
Türkiye şehitlerine ağlıyor… Manşetlerimiz böyle birkaç gündür. Yanlış oldu esasında otuz yıldır böyle manşetlerimiz.
Her güne bir şehit düşüyor. Ne ki çatışmada şehit olanların sayısı, bir elin parmaklarını geçince algılıyor medya.
Keyfine göre haberleri büyütüyor, görüyor ya da küçücük bir yer ayırıyor.
Şehadet bile bir pazarlama aracı, görsel bir metin için fon olabiliyor medyanın hiç ölmeyecek bin yıl yaşayacak kalemlerinin, yayın yönetmenlerinin elinde.
Tatil yazıları yazmak üzere iştahı kabarmış iken, bu yazın güzel geçeceğini kendini inandırmışken pek necip kalemler. Güneşin bağrında, denizin koynunda her şey iyi giderken “öteki Türkiye”nin şehadeti düşüyor milyonuncu defa.
Ne yapsın medya!
Öteki Türkiye''nin yasına yaslanacak rol icabı bilmem kaçıncı defa.
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ama yazişleri, kalemşörler kalpten bir harf çıkarmaya bile uğraşmıyor. Aynı manşetler kes yapıştır bir maharetle tekrarlanıyor. Gidilecek tatil var, çatılaşacak keyif. Kopsa şu Türkiye de kurtulsak diyorlar tatil keyfi yara bere alır gibi olduğunda.
Kopan neyse…
Kopunca ne olacaksa!
Bin yıl kesintisiz tatil hakkı geleceğini hayal ediyorlar belli ki.
Rock konserini “kalbi” kelimelerle donatıp, ”Türkiye şehitlerine ağlıyor” diye klişe manşetler atıyor kalbi nasır tutmuş kalemşörler.
Siz gidin tatil yazıları yazın. O duyarsız kelimelerinizle görev icabı taziye yazıları ile kalbimizi daraltmayın. Bırakın yetim oğluna ağlayan anne ile ağlayalım. Yiyemediğin oldu yediremediğim oldu. Seni dağlara kurban verdim diyen annenin yüreğine yüreğimizi katıp ağlayalım usul usul.
Manşetler. Yazılar. Çağrılar. Barış kelimesinin savaş ve şiddet içeriği ile dolup taşmasına vesile kurduğunuz bütün cümleler ile susun artık. Ben demiştim demek için kurduğunuz uçuk fikirlerinizle susun artık.
Türkiye 13 evladına ağlıyor. Manşetler böyle söylüyor.
Ben hafta sonu ölümün içindeydim. Sıralı ölümlerin, uykuda gelen ölümlerin içinde.
Canım dünya kelamı etmek istemedi de gelen mektupları yayınladım.
Türkiye evladına ağlıyor diyenler ne Türkiye kelimesini biliyor ne evlat kelimesini.
Rakamlara ağlıyoruz biz. Tecimsel kalbimiz rakamlar kadar ağlıyor. Her gün bir şehidimiz var. Ancak şehadeti algılamamız için o nasır tutmuş kalbimizin bir parça titremesi için, aynı anda bir elin parmaklarını geçmiş olması gerekiyor şehit düşenlerin.
Oğlunu tek başına kaybetmiş analar yalnız ağlıyor oğullarına. Onlar için manşetler atılmıyor.
Şehadet şerbetini içenler, sayılar üzerinden görünüyor medyamızda. Birbirinin yasına yaslanan anaların sayısı bir elin parmaklarını geçince “haber değeri” taşıyor.
Rakamlar yükselince; şehadet üzerinden “magazin“ türetenlere kalıyor meydan.
Bu ölmeden önce kullandığı son çatal. Bu matarası. Burada oturmuştu.
Bunu yapmayın!
Analara, babalara, arkada kalan eşlere evlatlara bunu yapmayın. Ölümden bir parça daha seyirlik malzeme toplamak için şehadeti magazin diline dönüştürmeye kalkmayın.
Klişe manşetler, kes yapıştır haber dili. Kalbinize değdirmeden dizdiğiniz kelimeler duyarsızlık üretiyor sadece.
Türkiye şehitlerine ağladı.
Bir yanımız ağlayan ayva bir yanımız gülen nar. Tarkan Trabzon''da konserini iptal etmiş şehitlerin haberine alınca.
Aynur üçüncü şarkısını da Kürtçe söyleyince protesto sesleri yükselmiş.
Rock''n Coke konseri “bütün ihtişamı” ile yapılmış.
Konserden geriye tutuk boyunlar, uykusuz gözler ama olağanüstü etki kalmış.
Türkiye şehitlerine ağlıyordu değil mi?
Yaşadıklarımıza bir film karesinde rastlasaydık daha çok ağlardık emin olun.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.