Telif, ekmek parası, değişmeyen Türkiye vs.

00:0030/03/2001, Cuma
G: 11/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Hatıratları okuyup değerlendirirken edinilen bilginin aynı döneme ait başka bir yazar tarafından nasıl anlatıldığının tetkik etmek bizi yanlış bir imaj sahibi olmaktan korur. Mesela Halide Nusret "Salon" mecmuasına bir hikayesini gönderir. Hikaye için kendisine üç lira telif ücreti gönderilir. Üç lira çok büyük bir paradır. Çünkü öğretmen maaşı olarak sekiz lira almaktadır. O dönemin öğretmen maaşlarının günümüze göre daha doyurucu olduğunu göz önünde bulundurursak bir hikaye için ödenen üç liranın

Hatıratları okuyup değerlendirirken edinilen bilginin aynı döneme ait başka bir yazar tarafından nasıl anlatıldığının tetkik etmek bizi yanlış bir imaj sahibi olmaktan korur. Mesela Halide Nusret "Salon" mecmuasına bir hikayesini gönderir. Hikaye için kendisine üç lira telif ücreti gönderilir. Üç lira çok büyük bir paradır. Çünkü öğretmen maaşı olarak sekiz lira almaktadır. O dönemin öğretmen maaşlarının günümüze göre daha doyurucu olduğunu göz önünde bulundurursak bir hikaye için ödenen üç liranın ne kadar büyük para olduğu daha iyi anlaşılır.

Yazar için ödenen paranın maddi boyutundan ziyade manevi boyutu çok önemlidir. Çünkü yazısı para ödenecek kadar değerli bulunmuştur. Ödenen para ile kendisinin profesyonel yazarlar kategorisinde değerlendirildiğinin müjdesini almış olmaktadır.

Aynı dönem içinde bütün yazar ve şairler aynı kabule şayan olmuşlar mıdır? Bu gün olduğu gibi dün de bu soruya verilecek cevap kuvvetli bir hayırdır. Nitekim gergef işleyerek geçimini sağlamaya çalışan ve çok sefil bir hayat süren şaire Yaşar Nezihe Bükülmez hayatı boyunca bir defa telif almıştır. Üstelik Halide Nusret gibi öğretmenlikten gelen bir maaşa da sahip değildir. Henüz hayatta iken Murat Uraz tarafından öldü gösterilen Yaşar Nezihe Bükülmez 1948 yılında kendisiyle yapılmış röportajda iki şiir kitabı, 250''den fazla şarkısı olduğunu, bunlardan bazılarının bestelenip radyolarda okunduğunu söyledikten sonra; şimdiye kadar yazdıklarından sadece bir şiirinden beş lira aldığını söyler.

"Siyah, ıssız yollara düşmüş, siyah tali''li yolcudan farkım yok. Rehgüzarımda siyah uçurumlar, siyah kayalar, siyah dikenler var. Ben muttasıl bir maişet yolunda koşmaya mahkumum... Elimde siyah bir kalem, siyah bir mürekkeple mukadderat-ı siyahımı tasvire çalışıyorum" diyen şairenin 1335 tarihinde Nazikter''in 20''nci sayında çıkan Ekmek ve Kömür ihtiyacı başlıklı şiirini günümüzü anlatan bir şiir gibi okumak mümkün. *

Mahalleden iki gündür verilmiyor

ekmek

Kolay değil gece gündüz bu açlığı

çekmek

Zavallı milletin aç karnı dört buçuk

senedir

İaşe meselesi hallolunmuyor bu nedir...

Satıldı evlerin eşyası hep bir ekmek için

Ne yaptı millet acep bu azabı çekmek

için

Kiminde kalmadı yatmak için yatak

yorgan

Doyunca bulamadı yazık birçokları kuru

nan

Şaşırdı yollarını genç kadınlar oldu zelil

Eden bu milleti açlıktır hep bu rütbe

sefil

Sokak sokak kadın erkek çoluk çocuk

dilenir

Görünce bunları bir yare dilde tazelenir

Mahalle ekmeği çıkmazsa iş fenalaşıyor

Çoluk çocuk dökülüp yollara aç

ağlaşıyor

O gün hamur çamur ekmekler on

beşe satılır

Paran da yoksa yetim yavrularla

aç yatılır

Elimde iğne kalem var da ben de

muhtacım

Yetim Vedad''ım ile kırk sekiz

saattir açım

Çalışmak isterim iş yok, bu hale

hayranım

Bu aç yetime bakıp ağlarım perişanım

Vatan harabe fakir millet aç sefil üryan

Bugün düşüncesi halkın biraz kömür ile

nan...

* Kerim Sadi, Türkiye''de Sosyalizmin Tarihine Tatkı, İletişim yay. 1994, sh 698-702