanlar değerli. İncir çekirdeğini bütün bir yıla -ömre mi demeliydim?- yetecek kadar adil dağıtabilenler yani. Bi daha bi daha. Yine yeni yeniden. Ben dedim o dedi. Sen dedin ben dedim. Ay ben ne dedim.

Kendi gündemimiz yetmiyor, ABD seçimlerini sabaha kadar canlı yayınlarla tartışıyoruz.

Bir ümit, belki ABD bizi de eyaletlerinden bir eyalet kabul eder de seçme hakkımızı kullanırız.

Beis yok. Seçme hakkımız olmasa da oyumuz Barak"a. Bizim Barak canım. Başkan seçilişini kurban keserek kutladığımız Barak.

II-Yazmaktan sıkıldım. Yetkililerin sade suya tirit, teknik aksam tanıtımlarından bunaldım.

Türkiye"nin erkek sorunu var.

Evini ateşe verip, karısını eve kilitleyerek çekip giden doktorun Hipokrat yeminini düşünüyorum.

Alevler içindeki kadının yaşadığı şoku düşünebiliyor musunuz? Komşuları itfaiye çağırmasaydı diri diri yanacaktı. Bu nasıl öfkedir! Bu nasıl şiddettir!

Güne bir şiddet haberi yetmiyor. Kalbim öğretmenini bıçaklayan öğrenci haberi ile tarumar aynı zamanda. Olay Samsun Ticaret Lisesi"nde yaşanıyor.

Yetkililer şiddet olayları için "teknik takip"te.

Her meseleyi teknik takip ile halledebileceğini düşünenlere İzmirli Rabia öğretmenin bütün tedbirlere rağmen katledilişini hatırlatalım.

Eylül"ün son haftası. Rabia öğretmen İzmir"de öğrencisi tarafından öldürüldü. Durduk yere. Bana bir harf öğretinin kırk yıl kölesi olurum saygısından, "Bana bak hoca sen bana karışamazsın tamam mı?"noktasına varıp dayanmış olan post modern öğrenci profili ile bilmem kaçıncı defa cinayet üzerinden karşılaşmış olduk.

Yeni eğitim anlayışımızda -düzenimiz, felsemiz mi deseydim- öğrenciye her şey mubah, öğretmene her şey yasak.

Belindeki kemeri çıkarıp âleme ibret olsun diye,

İçindeki azmanı beslesin diye,

Durduk yere, disiplin adına, sana söylüyorum kızım sen işit gelinim hesaplarında öğrenci döven öğretmenler konusunda Milli Eğitim"in tedbir alması, dayakçı öğretmenleri eğitimden ayıklaması güzel.

Ama dayakçı öğretmenin yerini alan cani öğrenciler kısmında ne yapacağız!

Merhume Rabia öğretmenin ardından meslektaşları yürüdü. Milli Eğitim"i tedbir almamakla suçladı. Oysa birkaç saat sonra anlaşıldı ki, Rabia öğretmen; bıçağı kapıp giden oğullarının arkasından okula koşan okul idaresini uyaran anne babası okulda müdürün odasındayken, polis okuldayken öldürülmüş öğrencisi tarafından.

Gazeteler acele tarafından bir cani çocuk portresi çıkardı ortaya: "Babasından dayak yiyiyor, annesini dövüyor, esrar kullanan biri ."

Bu profil bizim ne işimize yarıyor arkadaşlar!

Sorun şu ki, toplumsal değerlerimizi güncelleyemiyoruz.

Bir önceki dönemin değerlerini ya reklam spotları ile nesneleştiriyoruz ya da reklam üzerinden imha ediyoruz.

Şiddetin diline teslim olarak, kamuoyunu haberlerden haberdar etmenin sevinci/bilinci ile vicdanımızı rahatlatıyoruz.

Şiddet haberlerinin duyarlılıkları öldürüp şiddeti beslediğini ne zaman farkedeceğiz!

Mesele teknik takip meselesi değil.

Vicdanın görevlerini yerine getiren dijital teknoloji yok.