“Üçüncü şahlanış” ahirete doğru

00:002/03/2011, Çarşamba
G: 4/09/2019, Çarşamba
Fatma Barbarosoğlu

Erbakan''ın ölüm haberini Moral Fm''de öğrendim. Günlerden pazardı, öğle ezanı henüz okunmuştu. Tam kırk yıl sonra ilkokul öğretmenim ve sınıf arkadaşlarımla buluşmuştum.Yani fena halde tarihin içindeydim. Fena halde tarihtim.Ne kadar da ani oldu cümlesi çıktı ağzımdan. Hangi anilik! Hoca 85 yaşındaydı.Sabah kahvaltısı için buluşacağımız Merter Polis Evi''ne giderken; Saadet Partisi''nin binasındaki dev afişi görmüştüm. Üçüncü şahlanış diyordu. Üçüncü şahlanış ahirete yol alacakmış…Ağzımdan çıkan

Erbakan''ın ölüm haberini Moral Fm''de öğrendim. Günlerden pazardı, öğle ezanı henüz okunmuştu. Tam kırk yıl sonra ilkokul öğretmenim ve sınıf arkadaşlarımla buluşmuştum.

Yani fena halde tarihin içindeydim. Fena halde tarihtim.

Ne kadar da ani oldu cümlesi çıktı ağzımdan. Hangi anilik! Hoca 85 yaşındaydı.

Sabah kahvaltısı için buluşacağımız Merter Polis Evi''ne giderken; Saadet Partisi''nin binasındaki dev afişi görmüştüm. Üçüncü şahlanış diyordu. Üçüncü şahlanış ahirete yol alacakmış…

Ağzımdan çıkan ne kadar da ani oldu cümlesi kulağıma ulaşınca “Her nefs ölümü tadacaktır” ayeti kerimesini hatırladım. Rabbim, Hoca''ya ömür konusunda cömert davranmıştı.

Erbakan merhum üçüncü şahlanış diyordu artık ayakta duramayan halini imajlar eşliğinde ortaya koyarken. Belki de ölümünün bu satırların yazarına bu kadar ani gelme sebebi buydu. Haziran seçimlerindeki performansına hazırlamıştık kendimizi. Yaş kemale erince, bu kemalin son anda nasıl bir seçim stratejisine evirileceğini merak ediyorduk. Sanki siyasi olunca, Erbakan gibi biri olunca, küllerinden doğar sanıyorduk.

Ne kadar ani …

“Her nefs ölümü tadacaktır.” Bunu başkasının ölümünde söylüyoruz. Başkasının ölümünü kabul ediyoruz. Sıralı ya da erken. Sevdiğimiz herkes için ölüm erkendir zaten. Neden şimdidir. Rahmetli ile daha on dakika önce konuşmuştuk hâlbukidir.

Ölüm, bizi atlayan bir ibret bahsi olduğunda sıkıntı yoktur. Ölümlerden ders çıkartır ibret alırız.

Alır mıyız? Hayır!!!

Mesela siyasiler, askeri erkân, Hoca''nın devlet töreni istemeyişinden nasıl bir ibret dersi çıkartmışlardır?

Merhum devlet töreni istemedi. Ama cenazesine gelenler gelişleri ile TSK özrünü mü beyan etmiş oldular!

PEKİ!!!

Hayat tarzı üzerinden kavga tutuşturmaya çalışanlar Erbakan''ın ölümünden, cenaze töreninden paylarına düşeni alacaklar mıdır?

Biz alacak mıyız payımıza düşeni!

Dört defa partisi kapatılan merhum lidere, halkın sevgisinde şüphenin rengi yok elbette.

Peki diğerlerinin sevgisi? Saygısı?

Büyük bir imtihandı merhumun imtihanı.

Ki onunla birlikte hepimiz imtihanda idik. Hepimizin imtihanda olduğunu unuttuk zaman zaman. O da unuttu biz de unuttuk. İnsan nisyan ile malul. Ne ki hatırlama ve hatırlatma bahsi işlemiyor ne vakittir.

“Ölüm en büyük hatırlatıcıdır.” Sorun şu ki hatırlamak mı istiyoruz unutmak mı?

Arkasından konuşanlara bakıyorum. Bir kısmı merhuma, Taha Akyol''un dediği gibi “nostaljik saygı” duyuyor. Bir kısmı Haziran seçimleri için miras peşinde. Zengin birinin ölümünden sonra aniden ortaya çıkan uzak akraba rolü önümüzdeki günlerde kapanın elinde kalacak gibi görünüyor.

Dört defa partisi kapatılan bir lider olup da söylemine öfkenin tek bir harfini dahil etmemiş bir şahsiyet idi. Kitleleri şiddete sürüklemeyişi ancak “ŞİMDİ” görülüyor.

İnanacak mıyız? Tam da şimdi görüldüğüne. Hakkının teslim edildiğine!

Ortadoğu''da, Afrika''da isyan patlak vermemiş olsaydı Erbakan Hoca böyle hatırlanır mıydı?

Haziran seçimleri ufakta iyice belirmemiş olsaydı “mirasından pay kapmaya çalışanlar” merhum sayın Erbakan/Erbakan sayın merhum diyerek saygı üstüne saygı bindirmeye kalkar mıydı?

28 Şubat''ta dik duramadı diye eleştirenler şimdi iyi ki öyle yaptı ülkeyi çatışmaya sürüklemedi diyor.

Oysa merhum, Ümmet bilincini, küreselleşen dünya anlayışı içinde güncellemeyi başarmıştı. Onun için en solcusundan en sağcısına kadar bugün 30 yaşından büyük olan herkesin kimlik inşasında önemli bir katkısı vardır Erbakan''ın. Tıpkı Hacı Bayram Veli''nin

“Nagehan ol Şara vardım, ol Şarı yapılır gördüm,

Ben dahi bile yapıldım, taş ü toprak arasında…” dediği gibi bir taraftan ülkeyi, bir taraftan ülkenin insanlarını, bir taraftan da kendini yapıyordu.

Rabbim taksiratını affetsin. Rahmetini ziyade kılsın.